ANTALYA · KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUMHasta mahremiyeti önceliğimizdir.
GEBELIK VE DOĞUM

Kadın hastalıkları ve doğum branşının Sağlık sistemine dair sorun ve önerileri

Kadın hastalıkları ve doğum branşının Sağlık sistemine dair sorun ve önerileri
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır.

Kadın Hastalıkları Ve Doğum uzmanları olarak TOPLUM SAĞLIĞINI KORUMA SORUMLULUĞUMUZ, mevcut koşullar nedeniyle giderek zorlaşmaktadır. Sorunlarımız acil çözüm beklemektedir. Aksi takdirde Kadın Hastalıkları Ve Doğum branşı, çalışabilir hekim niteliği açısından çökecek, gebe ve bebek sağlığı ciddi te

Kadın Hastalıkları Ve Doğum uzmanları olarak TOPLUM SAĞLIĞINI KORUMA SORUMLULUĞUMUZ, mevcut koşullar nedeniyle giderek zorlaşmaktadır.
Sorunlarımız acil çözüm beklemektedir. Aksi takdirde Kadın Hastalıkları Ve Doğum branşı, çalışabilir hekim niteliği açısından çökecek, gebe ve bebek sağlığı ciddi tehdit altına girecektir. Genç  başarılı hekimler bu branşı tercih etmemektedir. Defansif tıp uygulamaları, sistemi daha maliyetli  ve zararlı hale getirecektir. Zorluklar nedeniyle mesleği terkler başlamıştır.
Kadın Doğum Hukukugrubuylaoluşturduğumuz ayrıntı ve gerekçelerini sunduğumuz :
1.  Down sendromu ve diğer genetik tarama testleri konusunda acil düzenlemeler
2.  E-Nabız entegreli dijital bilgilendirme sistemi
3.  Gebe okulu modeli
4.  Mesleki sorumluluk kurulunun yetkilerinin güçlendirilmesi
5.  Adli Tıp değerlendirmelerinin denetimi
6.  Tazminat üst sınırı ve sigorta reformu
7.  Özel sağlık hukuku normları yazılması, Borçlar Kanununda hekim sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler, konularında gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz.
 
Konu: Sağlık Hizmeti Kaynaklı Zararlar (Malpraktis-SHKZ), Bazı Genetik Hastalıklar, Yargılamalarve Zararların Tazmini, Özel Sağlık Hukuku Gereksinimi, Hekim Sorunları Hakkında. 
Malpraktis (SHKZ):Hekimin veya sağlık personelinin kasıt, kusur ya da ihmal sonucu standart tıbbi uygulamayı yapmaması, bilgi veya beceri eksikliğiyle yanlış ya da eksik tanı ve tedavi uygulaması veya hastaya tedavi vermemesi nedeniyle hastanın zarar görmesi durumudur. Bu tür zararlar, sağlık çalışanları açısından cezai ve hukuki sorumluluk doğurmaktadır.
Son dönemlerde hekimlere verilen olağanüstü  tutarlardaki hukuki tazminat cezaları, sağlık hizmetinin niteliğini, erişilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır.
Gaziantep’te özel bir hastanede çalışan Kulak Burun Boğaz Uzmanına 109 milyon TL,  Diyarbakır’da çalışan bir Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanına   hükmedilen yaklaşık 78 milyon TL tutarındaki tazminat ve benzer davalar, Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanları olarak bu birlikteliği kurmamıza gerekçe olmuştur.
Yargılamalarda komplikasyon - malpraktis ayrımı fiilen ortadan kalkmıştır. 
Tıbbi risk: Bilinen, öngörülebilir, önlenemez bir durum ise devlet; hekimin sorumluluğunu genişletmemelidir.
İlk derece mahkemelerinde bilimsel gerçeklikten uzak, vicdani gerekçelere dayalı orantısız kararlar verilmektedir. Bu kararların önemli bölümü istinafta bozulmaktadır. Ancak istinaf sonuçlanana kadar geçen sürede kararlar, davacılar tarafından icraya konulmakta ve dosyalara hekimler tarafından teminat sunulması gerekmektedir. İstinaf süreci, ekonomik açıdan sürdürülemez durumdadır. Yargılama sonunda hekimin kazandığı davalarda dahi yüksek tazminat istekleri ve masraflar nedeniyle hekimler ciddi maddi kayıplara uğramakta, mal varlıklarına haciz gelmekte ve ağır ekonomik baskı altında kalmaktadır.
Sigortacılık Ve Özel Emeklilik Düzenleme Ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenmiş en riskli branşlar için bile tazminat üst sınırı 4.000.000 TL'dir. Sık aralıklarla revize edilmeyen bu teminat miktarı astronomik tazminat tutarlarını karşılamaktan çok uzaktır.
 
DOWN SENDROMU  VE  TESPİTİ
Kadın Hastalıkları VeDoğum pratiği üzerinde Down sendromu konusunda ağır ve sürdürülemez bir baskıoluşmuştur. Şöyle ki; 
Down sendromu toplumun ortalama 700 kişisinden birinde görülmektedir. Kadın oositinin döllenme sonrası mayoz bölünmede ayrışma hatasına bağlıdır. 
25 yaşta 1/1250 sıklıkta iken, 35 yaşında 1/400 ve 40 yaşında 1/100 kadında görülür. Kadınların ortalama doğum  yapma yaşı tüm dünyayla birlikte ülkemizde de yükseldiği için yaşa bağlı Down sendromlu bebek sayısı da artmıştır. 
Down sendromlu bireylerin %50’sinde kalp hastalıkları, %70’inde görme problemleri, %60’ında işitmesorunları, %20-50’sinde tiroid bezi problemleri bulunur. Ortalama IQ 40-55 olup yaşam süresi ortalama 45-50 yıldır.
Avrupa’da Down sendromu tanısı konulduğunda gebelik sonlandırma oranı %92, Amerika’da %61-93’tür. Ailelere teorik olarak sorulduğunda %23-33 “sonlandırırım” derken, kesin tanı konulduktan sonra bu oran %89-97’ye çıkmaktadır. Gerçekle yüzleştikten sonra oluşan bu karar farkı,gebeyken testlere duyarsız kalan hastanın sonradan dava açma nedeni olmaktadır. Kimi zaman da  doktor erken tanı koyamadığı için bebeğinin sonlanması kararı alamayan aileler,  hekime dava açmaktadır.
Down sendromu ile ilgili olarak, “wrongful life” (istenmeyen hayat) ve “wrongful birth” (istenmeyen doğum) kavramları ebeveyn adaylarının ciddi şekilde engelli bir çocuğun doğumunu engellemediği için Kadın Doğum Uzmanına açtığı davaların temel felsefi iddiası olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de 1983 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren “Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük” gereğince, Down Sendromu sonlandırma yapılabilecek hastalıklardan biri olarak sayılmıştır.
Özellikle Down sendromu ile ilgili olarak yapılan invaziv olmayan tarama testleri (ikili, üçlü, dörtlü test) nedeniyle açılan davalar bilimsel ve hukuki temelden yoksundur. Bu testler yalnızca risk oranını belirtir, kesin tanı koymaz. Gebelik takip sürecinde “kan verilmedi/test yapılmadı” gerekçesiyle hekimin suçlanması kabul edilemez. Hekim tarafından testlerin önerildiğinin kayda geçirilmesi yeterli olup,  ‘yaptırıp yaptırmama kararı ve sorumluluğu’  hastaya aittir. Hastalar tüm takiplerinde pekçok hekime farklı tarihlerde gitmekte, önerilen testlere uyumsuzluk göstermektedir. Test önerilmesine rağmen yaptırmak istemeyen hastadan hekimi sorumlu tutmak ağır ve hekimin sınırlarını aşan  bir beklentidir.Hasta hiçbir sorumluluk üstlenmezken, hekim her sonucun garantörü gibi görülmemelidir.
Tarama testlerinin %100 tanı koymadığı gerçeği toplum tarafından yeterince bilinmemektedir. NIPT testi bile %100 sonuç vermemektedir; NIPT sonucu normal olup Down sendromlu doğan bebek vakaları dadava ile sonuçlanmaktadır.
Hekime eğer sorumluluk yüklenecekse Sağlık Bakanlığımız ve derneklerce oluşturulan tarama  algoritmlerine uymamak nedeniyle olmalıdır. Tıbbi ve bilimsel gerçekler böyle olmakla birlikte, Down sendromlu çocuk doğmasının hukuki ve ekonomik yükü tamamen hekimlere yüklenmektedir. Bu durum kamusal sağlık sorununun, bireysel sorumluluk olarak algılanmasından kaynaklanmaktadır.
İşin etik, ahlaki yönü de gözönüne alınarak; dava "biz bunu doğurmazdık" temalı olmamalı, "bakım masrafı yüksek, devlet desteği gerekli" diye olmalı ve hekim bu denklemden artık çıkarılmalıdır.
 
ONAM ZORUNLULUĞU
Hekimlere karşı açılmış olan davalarda kullanılan hukuki gerekçeler, meslekte acemilik-yetersizlik-özensizlik, hastanın bilgilendirilmemesi/hasta hakları ihlali ve ispat yükümlülüğü gibi kavramlardır. Bunların içinde hekimleri en çok zorlayan husus , aydınlanmış onam konusunda hekime getirilmiş olan ispat yükümlülüğüdür. Hekim, hastayı bilgilendirdiğini ve hastanın tedaviyi reddettiğini ispatlama yüküaltındadır. Mahkemelerde yazılı ispat aracı aranmaktadır. 
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. maddesinde aydınlatmanın yazılı veya sözlü yapılabileceği yazmaktadır. Yargıtay içtihat kararlarında tetkikin istenmesi, bilgisayara not düşülmesi aydınlatmanın yapıldığının delili olarak kabul edilirken, yerel mahkemeler bu kararı göz ardı edip hekimlerin cezalandırılması yoluna gitmektedirler.
 
Pratikte bir hastaya ayrılabilen zaman çok az olduğundan onam belgelerine yeterli zaman ayıramama ve  yazılı onam alma konusunda aksaklıklar da yaşanmaktadır. Hastanın bilgilendirildiğine dair yazılı notlar ve imza alma açısından geçmişte kullanılan ve zorunlu olan protokol defterleri bu anlamda çok faydalıyken , pratikte pek çok kurumdan kaldırılmıştır, kullanılmamaktadır.
Onamların arşivlenmesi de yeterince güvenli ve sağlıklı değildir.
Uygulamada ise tüm hasta kayıtları bilgisayar sistemlerinde tutulmaktadır. Hastaların kayıtları ile beraber onamlarını online olarak almak, bilgilendirmek ve muhafaza etmek bu şekilde kolayca mümkün olabilecektir.
Kadın doğum branşı ile ilgili diğer konular da asfiktik bebek doğumu ve omuz distozisine bağlı gelişen komplikasyonlardır. Vajinal doğum sırasında öngörülemeyen bu klinik durumlar, yüksek malpraktis tazminatlarıyla ilişkilendirilmekte ve hekimlerde ciddi bir hukuki risk algısı oluşturmaktadır. Bu durum, kadın doğum uzmanlarını defansif tıp uygulamalarına yönlendirmekte;  hukuki baskı ve tazminat korkusu ile sezeryan oranlarındaki artışda belirleyici olmaktadır. 
Hekim, kasıt ve açık ihmal dışında bu denli ağır sorumluluk altında tutulmamalıdır. 
 
DEFANSİF TIP GERÇEĞİ VE SONUÇLARI
 
Mahkemeler tarafından tazminat olarak belirlenmiş olan tutarlar, hekimlerin ve vatandaşların ezici bir çoğunluğu için bir ömür boyu çalışmayla bile elde edilemeyecek kadar büyük tutarlardır. Bu düzeydeki tazminatlar yalnızca bireysel olarak hekimleri değil, toplum sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Zira hekimlerin, olası komplikasyonlarda tüm yaşamları boyunca kazanamayacakları tutarlar ödemek zorunda kalmamak için, riskli cerrahi ve girişimsel işlemleri yapmaktan kaçınmalarına defansif (çekinik) tıp uygulamalarına ağırlık vermelerine neden olmaktadır. 
Devlet, sağlık çalışanını orantısız kişisel yük altında bırakmamalıdır. Hekime orantısız yükümlülük yüklenmesi, ağır tazminatlarla çalışmasının engellenmesi, tazminatların hekimi ekonomik çöküntüye sürüklemesi hekimin hayatını idame etmesini engellemektedir. Bu durum kişisel hak ihlali ve mülkiyet hakkı ihlali oluşturmaktadır.
Defansif tıp uygulamaları gereksiz tetkiklerin istenmesine, hastaların vakit kaybetmesine, özellikle riskli işlemlere ihtiyaç duyan hastaların tedaviye zorlukla ve yüksek ücretler ödeyerek erişmelerine yol açmaktadır. 
Yüksek tazminatlar genç hekimlerin uzmanlık alanı seçimlerinde, riski yüksek branşlardan uzak durmalarına sebep olmaktadır. Nitekim son uzmanlık sınavı yerleştirme sonuçlarına bakıldığında ne yazık ki Kadın Hastalıkları Ve Doğum gibi çok riskli branşların tercih edilmediği görülmektedir.
Hukuki riskler ve çalışma koşullarından kaynaklı Kadın Hastalıkları Ve Doğum uzmanlarının toplu istifa ettiği sağlık merkezleri de bulunmaktadır.
Ceza hukuku ve aşırı tazminat baskısı, sağlık hizmetini bu şekilde felç etmemelidir. Hekimlerin sürekli dava tehdidi altında çalışması kamu yararına aykırıdır.
 
BİLİRKİŞİLİK VE ADLİ TIP 
Hekimlerin mesleklerinden dolayı yargılanmaları aşamasında sorun yaşadıkları bir diğer konu da bilirkişilik ve adli tıp müessesesidir. 
Yapılan yargılamalarda bilirkişilerin donanım bakımından yetersiz olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, bilirkişilik eğitimleri 3 günle sınırlı kalmamalı; uzmanlık sonrası eğitim gibi sürekli ve periyodik hale getirilmeli, vaka/dosya bazlı örneklerle rapor yazımı ve değerlendirme pratiği düzenli sürdürülmelidir. Bazı dosyalarda değerlendirme standardını yükseltmek için bilirkişilere hukuki terminoloji, kusur–illiyet bağı ayrımı, rapor formatı ve ispat standardı gibi alanlarda ortak çerçeve ve uygulamalı destek sağlanmalıdır.
Raporlarda bilimsel belirsizlik alanları ve klinik algoritmalar/ Sağlık Bakanlığı ve diğer bilimsel kılavuzlar daha görünür biçimde vurgulanmalıdır.
Kadın Doğum dosyalarında branş temsili güçlendirilmeli ve kurul yapısı denge/önyargıyı azaltacak şekilde planlanmalıdır. 
 
Kuruma güven için çıkar çatışması algısını azaltan şeffaf kurallar (çekilme kriterleri, rotasyon, etik beyan) netleştirilmeli; bilirkişilik “kişisel ilişkilere göre taraflılık” tartışmasına açık bırakılmamalıdır.
 
Adli Tıp değerlendirmeleri ile klinik/kılavuz uyumsuzluğu şüphesi olan örnekler, kişi hedeflemeden sınıflandırılıp gerekçeli bir “iyileştirme raporu” halinde Adalet ve Sağlık Bakanlıklarına toplu öneri paketi olarak sunulmalıdır.
 
YARGILAMA SÜRECİ
Mesleki sorumluluk kurulunun “hekim suçsuzdur” dediği olaylarda savcılık itiraz edip yargılama başlatabilmektedir, bu düzeltilmelidir.Hekim, kasıt ve açık ihmal dışında bu tür suçlamalara maruz kalmamalıdır.
Hekimler Tüketici mahkemelerinde yargılanmaktadır, bu şekilde hasta-hekim ilişkisi ticaret ilişkisi haline getirilmiştir. 2015 yılında Tüketici  mahkemelerinde yargılama süreci başlamış, 2015 yılından itibaren de dava sayıları çok artmıştır. Artan dava sayısının yanında hekim kusuru tespit edilen dava sayısı da  tezat olarak çok azdır.Bu Adalet Bakanlığı verilerinden de anlaşılacaktır. 
Tüketici hukukunun temelinde ekonomik dengeyi sağlama amacı vardır. Oysa tıbbi müdahalelerde, yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve mesleki özen ön plandadır. 
 
Tıbbi faaliyet, sonucu garanti edilemeyen ve risk içeren bir hizmettir. Bu nedenle her tıbbi uyuşmazlığın “ayıplı hizmet” olarak nitelendirilmesi hukuken isabetli değildir. Tıbbi faaliyetin risk içeren doğası, tüketici hukukundaki ayıp mantığıyla bağdaşmamaktadır. Tıbbi müdahalelerin tüketici hukuku kapsamında ayıplı hizmet olarak değerlendirilmesi, hekimlik faaliyetini fiilen sonuç sorumluluğuna yaklaştırmakta ve Anayasa’nın 13., 17. ve 48. maddeleriyle bağdaşmayan ölçüsüz bir sorumluluk rejimi doğurmaktadır.
 
Hekim-hasta ilişkisinin Türk Borçlar Kanunundaki iş görme sözleşmesi türleri içerisinde yer almamasına rağmen hukuki ilişkilerde 'iş görme sözleşmesi' olarak kabul edilmesi doğan karışıklığın nedenlerinden biridir. Bugün hekimlik uygulamaları; bir mahkemede vekalet sözleşmesi, bir başka dosyada eser sözleşmesi, başka bir olayda haksız fiil, acil durumlarda da vekaletsiz iş görme üzerinden değerlendirilmektedir. Hekim-hasta ilişkisi bir alacak-verecek ilişkisi değildir, bu yolla oluşan hekim mağduriyeti muhakkak düzeltilmelidir. Aynı tıbbi müdahalenin farklı hukuki rejimlere tabii tutulması normatif istikrarsızlık yaratmaktadır. Bu durum Anayasa'nın 2. maddesi olan hukuk devlet ilkesine aykırılık taşımaktadır.
Manevi tazminatlar telafi edici olmalıdır, cezalandırıcı veya caydırıcı bir nitelik kazanmamalıdır. Oysa tüketici hukuku perspektifiyle, manevi tazminat miktarları yükselmekte, hekim üzerinde orantısız bir baskı oluşmaktadır. Mesleğin icrasını aşırı derecede zorlaştıran sorumluluk rejimleri, çalışma özgürlüğüne ölçüsüz müdahale oluşturur. AYM içtihatları, bu durumu ölçülülük ilkesi (Anayasa m.13), çalışma özgürlüğü (m.48) bakımından sorunlu görmektedir. 
Tüketici mahkemelerindeki dava harcı muafiyeti, doğrudan icra takibi başlatılabilmesi, manevi tazminat miktarının yüksek olabilmesi gibi nedenlerle haksız yere dava açmaya özendirilen bir grup hasta da vardır. Artık yapay zekaya tetkik ve epikriz sonuçlarının taratılarak avukatsız açılan para iadesi ve yüksek tazminat talepli davaların olduğunu da bilmekteyiz.
Tüketici mahkemelerinde yargılanmanın önüne kanuni değişikliklerle  geçilmelidir.
Tıbbın doğasındaki risk nedenli oluşan zararda hekim; dikkat ve özen eksikliği gerekçesiyle taksir ya da riski göze alıp vakaya girmesi durumunda  bilinçli taksirle yargılanmaktadır. 
Hasta hakları, oluşan zararlar ve zararların tazmini konusunda hekimler yalnız bırakılmaktadır. Devletin kurum ve kuruluşları ile hekimlerinin yanında olması ve tedavi süreçlerinde vakaların yargılama sürecine taşınmaması için kurumsal destek mekanizmaları oluşturulması gerekmektedir. 
Yargı süreci çok uzun sürmekte, doktorlar bu süreçte yıpranmakta, işine ve hayatına konsantre olamamaktadır. Tek amacı insanlığa faydalı olmak olan doktorların mesleklerini icra ederken bu kadar savunmasız bırakılmaması gerekmektedir. Yine yargılama sürecinde, doktorlar kendilerini tam olarak ifade edememekte, ‘KÖTÜ SONUÇ OLDUYSA, YANLIŞ BİR ŞEY YAPILMIŞ OLMALI’,  'ORTADA BİR MAĞDUR VAR VE BİRİ BU ZARARI TAZMİN ETMELİ' bakış açısı ile mahkemeler tarafından açık  hedef olarak görülmektedir.
Günümüzde obstetrisyen sadece doğum yaptırmamakta, aynı zamanda potansiyel hukuki sürece karşı delil dosyası hazırlamak zorunda kalmaktadır. Bu durum, mesleğin özerkliği ve hekim hasta ilişkisinin güven temeli açısından sürdürülebilir değildir.
"İyi hekim, iyi tedavi edendir" anlayışı baskınken,"iyi hekim iyi tedavi eden ve bunu eksiksiz belgeleyendir"şeklinde düşünmenin zamanı gelmiştir. Almanya'nın yaşadığı kendi hekimlerinin kaybındaki problemlerden birkaçı ; kodlama zorunluluğu, belgelendirme yükü ve 'tıbbi karar verenden çok belge düzenleyen' konumuna gelmeleridir. Almanya’da artan malpraktis sigorta primleri hekimleri çalışamaz hale getirmiştir. 'Belgelenmeyenin yapılmamış sayılma fikri' ve artan malpraktis davaları hekimlerin başka Avrupa ülkelerine göçüyle sonuçlanmıştır. Üstelik onların davalarındaki istenen tazminat miktarı da ülkemizdeki tazminat  miktarlarından  çok düşüktür.
İstinaf mahkemeleri sonuçlanana kadar geçen sürede kararlar, davacılar tarafından icraya konulmakta, dosyalara hekimler tarafından çok yüksek miktarda teminat sunulması gerekmektedir. Uygulamada bu miktarların çok yüksek olması nedeniyle bu teminat mektuplarının konamaması gibi olumsuz durumlar sonucu gelen icralar, büyük sıkıntılara yol açmaktadır. Yüksek tazminatlar ve süreçte yapılan masraflar nedeniyle, yargılamanın sonucunda beraat kararı çıksa dahi hekimler ciddi maddi kayıplara uğramaktadırlar.
Hekim sorumluluğuna ilişkin davaların icraya konulabilmesi davanın kesinleşme şartına bağlanmalıdır. Kesinleşen kararlar icra edilebilir hale gelmelidir.
Hastalar ve hekimler arasında oluşan uyuşmazlıklarda hakimler komplikasyon ve malpraktis ayrımını bilememektedir. Beş dakikada bir hasta bakma, devletin bu görevlendirmeyi yapıyor olması, doktorun elindeki teknik yetersizlikler, çalışma ortamı, personel, kayıt, depo yetersizlikleri hakimler tarafından tam olarak anlaşılamamakta ve değerlendirilememektedir. 
Kötü tıbbi uygulamaların bir kısmının da nedeni hizmet verilen yerin hukuka ve tıbbi standardlara uygun olmamasıdır. Çoğu hastanede gece anestezi ve resusitasyon uzmanı ve pediatri uzmanı  24 saat hizmet ilkesine uygun şekilde bulunmamaktadır. Bunun yanında Kadın Hastalıkları Ve Doğum branşı 24 saat uyanıktır ve gerekirse çalışır.Hizmette; kan merkezleri, tecrübeli  gece nöbetçihemşiresi, ebe , acil laboratuvar hizmeti, ambulans hizmeti, gece ameliyathane koşulları, gece ameliyathane hemşiresi, gece sorumlu müdürü, personel taşıyan şöfore varıncaya kadar çok değişkenli bir hizmet ağına ihtiyaç vardır.Bu işleyişin sorumlusu hastane yönetimidir fakat sorumluluk yine hekimin sırtına yüklenmektedir. Tüm hastanelerin fiziki ortam ve donanımları tıp bilimine ve mesleki standartlara uygun olmalı, hastane kalite standartlarına  uyum gösterilmelidir.
Hekimin bireysel olarak suçlanması ve cezalandırılması yerine sağlık hizmeti kaynaklı bu zararların tazmininde sağlık hizmeti toptan ele alınmalıdır. 
Yardımcı sağlık personelinin de yönetmeliklerde tanımlanmış görev ve yetkileri vardır. Yardımcı sağlık personelinin görev ve yetkileri yönetmeliklerle iyi belirlenmelidir. Ebe, hemşire , ameliyathane personelinin tecrübesizlik ve özensizliğinin tek sorumlusu hekim olamaz, hekimin bu şekilde bir ‘tümgüçlülüğü’ yoktur. Yardımcı sağlık personeli ile ilgili sorumluluğu da kamusal hizmet veren devletimiz üstlenmelidir. Sadece hekimin bireysel sorumluluğuna gidilmemelidir, bu sorumluluk altında ezildiğimiz açıktır. 
Karara bağlanan tazminatların tek seferde ödenmesinin istenmesi haksız zenginleşme nedenidir. Aslında yıllık peyderpey ödenmesi gerektiğine dair Danıştay kararları da mevcuttur. İstenen tazminat miktarlarını çoğu hekim ve vatandaş tüm yaşamı boyunca kazanabilecek durumda değildir. İstenen tazminatlar yaşadığımız gerçekliğe aykırıdır.
Aktüerya hesaplamaları ve kullanılan teknikler kanunen tekrar değerlendirilmelidir. 
Zor şartlarda mesleğini icra etmeye çalışan hekimlerin bir de süresi 15 yıla varan davalar ve yüksek tazminat riskleri altında bulunması hekimlik mesleğiniçok riskli ve çekilemez hale getirmektedir. Sonucu hekim bakımından olumlu bitecek bile olsa mahkeme süreci başlı başına bir cezalandırma olmaktadır. Hekimlik bedenen ve ruhen icra edilen bir meslektir. Bu bakımdan, psikolojisi bozuk bir hekim mesleğini icra edemez hale gelecektir.
 
MESLEKİ SORUMLULUK KURULU
Hekimleri korumak ve mesleki güvencelerini artırmak adına mesleki sorumluluk kurulu gibi düzenlemelerle mahkemelere hemen her şikayetin yansıtılmasının önüne geçilmeli, yargılama gibi uzun sürecek bir sürecin öncesinde uzlaşma yolları aranmalı, böylece hekimler ile ilgili olarak doğrudan yargılama sürecinin başlatılması engellenmelidir. 
Mesleki sorumluluk kurulunun “hekim suçsuzdur” dediği olaylarda savcılık itiraz edip yargılama başlatabilmektedir. Bu durumda Mesleki Sorumluluk Kurulu yeni bilirkişi raporlarıyla gereksiz dava açılmasını tekrar reddedebilmelidir. Bu yolun işletilmesi gereksiz davaları önlemek açısından  teşvik edilmelidir.
Tüm bu zorluklarla birlikte kamu hekimi/özel hekim ayrımı bulunmaktadır. Kamu hekimleri özel çalışan hekimlere göre daha fazla korunmaktadır. Oysa ki sağlık hizmeti bir kamu hizmetidir. Örneğin, kamu görevi yapan hekimler kasten zarar vermediyse ceza alması zorlaştırılmıştır. Kamu görevi yapan hekimlere getirilen bu düzenleme , muayenehaneler dahil özel sektörde çalışan tüm hekimlere de uygulanmalıdır. 
Mesleki sorumluluk kurulu bünyesinde kurulacak alt komisyonlarda, hastanenin şartları ve imkanları konusunda bilgi verebilecek durumda başhekim, mesul müdür, hastane çalışanları da bulunabilmelidir. 
Hekimin kurul karşısında sözlü ifadesi de  istenebilmelidir.
 
MEDYANIN GÜCÜ:
Medyada; hekimler hakkında uygun olmayan söylem ve davranışlar, doktorların bilgisini alenen aşağılama, dezenformasyonla hekimleri hedef haline getirme, hekim lehine sonuçlanmış kararları bile hekimi suçlayıcı sansasyonel  haberlere dönüştürme ve dezenformasyon suçu işlenmektedir. 
Görsel ve yazılı basında sağlık ve sağlık çalışanları ile ilgili yapılan haberler Sağlık Bakanlığı denetiminden geçmelidir. Haberlerin bir kısmı halk sağlığını da ilgilendiren konulardır ve haber yapan kişiler yetkisizdir.
Tıbbi gerçeklere hakim olmadan hekimleri yargılayan haberlere yer verilmemelidir. Dava sonuçları hekimin lehine bile olsa sansasyonel nitelik kazandırabilmek için doktoru suçlayıcı yaklaşım da sergilenmektedir. Davalar henüz sonuçlanmadan yapılan suçlayıcı haberler hekimin mesleki itibarına ciddi zarar vermektedir.
Televizyon dizileri halkımızı çok etkilemekte ve sosyal dönüşümde etkili olmaktadır. Senaryolar hekim itibarını ve mesleği suçlayıcı,aşağılayıcı tarzdadır. Medyanın dördüncü güç olarak nitelendirildiği günümüzde hekimlere yönelik bu tutum halka kötü örnektir ve halk sağlığını da ilgilendiren bu durum muhakkak denetlenmelidir.
Bazı ülkelerde ‘hekim olmayan basın mensuplarının’ sağlıkla ilgili haber yapamaması gibi çeşitli önlemler alınmıştır. 
Medyada hekim ve sağlıkçılardan oluşan ‘özel  basın sağlık büroları’ kurulabilir ve bu tür haberler için bu basın sağlık  büroları yetkilendirilebilir.
 
MESLEKTAŞLARA VE MESLEK İTİBARINA UYGULANAN ŞİDDET:
Hekimlik mesleğine karşı şiddet şunları kapsar:
Fiziksel saldırı ve cana kast, tehdit, hakaret, taciz, zorla tıbbi işlem/rapor/ilaç yazmaya dayatma, hekimin hizmet sunmasını engelleme, dijital hedef gösterme, mala zarar ve toplu saldırı.
Hastalar, hekimleri şikayet için tüm sağlık kurumlarında bakanlık yoluyla da teşvik edilmektedir. Ülkemizde hekimlik dışında sürekli şikayete teşvik edilen başka bir meslek grubu da yoktur. 
Yataklı ve ayakta tedavi kurumlarında hekimi  şikayete  yönelik teşvik edici ve kolaylaştırıcı duyurular kaldırılmalıdır, bu hekim itibarını ve güvenini zedeleyen bir uygulamadır.
Bunun yerine, hekime ve sağlık personeline dair olan şiddet neticesinde cezalandırmanın olacağı halka hatırlatılmalıdır. Buna dair pek çok yurtdışı örnek de bulunmaktadır.
Sağlıkta şiddet sorunu karşısında da istenirse geniş katılımlı bir çalışma yapmaya hazır olduğumuzu bildiririz.
 
 
KONUYA İLİŞKİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ 
A ) Acil Öncelikli Talepler:
1.  NIPT (Non-İnvaziv Prenatal Test) Testinin Ulusal Tarama Programına Alınması
TALEP: Tüm gebelere 10. Haftadan sonra cell-free DNA testi devlet tarafından ücretsiz olarak yapılmalıdır. Çağımızın gereği budur, gereken test zorunlulukları da yıllar zarfında peyderpey güncellenmelidir. 
    GEREKÇE: Bu test, Down sendromu ve diğer pekçok genetik hastalıklı  doğumları toplum düzeyinde önemli ölçüde azaltacaktır. Maliyet gerekçesi kabul edilemez; asıl maliyet hukuki kriz, hekim kaybı ve sistemin çöküşüdür.Down sendromlu çocukların yaşam boyu bakım maliyeti uzun vadede daha yüksektir. NIPT testinin ulusal tarama programına alınması dava sayısını anlamlı şekilde azaltacaktır. SGK üzerinden yapılırsa test başına maliyet 4-5 bin TL civarında olacaktır. Biokimyasal tetkiklerin bazıları özel ultrason ölçümleri istediğinden gerek bebek pozisyonu, gerek ultrason cihazı yeterliliğinin olmaması test güvenliğini daha da düşürmektedir. Dolayısıyla ultrason desteği ile yapılan biyokimyasal testler yeterli olamamaktadır.
3359 sayılı kanunun 3.madde (l) fıkrası; engelli çocuk doğumlarının önlenmesi için gebelik öncesi ve gebelik döneminde tıbbi ve eğitsel çalışmalar yapmayı ' SAĞLIK HİZMETLERİNİN TEMEL ESASI ' saymıştır.Güncel genetik testleri hasta takip pratiğimize devlet güvencesi ile eklemek, sağlık hizmetlerinin temel esaslarındandır.
Ülkemizde SMA hastalığının tarama, bilgilendirme, onam alma yükümlülüğünü devletimiz üstlenmektedir. Halk Sağlığı web sitelerinde bilgilendirme ve onam formları vardır. SMA da  genetik bir hastalıkken ve tüm yükümlülük devletimize aitken, Down Sendromunun ve diğer pekçok genetik hastalığın tarama ve sonrasındaki tüm bakım masraflarının Kadın Doğum uzmanına yüklenmesi kabul edilemez bir durumdur.
 
2.  E-Nabız Entegreli Dijital Bilgilendirme Sistemi
TALEP:Gebelik ICD kodu ilk girildiği anda, Sağlık Bakanlığı tarafından otomatik olarak gebelere SMS veya video ile bilgilendirme yapılmalıdır.
Gebelik başlangıcında Sağlık Bakanlığı iletişim için sisteme bir cep telefonu tanıtılmasını isteyebilir. Bu telefon, hastaya ya da birinci derece yakınına ait adli sorumluluğu olabilecek kişiye ait  olabilir.
 
Tüm testler için cut-off değerler oluşturulmalı, bunlara dair uyarılar hastalara mesaj olarak tekrar iletilmelidir. Hastanın bu testleri kabul edip etmediği de yine e-devlet/e-nabız  üzerinden verdiği onay yoluyla görülebilir.
Hasta ve yakınının onam formunda yazılanları ne kadar sürede okunup, anlaşılıp, idrak edilebileceği bilimsel olarak tespit edilmeli , süre standardizasyonu bilimsel olarak getirilmeli ve bu zaman aralığı  onay için tanınmalıdır. 
Sosyokültürel ve mentalolarak metni anlayamayacağına inanılan kişilerde  onam kişiselleştirilebilir.
İÇERİK:Gebelik riskleri, tarama testlerinin önemi ve doğal sınırları, testlerin %100 tanı koyamadığı gerçeği, Türkçe ve İngilizce dil desteği ile “Anladım / Anlamadım / Daha fazla bilgi istiyorum” seçenekleri, onam için belirli bir süre verilmesi
 
Bu sistemden sonra “bana anlatılmadı, hızlı karar verdim, anlamadım” iddiası hukuken geçersiz hale gelmelidir.
 
KETEM uygulamaları ülkemizde çok iyi şekilde yürütülmektedir.Hastaların taramalara yönlendirilmesi de benzer bir algoritm içinde zor olmayacaktır.
MBYS kayıt ekranlarına  ‘dikte özelliği ile sesin metne dönüştürebilmesi özelliğinin eklenmesi’,  hekimin bilgilendirme için anlattıklarını kayıt altına almasında işe yarayacaktır. Böylelikle bilgilendirmenin yapıldığı da ispat edilebilecektir. Eğer alınan rıza formlarının fotoğrafı çekilip sisteme yüklenebilirse de arşivlemede kolaylık sağlanacaktır.
Ayrıca tüm klinik testler bilgisayar takip programına kaydedildikten sonra hekimin bu testleri gördüğü farzedilmektedir. Bu konuda test sonuçlarının takibi ve doktora danışılması (acil ayaktan hastalar ve yatan hastalar hariç) hastaya ait olmalı ve hekim bu yasal sorumluluktan kurtarılmalıdır. Bilgisayar programlarında buna dair değişiklikler yapılması firmalardan istenmelidir. Aksi takdirde hekim testi görmediğini ispatla yükümlüdür.
 
3.  İnvaziv Olmayan Testler İçin Yazılı Onam Zorunluluğunun Kaldırılması
    TALEP: İkili, üçlü ve dörtlü testler gibi invaziv olmayan kan testleri için rutin yazılı onam zorunluluğu kaldırılmalıdır.
    GEREKÇE: İnvaziv olmayan bir test için yazılı onam hukuken zorunlu değildir, Yargıtay kararları bu yöndedir.  Hekimin testi önerdiğinin kayda geçirilmesi yeterlidir . İnvaziv işlemler (amniyosentez, CVS) için aydınlatılmış rıza ayrıca alınmaya devam edilmelidir.
 
4.  Ulusal ve Bilimsel Derneklerin Hazırladığı Standart Formların Resmi Onayı
    TALEP: Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) başta olmak üzere bilimsel derneklerin hazırladığı standart bilgilendirme formları, aydınlatılmış rıza formları ve rehberler Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmalı ve tüm hekimler için bağlayıcı hale getirilmelidir.Bu formlar Adalet Bakanlığının ilgili birimleri tarafından da uygunluğu onaylanan formlar olmalıdır.Oluşturulan bu formlar rutin aralıklarla literatüre uygun hale getirilmeli, yenilenmelidir.   
Bu gereksinim, diğer uzmanlık branşları ana dernekleri tarafından  ve  TTB UDEK aracılığıyla da sağlanabilir.
SONUÇ: Bu formların kullanımı hukuken koruyucu olmalı ve mahkemelerde ispat değeri olan yeterli formlar olarak kabul edilmelidir.
 
 
 
B ) Orta Vadeli Yapısal Reformlar: 
1.  Gebe Okulu Sistemi
MODEL:Amerika ve Avrupa örneklerinde olduğu gibi: Her gebe hastane başvurusunda kayıt açıldıktan sonra önce gebe okuluna yönlendirilmelidir. Oluşturulan kılavuzlara göre her sağlık kurum ve kuruluşun gerekli tedbirleri alması sağlanmalıdır. Gebe okulunda Sağlık Bakanlığı sorumluluğundaki ebeler tarafından birebir bilgilendirme yapılmalı, Sağlık Bakanlığının hazırlattığı aydınlatıcı videolar izletilmeli, broşürler verilmelidir. Tüm gebelik riskleri, tarama testleri, zorunlu testler ve onam işlemleri bu aşamada tamamlanmalıdır. 
Bilgilendirme, bilgi içeriği ve onam hizmeti böylece bakanlık personeli tarafından yapılacağı için tüm işlemler Sağlık Bakanlığı kontrolünde olabilecektir. Gebe okulundaki süreç sisteme kaydedilmeli ve süreç sonunda gebe artık takip edilebilir hale getirilmelidir.
Aynı sistem Aile Sağlığı Merkezlerinde de hayata geçirilmelidir. Bilgilendirilmiş hasta, test zamanında hekime başvuru yapmak zorunda olduğunu‘hür iradesiyle düşünür’ olmalıdır.
SONUÇ:Bilgilendirme ve onam yükü hekimlerden kalkacak, davaların açılma ve hekimin suçlanma riski  azalacaktır.
 
2.   Sigorta Reformu Ve Tazminat Üst Sınırı
a- Sağlık kaynaklı zararın karşılanmasında hekimin, mesleki sorumluluk sigorta poliçe primleriniarttırarak yüksek teminatlara ulaşmak için çabalaması; - hekimin o mesleği yapamaz hale geldiği Amerika ve Almanya  deneyimlerinde  gördüğümüz gibi-   imkansızdır.
b-Varolan sigorta sisteminde devam edilmesi kararı alınırsa;  teminat miktarlarının arttırılması, hekimlerin yüksek tazminatlardan korunması, sigorta primlerindeki olası artışlarla mesleği yapamaz hale gelebilecek tüm sektördeki hekime devlet desteği, sadece maddi tazminat değil manevi tazminatın da karşılanması gerekmektedir.
TALEP: Tazminat üst sınırı, mesleki sorumluluk sigortası teminat limitleriyle uyumlu hale getirilmelidir. Mesleki Sorumluluk Sigortası, yargılama giderlerini de kapsamalıdır. Sigorta primlerinin ödenemez hale gelmemesi için alternatif modeller (DASK benzeri zorunlu gebelik risk sigortası gibi) geliştirilmelidir. Hasta merkezli malpraktis + komplikasyon sigortası modeli uzun vadede değerlendirilmelidir.
 
Sadece hekimler değil sağlık kurumları da sorumluluk sigortası yaptırmalı, sağlık personeline ait kusurlarda sorumluluk sadece hekimin üzerine kalmamalıdır. Hastanelerin hekim harici çalışanları kapsayan malpraktis sigortaları olmalıdır.
 
Sigortaların bildirilen yıl içinde 3 davayı karşılaması  fiilen 3 davadan fazlası için sigortasızlık durumunu ortaya çıkaracaktır. Hekimlerin geçmiş yıllardan gelen davalarının da olabileceği düşünülmelidir. 
Emeklilikten sonra koruyuculuk süresi de 2 yılla sınırlı kalmamalı, 10 yıla çıkarılmalıdır. 
Vefat eden hekime mesleki sorumluluk sigortası yapılamamakta fakat çoğu vakada zamanaşımı 10 yıla kadar uzamaktadır. Vefat eden hekimin dosyasında ailesinin hekim yerine savunma yapabilmesi imkansızdır fakat oluşacak tazminatı  geride kalan ailesi ödemekle mükelleftir. Pandemide kaybedilen meslektaşlarımızın bir kısmına dava açıldığını da duymaktayız.
 
 
 
 
3.  Tıbbi Zarar Tazmini İçin Kamusal Fon Oluşturulması:
Kamu fonu oluşturularak bireysel hekim sigortası yerine hizmet kaynaklı zararın karşılanması ( meslek örgütümüz TTB’nin görüşü de bu yöndedir) bizce de uygundur.
Genel vergiler, SGK katkı payları, hastaneler ve hekimlerden alınan katkı payları, medikal şirketlerin ticari faliyetlerinden olabilecek kesintiler, sertifikasyon ve ruhsat harçlarından yapılacak kesintiler bu fonun temelini oluşturabilir. Oluşturulan bu kamusal fon birliği içinde hukuki danışmanlık verecek birimler de oluşturulmalıdır.
Anayasanın 19. maddesinin son fıkrasına göre ‘kişilerin uğradıkları zarar tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devletçe ödenir ‘, denmektedir.
Oluşturulacak kamusal fon ile hastaların zararları tazmin edilmelidir. Böylelikle kamusal fon ile hekimin kişisel mali iflası engellenecek ve hekim kaybının önüne geçilecektir. 
 
Malpraktisler böylelikle kayıt altına alındığı için gerçekçi istatistiklere kavuşmak mümkün olacaktır. Ulusal tıbbi hata veri tabanı oluşturulup, branşlara özgü risk raporları üretilebilecektir. Bu sayede eğitim programları da geliştirebilir. Hekimin psikolojik güveni artacak ve defansif tıp azalacaktır. Defansif tıp maliyetinin bile bu fonu karşılar düzeyde olduğu açıktır.
 
Hasta açısından ise kısa sürede tazmin gerçekleşecek, zaman kaybına uğraması engellenecek,  ispat yükü hafifleyecektir. 
 
Yargının üzerindeki iş yüküne de olumlu yönde katkı sağlayacaktır.
 
Bu sistemlerin dünya örnekleri de vardır. Tazmin yükünün hekimin üzerine bırakıldığı ülkelerde sigorta primlerinin ödenemez hale gelmesi, sağlık hizmetinin çok pahalanması ve hekim kaybının da olduğu gözönünde bulundurulmalı ve biran evvel bu konuda önlemler alınmalıdır.
 
 
4.  Hekim Sorumluluğunun Yeniden Tanımlanması
TALEP:Hekim sorumluluğu yalnızca,  kasıt ve açık ihmal ile sınırlandırılmalıdır.
GEREKÇE:Hekimin hatasız olmasının beklenmesi bilimsel değildir. ‘Makul hata kavramı’ kabul edilmelidir. Kusursuz sorumluluk anlayışı kadın doğum pratiğini çökertmektedir. 
Komplikasyonun ;  ‘olası doğal kötü sonuç olduğu’  bilinmelidir.
Tıbbın doğası olasılık bilimidir. Tıp çoğu zaman matematik gibi kesindoğrularla değil, olasılıklar ve klinik yorumlarla ilerler. Aynı veri seti; farklı klinik deneyim,farklı risk algısı,farklı savunma refleksinedeniyle farklı sonuçlara götürülebilir.Bu durum özelliklekomplikasyon – malpraktis ayrımında,retrospektif değerlendirmelerde,bilirkişi raporlarındadaha farklı yorumlar getirir. 
 
Değerlendirme sonuca göre değil,o andaki bilgi, koşul ve standartlara göre yapılmalıdır.
 
Hekimin tedavisini deruhte ettiği hasta iyileşebilir, aynı kalabilir veya kötüye gidip ölümle sonuçlanabilir. Eğer hekim klasik ve modern tıp kriterlerine uyup gerekli özeni göstermişse hekime herhangi bir suçlama yapılmaması gerekir. 
Tespit edilemeyen ve ailesinin sonlandırma kararı alamadığı bir Down Sendromlu bebeğin bakım masrafları ya da tüp ligasyon sonrası oluşan rekanalizasyonla doğan bebeklerin tüm okul ve bakım masrafları Kadın Doğum Uzmanının sırtına yüklenemez. 
Obstetrikte iyi yönetilen bir süreç dahi; omuz distosisi, fetal hipoksi, postpartum kanama, amniyotik sıvı embolisi, uterin rüptür, beklenmedik ölü doğum gibi komplikasyonlarla sonuçlanabilir. Pek çok durumda dakikalar belirleyicidir, tüm sağlık personelinin ehil ve hastanenin imkanlarının tam ve aksaksız olması gerekmektedir. Kullanılan cihaz ve ultrasonlar çağın gereklerine uygun olmalıdır.
Sağlık Bakanlığının hazırladığı sağlık hizmet protokollerinin sık aralıklarla literatüre uygun güncellenmesi gereklidir. Bu protokollerde hekimlerin yetkinlik ve tedavi algoritmi açıklıkla ifade edilmelidir. Bu protokoller tüm sağlık merkezleri ve muayenehanelerdeki hekimlere mümkünse imza karşılığı tebliğ edilmelidir.
 
Hastanın kendisi ve hastalığı ile ilgili doğru bilgi vermemesi , yanıltıcı bilgi vermesi durumunda da çıkan sonuçtan hekim sorumlu tutulmaktadır. Hastalar yaptırmak istemedikleri testler kronik hastalıkların varlığından bahsetme konusunda saklayıcı olabilmektedir.
Hasta benimsediği hekimin tıbbi tavsiyelerine uygun davranmalıdır. Hastanın aksi yöndeki davranışları dolayısıyla meydana gelebilecek olumsuz sonuçlardan hekim sorumlu tutulamaz. Hasta hakları  yönetmeliğinin 42/A maddesinin a,c ve ç bentleri uyarınca hasta, başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranmalı, katılımcı bir yaklaşımla hareket etmeli belirlenen sürelerle kontrole gelmeli ve randevu saatlerine uymalıdır.
 
Hekimin önerdiği tavsiyeler yerine getirilmediği takdirde tedavinin başarısı bakımından hasta üzerine düşen yükümlülüğü ihlal etmiş sayılır. Tavsiyelere uyulmaması nedeniyle tedavinin ya da teşhisin başarısız olmasından hasta sorumludur. Doktrinde hekimin tavsiyelerine uyduğunu ispat yükümlülüğünün hastaya ait olduğuve tavsiyelere uyduğu ancak yanlış tedavinin uygulandığını iddia etmesinde de  iddiasını ispatla  yükümlü olduğu belirtilmektedir. Fakat uygulamada ise tüm ispat yükümlülüğü sahibi ve olası kötü sonuçtan sorumlu kişi hekimdir.
 
Gebe hastaların yakın takibi saatler ve bazen günler boyunca devam eder, çok değişken bir hemodinamiye ve muayene bulgularına sahip olurlar. Bu takibi gece gündüz tek başına kadın hastalıkları ve doğum uzmanının başarması mümkün değildir, diğer meslek gruplarıyla ortaklaşa bir görev üstlenirler. Hemşire ve ebenin yanlış takip ve yanlış geri bildirimiyle ilgili yaşanan kötü sonuçlardan hekim tek başına sorumlu tutulamaz.
 
5.  Mesleki Sorumluluk Kurulunun Yetkilerinin Güçlendirilmesi
 
 TALEP: Kadın doğumcuların, adli tıp ve tıp hukukçularının ağırlıklı olduğu mesleki sorumluluk kurulu, hekimlerin yargılanıp yargılanmayacağına karar vermeli ve yargılanması gerekmeyecek türden şikayetlerin mahkemeye götürülmesinin önünde engel olmalıdır. 
 
Mesleki kurulun “hekim suçsuzdur” dediği olaylarda savcılık itiraz edip yargılama başlatamamalıdır. Bunun için ek bilirkişilik raporları dava açılmadan alınmalıdır.
 
Mesleki Sorumluluk Kurulu bünyesinde kurulacak alt komisyonlarda, hastanenin şartları ve imkanları konusunda bilgi verebilecek  başhekim, mesul müdür, gece sorumlusu, hemşire ve yardımcı personel de bulunmalıdır. 
 
6. Ana Derneklerin Hukuki Ve Tıbbi Danışmanlık Vermeleri 
 
Dernekler hukuki problemlerimiz için, hukuki danışmanlık kurulu oluşturmalıdır. Bu konuda dernekler teşvik edilmelidir. Bu kurullarda sağlık hukukunda tecrübe kazanmış  avukatlar  görevlendirilmelidir. 
 
Davaların bir kısmı bizlerin zaman azlığı, davaya uygun savunma üretemememiz, hukuki danışmanlık hiç almamamız ya da geç hukuki danışmanlık almamız, ilk savunma metnimizin eksiklik ve yanlışlığı, ilk savunmadaki psikolojik çökkünlüğümüz nedeniyle kaybedilmektedir. Sağlık hukukunda yetkin avukat bulabilmek metropollerde kolay olabilir fakat küçük şehirlerde pek mümkün olmamaktadır. Sigorta şirketlerinin avukatlarına da ulaşmak pratikte mümkün değildir ve genellikle savunmaya destek vermemektedirler.
 
Avukatlar sağlık hukukunda yeterince ehil olmadığı için eski Yargıtay kararlarını bulup emsal oluşturamamaktadır. Pek çok konuda olan Yargıtay kararları bulunup kullanılabilirse, davalar gereksiz şekilde uzamadan sona erecektir.
 
Dernekler aynı zamanda  bilimsel danışmanlık da vermelidir. Dernekler bu konuda teşvik edilmelidir.
Dernekler hukuki davalarda bilimsel mütalaa verebilmelilerdir.
 
Ana derneğimiz TJOD'un  Tıbbi Etik Hukuk Kurulu’nun bilirkişi raporlarıyla verdiği desteğin artması  ve kolaylaştırılması için Adalet Bakanlığı ile beraber çaba harcanmalıdır.
 
7.İş Yükü ve Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi
TALEP:  Performans sisteminin yarattığı aşırı iş yükü sorunu çözülmelidir. Gebelik takibinde ebeler de yardımcı personel pozisyonunda aktif olarak çalışmalıdır.
 
C ) Uzun Vadeli Yasal Düzenlemeler: 
1. Borçlar Kanunu Ve İlgili Mevzuatta Değişiklik
TALEP: Bu sorunların kalıcı çözümü için Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile koordineli olarakBorçlar Kanunu’nda hekim sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler yapılmalıdır. Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki modellerin Türkiye koşullarına uyarlanması mümkün olabilir. Düzenlemelerin kamu-özel ayrımı olmaksızın tüm hekimleri kapsaması gerekmektedir.
 
2. Bağımsız Özel Sağlık Hukuku Oluşturulması
Hekimlerin yargılanmasında Ceza, Borçlar Kanunu gibi ilgili olabilecek kanunların kullanılmasından ziyade toplum ve hekim ihtiyaçlarınaözel sağlık hukuku oluşturulmalıdır. Avrupa’da birkaç ülkede örnekleri vardır. Bunun için branş dernekleri görevlendirilebilir, dernekler kongrelerinde özel sempozyumlar düzenleyerek istek ve önerilerini içeren toplantı tutanaklarını Sağlık Bakanlığına iletebilirler.Hekimlerin yargılanmasındaki ölçüsüzlük bu sayede ortadan kalkabilir. 
Alınan her yanlış mahkeme kararı yanlış bir emsal oluştururarak, kışkırtıcı şekilde yeni şikayetlerin önünü açmaktadır. 
 
Artık hukuk tıbbın ötesinde kendi standardlarını yaratıp kendi gerçeklerini oluşturmuştur !!
İçtihatların tıp pratiğine “yeni standart” gibi dayatılması durdurulmalıdır.
Hukukun dili “olması gereken ideal”  üzerinden  ve  tıbbın dili “olasılıklar ve belirsizlikler” 
üzerinden kurulduğundan  ÇATIŞMA  kaçınılmazdır.
 
Hekimler için kusursuz sorumluluk tanımlanmalıdır.
 
Tazminatların üst sınırı olmalıdır.
 
Tazminatlardaki  aktüerya hesaplama yöntemleri de gözden geçirilmelidir. Hesaplamalarda  tıbbi gider desteği, engelli bireye mali destek, eğitim, okul ve bakım destekleri de gözönünde bulundurulmalıdır, tazminatlar gereksiz zenginleşme nedeni olmamalıdır.
 
Tazminat sistemi hekimi tek başına hedef olmaktan çıkarmalıdır. Ebe, hemşire, ameliyathane hemşiresi ile ilgili sorumluluklar yönetmeliklerde ayrıntılandırılmalıdır. Ameliyat bitiminde iki kere spanç saydıran ve tam olduğu ısrarla belirtilen fakat maalesef spanç unutulan vakanın  hekimi hapis cezası ve yüksek tazminatla yargılanmaktadır. Yönetmelikte spanç sayımını sirküle hemşire ile beraber ameliyathane hemşiresinin yapacağı söylenmektedir. 
Ebelerin ise tek başına gebe takibi ve doğum yaptırma yetkisi vardır. Hekimin değerlendirme kriteri ise çoğu zaman ebenin bahsettiği muayene bulguları ya da hemşirenin bahsettiği klinik değerlendirme ve vital bulgu ölçümleridir. Yardımcı sağlık personeline dair yönetmelikler hekimin tüm güçlülüğü üzerinedir, bu düzen çağın gereklerine aykırıdır. Sosyal medya ve telefon aracılığıyla olan personel-hekim görüşmeleri dahil, yeni, sınırları iyi çizilmiş ve yardımcı sağlık personelinin de sorumluluğunu teslim eden yönetmeliklere ihtiyaç vardır.
 
Yönetmelikler, ekip sorumluluğunu tarif eden ve risk yönetimini kurumsallaştıran bir çerçevede olmalıdır.
 
Sosyal devlet anlayışı gereği bakıma muhtaç bireylerin hayat boyu bakım desteğini devlet karşılamalı, hekimi tazminat ödeme zorunluluğundan kurtarmalıdır. 
 
Zamanaşımı süreleri gözden geçirilmelidir. 
Hekimin vefatından sonra dava açılamamalıdır.
Mesleki hukuki düzenleme talebimiz, hukuksuzluk isteği gibi algılanmamalıdır. Anayasamızın 36. Maddesinde de belirtildiği gibi her vatandaşın hak arama hürriyeti reddedilemez.
Bilimsel gerçeklere uyumlu yargıtay kararları birleştirilerek  özel sağlık hukukunda temel oluşturulabilir.İlk derece mahkemelerinin verdiği yanlış kararların bu sayede önüne geçilebilir.
 
3. Adli Tıp Değerlendirmelerinin Denetimi
Adli Tıbbın yanlış değerlendirmelerinin olması, keskin kılıç gibi herkesi biçecektir. Bu durum belki de en çok gözden kaçan kısımdır.İnsan doğası gereği bazen obsesyon, kibir, savunmacı yaklaşım, hata bulma motivasyonu, aşırı normatif yaklaşım, kendi tıp pratiğini mutlak doğru kabul etmegibi tutumlar, bilimsel doğruluğu gölgeleyebilmektedir.
Bu durumda değerlendirme; komplikasyonları tolere edemeyen,klinik gerçeklikten kopuk,idealize edilmiş bir tıp üzerinden yapılır.
 
Bilirkişilik sürecinde değerlendirme; ideal koşullara göre değil, olayın gerçekleştiği andaki bilgi düzeyi, mevcut klinik koşullar ve güncel tıbbi standartlar çerçevesinde yapılmalıdır. Aksi halde, komplikasyon ile ihmal arasındaki sınır bulanıklaşabilir ve klinik gerçeklikten uzak yorumlar ortaya çıkabilir.
 
TALEP: 
- Yanlış Adli Tıp değerlendirmelerinin önlenmesi için mutlaka ayrıca uzman görüşü ihtiva eden bir sistem oluşturulmalıdır. 
- Elimizdeki yanlış Adli Tıp değerlendirmelerini içeren dosyalardaki yanlışların tespit edilip, toplu bir şekilde Adalet Ve Sağlık Bakanlığına sunulmalıdır.
- Adli Tıp Kurulu değerlendirmelerinde  kesin hüküm veren sonuçlarbulunmalıdır. Rapor sonlarındaki muğlak ek maddeler soruşturmanın gereksiz devamlılığını sağlamaktadır.
- Adli Tıp Kurulu üyeleri üniversite ya da eğitim hastanelerinde en az 15 yıllık deneyimi olan hekimler arasından seçilmelidir. Üyelerin görev süresi kısıtlanmalı, üstüste aynı göreve seçilmeleri engellenmelidir.
- Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesindeki Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı sayısı en az 5 olmalıdır.
- Adli Tıp değerlendirmelerinde sadece hekimin değil mesul müdür, gece sorumlusu, hemşire ve gerekirse yardımcı personelin de bilgisine başvurulmalıdır.
   -Bilirkişi raporları bilimsel temelli, çok yönlü, tarafsız ve gerekçesi güçlü nitelikte olmalıdır.
4. Meslek Örgütlerinin Yeniden Yapılandırılması
TALEP:  TTB’ nin mesleki sorunlarını sahiplenmesi teşvik edilmeli, çıkarılan yönetmeliklerin oluşturulmasında ana dernekler ve TTB ile karşılıklı fikir alışverişinde bulunulmalıdır. Bu  durum yönetmeliklerin sahada uygulanabilirliğini arttıracaktır. 
Bu sayede kamu sağlığını  ilgilendiren konularda da ortak makul düzenlemelerin  yapılması mümkün olacaktır. HPV aşılarında Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği ile yapılan koordinasyonun olumlu sonuçlar verdiği dikkate alınmalı, TTB ve uzmanlık dernekleri ile de bu konularda koordinasyon sağlanmalıdır.
 
 
Saygılarımızla.
KADIN DOĞUM HUKUKU GRUBU
Dr.Sevtap Hamdemir Kılıç
Dr. Güray Ünlü
Dr. Kuzey Çelik
Önemli tıbbi bilgilendirme

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesine göre: “Yurt içi tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde kullanılan görsel içeriklerde, uyarı ve bilgilendirme amaçlı ve kolay okunabilir görünürlükte;Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

Gebelik ve Doğum

Bu konudaki soru ve cevaplar

2026 Hangi Bebek Senesi?+
2026 yılı Çin Zodyağına göre At yılıdır. Çin astrolojisine göre At yılında doğan bebeklerin zeki, sabırlı ve sezgisel olduğu söylenir. At yılı, genellikle derin düşüncelere sahip, sakin ve bilge bireylerin doğacağı bir dönem olarak kabul edilir.

Soru sayfasını aç

Anne Karnında Hangi Cinsiyet Daha Hareketli Olur?+
Bebeğin hareketliliği cinsiyete bağlı değildir. Hem kız hem de erkek bebekler anne karnında farklı zamanlarda ve farklı hızlarda hareket edebilir. Hareketlerin yoğunluğu ve sıklığı bebeğin sağlığı ile daha çok ilişkilidir, cinsiyetle değil.

Soru sayfasını aç

Bebek İsteyen Erkek Ne Yapmalı?+
Bebek isteyen erkekler sperm kalitesini artırmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidir. Sigara ve alkolden kaçınmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, stresten uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak sperm kalitesini artırabilir. Ayrıca, dar iç çamaşırları giymekten ve uzun süre sıcak su banyosu yapmaktan kaçınmak da sperm sağlığını koruyabilir. Erkeklerin beslenmesine çinko, C vitamini ve antioksidanlar eklemesi sperm sayısını ve hareketliliğini artırabilir.

Soru sayfasını aç

Bebek Sol Tarafta İse Cinsiyet Nedir?+
Bebeğin sol ya da sağ tarafta olması ile cinsiyet arasında bilimsel bir ilişki yoktur. Bebek anne karnında pozisyon değiştirir ve bu durum cinsiyet belirlemede bir faktör değildir. Bebeğin hangi tarafta yer aldığı, rahimdeki alanın genişlemesi ve bebeğin hareketleriyle ilgilidir.

Soru sayfasını aç

Bebek Yapmak İsteyen Çiftler Ne Yapmalı?+
Bebek yapmayı planlayan çiftler öncelikle sağlık kontrollerini yaptırmalıdır. Kadın doğurganlık dönemi olan yumurtlama zamanını takip edebilir, erkek ise sperm kalitesini artırmak için sağlıklı yaşam tarzına dikkat etmelidir. Çiftlerin düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye girmesi, sigara ve alkolden uzak durması ve stresten kaçınması hamilelik şansını artıracaktır.

Soru sayfasını aç

Ben Neden Hamile Kalamıyorum?+
Hamile kalamamanızın birçok nedeni olabilir. Hormonal dengesizlikler, polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, fallop tüplerinin tıkanıklığı gibi fiziksel durumlar doğurganlığı etkileyebilir. Ayrıca, stres, aşırı kilo, sigara ve alkol kullanımı, dengesiz beslenme de hamile kalamamanıza neden olabilir. Partnerin sperm kalitesi de hamile kalma sürecini etkileyen önemli bir faktördür. Bir doktorla görüşerek kısırlık testleri yaptırmak bu süreçte önemli olabilir.

Soru sayfasını aç

Bol Sperm İçin Ne Yemeli?+
Bol ve kaliteli sperm üretimi için sağlıklı bir beslenme şarttır. Ceviz, badem, kabak çekirdeği gibi çinko açısından zengin kuruyemişler sperm üretimini artırabilir. Aynı zamanda balık, avokado ve zeytinyağı gibi omega-3 yağ asitleri içeren gıdalar sperm kalitesini iyileştirir. Antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler, sperm sağlığını desteklerken, işlenmiş gıdalardan ve aşırı yağlı yiyeceklerden kaçınmak gerekir.

Soru sayfasını aç

Bol Su İçmek Hamile Kalmayı Kolaylaştırır Mı?+
Bol su içmek genel sağlık için faydalıdır ve doğurganlık sürecine de olumlu katkı sağlayabilir. Yeterli su içmek, vücudun detoksifikasyonunu sağlar, hormon dengesini destekler ve rahim sıvılarının sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Ayrıca, yumurtlama döneminde vücutta üretilen servikal mukusun kalitesini artırarak spermlerin yumurtaya ulaşma şansını artırabilir.

Soru sayfasını aç

Cinsiyet Belirtileri Nelerdir?+
Hamilelikte cinsiyeti belirleyen kesin belirtiler yoktur. Bebeğin cinsiyeti yalnızca ultrason gibi tıbbi testlerle öğrenilebilir. Geleneksel inanışlar, karın şekli, sabah bulantıları, cilt değişiklikleri gibi belirtileri cinsiyetle ilişkilendirir, ancak bunlar bilimsel dayanağı olmayan inanışlardır.

Soru sayfasını aç

Çocuk Olmasını Ne Engeller?+
Doğurganlığı olumsuz etkileyen birçok faktör vardır. Hormonal bozukluklar, düzensiz adet döngüsü, rahim ve yumurtalık problemleri, fallop tüplerinin tıkanıklığı, aşırı kilo veya aşırı zayıflık, sigara ve alkol kullanımı çocuk sahibi olmayı engelleyebilir. Ayrıca, stres, kötü beslenme, genetik faktörler ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar da hamile kalmayı zorlaştırabilir.

Soru sayfasını aç

Çocuk Olmuyorsa Hangi Testler Yapılır?+
Çocuk sahibi olamayan çiftler için hem kadın hem de erkek tarafına yönelik testler yapılmalıdır. Kadınlarda hormon testleri, yumurtlama takibi, rahim filmi ve ultrason incelemesi yapılırken, erkeklerde sperm analizi yapılır. Kadınlarda fallop tüplerinin açıklığını kontrol etmek için HSG testi yapılır. Erkeklerde ise sperm hareketliliği ve sayısını değerlendiren semen analizi yapılır.

Soru sayfasını aç

Çocuk Yapmadan Önce Ne Yapılmalı?+
Çocuk yapmayı planlayan çiftler öncelikle sağlık kontrollerini yaptırmalı ve genel sağlık durumlarını gözden geçirmelidir. Kadının yumurtlama dönemi takip edilmeli ve erkek de sperm kalitesini artırmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidir. Sigara, alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve stres yönetimi hamilelik öncesi yapılması gerekenler arasında yer alır.

Soru sayfasını aç

Çocuk Yapmak İçin Kaç Günde Bir?+
Çocuk yapmayı planlayan çiftler için düzenli cinsel ilişki önemlidir. Yumurtlama dönemi boyunca iki günde bir ilişkiye girmek hamile kalma şansını artırır. Her gün cinsel ilişki sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir, bu yüzden iki günde bir ilişkiye girmek ideal olarak kabul edilir. Yumurtlama dönemini belirlemek için adet döngüsü takibi yapılabilir.

Soru sayfasını aç

Daha Kolay Hamile Kalmak İçin Neler Yapılmalı?+
Daha kolay hamile kalmak için ilk olarak vücudun sağlıklı ve dengeli bir şekilde çalışması önemlidir. Düzenli adet döngüsü ve yumurtlama takibi yapmak, dengeli beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan ve alkolden uzak durmak hamilelik şansını artırır. Stresi minimum seviyeye indirmek de önemlidir, çünkü stres hormonları doğurganlığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, partnerin sperm kalitesinin yüksek olması da hamile kalma sürecini hızlandırabilir.

Soru sayfasını aç

Doktora Gitmeden Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Anlaşılır?+
Bebeğin cinsiyetini güvenilir şekilde öğrenmek için doktora gitmek ve ultrason yaptırmak gereklidir. Doktor dışındaki yöntemlerle cinsiyeti belirlemek mümkün değildir. Halk arasında çeşitli geleneksel inanışlar olsa da, bu yöntemler doğru değildir.

Soru sayfasını aç

Erkek Bebeğe Hamile Kalmak İçin Ne Yemeli?+
Erkek bebek sahibi olma olasılığını artırmak için, Shettles teorisine göre alkali bir diyet önerilmektedir. Bu teoriye göre daha alkali bir ortam Y kromozomu taşıyan spermler için daha uygun olabilir. Alkali besinler arasında muz, yeşil sebzeler, fındık ve badem yer alır. Ancak bu yöntem bilimsel bir kanıt taşımamaktadır.

Soru sayfasını aç

Erkek Bebek Belirtileri Ne Zaman Başlar?+
Erkek bebek belirtileri olarak bilinen halk inanışları hamileliğin ilk aylarında ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtilerin bilimsel bir dayanağı yoktur. Bebeğin cinsiyeti döllenme anında belirlenir ve kesin cinsiyet bilgisi ancak ultrason veya genetik testlerle öğrenilebilir.

Soru sayfasını aç

Erkek Bebek Kasık Ağrısı Yapar Mı?+
Erkek bebek kasık ağrısına neden olmaz. Kasık ağrıları genellikle rahmin büyümesi, ligamentlerin gerilmesi ve vücudun hamileliğe uyum sağlaması nedeniyle ortaya çıkar. Bebeğin cinsiyeti ile kasık ağrısı arasında bilimsel bir bağlantı yoktur.

Soru sayfasını aç

Erkek Bebek Olması İçin Hangi Ayda Hamile Kalmalıyım?+
Erkek bebek sahibi olmak için belirli bir ayda hamile kalma teorileri, bilimsel dayanağı olmayan geleneksel inanışlara dayanır. Çin takvimine göre bazı dönemlerde cinsiyetin belirlenebileceği öne sürülse de, çocuğun cinsiyeti, spermdeki X veya Y kromozomuna bağlıdır ve ay ya da mevsim fark etmeksizin şansa bağlıdır.

Soru sayfasını aç

Erkek Bebek Sivilce Yapar Mı?+
Erkek bebeklerin sivilceye neden olduğuna dair bir bilimsel kanıt yoktur. Hamilelik sırasında artan hormonlar cilt değişikliklerine neden olabilir ve bu hem kız hem de erkek bebeklerde görülebilir. Cildin yağlı olması ve sivilce çıkması hormonlardaki dalgalanmalara bağlıdır, bebeğin cinsiyeti ile ilgili değildir.

Soru sayfasını aç

Erkek Bebekte Hangi Meme Büyür?+
Anne adaylarının hamilelikte meme büyümesi yaşaması yaygındır ve hormonların etkisiyle ortaya çıkar. Bazı inanışlar, sağ memenin büyümesinin erkek bebek, sol memenin büyümesinin kız bebek işareti olduğunu söyler, ancak bu bilimsel bir gerçeklik değildir.

Soru sayfasını aç

Erkek Çocuk Anneyi Güzelleştirir Mi?+
Halk arasında erkek bebeklerin annenin güzelliğini koruduğu, kız bebeklerin ise annenin güzelliğini aldığı söylenir. Ancak bu inanış bilimsel değildir. Hamilelik sırasında yaşanan cilt değişiklikleri tamamen hormonlara bağlıdır ve bebeğin cinsiyetiyle ilgili değildir.

Soru sayfasını aç

Erkek Çocuk Belirtileri Nelerdir?+
Halk arasında erkek bebek belirtileri arasında şunlar sayılır: annenin karın şeklinin daha aşağıda olması, daha az sabah bulantısı yaşanması, anne adayının cildinin daha parlak ve pürüzsüz olması, aşırı tatlı yerine tuzlu yiyecekler tüketme isteği. Ancak bu belirtilerin bilimsel bir temeli yoktur ve bebeğin cinsiyetini kesin olarak belirleyemez.

Soru sayfasını aç

Erkek Çocuk İçin Ne Tarafa Yatmalı?+
Erkek çocuk sahibi olmak için yatma pozisyonu veya diğer fiziksel koşullarla cinsiyetin belirlendiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Cinsiyetin belirlenmesi tamamen spermin taşıdığı X veya Y kromozomuna bağlıdır. Y kromozomu erkek bebek oluştururken, X kromozomu kız bebek oluşumuna neden olur. Bu nedenle, cinsiyetin yatış pozisyonu ile bir ilgisi yoktur.

Soru sayfasını aç

Erkek Çocuk İçin Ne Zaman İlişkiye Girilmeli?+
Erkek bebek sahibi olmak için önerilen Shettles yöntemine göre, yumurtlama gününe mümkün olduğunca yakın bir zamanda cinsel ilişkiye girilmesi gerektiği savunuluyor. Bu teoriye göre Y kromozomu taşıyan erkek spermleri daha hızlı hareket eder, ancak daha kısa ömürlüdür. Yumurtlama sırasında ilişkiye girildiğinde Y kromozomu taşıyan sperm daha hızlı olduğu için yumurtaya önce ulaşma şansına sahip olabilir. Ancak bu yöntemlerin bilimsel bir garantisi yoktur ve cinsiyeti belirlemek doğal yollarla kontrol edilemez.

Soru sayfasını aç

Eskiden Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Anlaşılırdı?+
Eski zamanlarda bebeğin cinsiyeti karın şekline, annenin beslenme alışkanlıklarına, cilt değişikliklerine ve diğer fiziksel belirtilere dayanarak tahmin edilmeye çalışılırdı. Ancak bu tahminler genellikle doğru çıkmazdı ve bilimsel dayanağı yoktu. Modern tıpta ultrason ve genetik testler sayesinde bebeğin cinsiyeti güvenilir şekilde belirlenebilir.

Soru sayfasını aç

Gebelik Dışı Küretaj hakkında bilmeniz gereken temel bilgiler+
  • Kürtaj yalnızca gebeliği sonlandırmak için yapılmaz; tanısal veya tedavi amaçlı rahim içi kazıma işlemlerine de küretaj denir.

  • Örneğin, düzensiz rahim kanamalarında veya menopoz sonrası anormal kanamalarda endometrial biyopsi alınması gerekebilir.

  • Bu durumda işlem “gebelik dışı küretaj” olarak adlandırılır.

  • Alınan doku örneği patolojiye gönderilerek kanser, polip veya hormonal bozukluk şüphesi araştırılır.

  • İşlem genellikle lokal anesteziyle, kısa sürede tamamlanır ve hasta aynı gün taburcu edilir.

Soru sayfasını aç

Hamile Kalamayan Kadınlar Hangi Testleri Yaptırmalı?+
Hamile kalamayan kadınlar için birçok test yapılabilir. Hormon testleri, yumurtlama problemlerini belirlemek için önemli bir adımdır. Ayrıca, rahim ve yumurtalıkların durumu ultrason ile kontrol edilebilir. Histerosalpingografi (HSG) adı verilen bir testle fallop tüplerinin açık olup olmadığı kontrol edilir. Yumurtalık rezerv testi, kadının yumurtalıklarında yeterli sayıda sağlıklı yumurta olup olmadığını gösterir.

Soru sayfasını aç

Hamile Kalamıyorum Sebebi Ne Olabilir?+
Hamile kalamamanın birçok nedeni olabilir. Bu nedenler genellikle hormonal dengesizlikler, üreme organlarındaki yapısal sorunlar veya yumurtlama problemleri ile ilgilidir. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, tiroid problemleri, yaş faktörü ve fallop tüplerinin tıkanıklığı gibi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, stres, aşırı kilo, zayıf beslenme, sigara ve alkol kullanımı da hamile kalmayı zorlaştıran diğer faktörlerdir. Erkek partnerin sperm kalitesi ve sayısı da önemli bir faktördür, bu yüzden çiftlerin her ikisinin de incelenmesi önemlidir.

Soru sayfasını aç

Hamile Kalmak İçin Hangi Hormona Bakılır?+
Hamile kalmak isteyen kadınlar için en önemli hormonlardan biri progesteron ve luteinize edici hormon (LH) düzeyleridir. Bu hormonlar yumurtlama sürecinde önemli rol oynar. Folikül uyarıcı hormon (FSH) ise yumurtalıkların işleyişini düzenler ve yumurta üretiminden sorumludur. Ayrıca, östrojen hormonu da rahim zarının kalınlaşmasına yardımcı olur ve sağlıklı bir hamilelik için gereklidir.

Soru sayfasını aç

Hamile Kalmamak İçin Ne Yemeliyiz?+
Hamile kalmayı önlemek için spesifik bir yiyecek bulunmamakla birlikte, bazı bitkisel ürünler adet düzenleyici ve doğurganlığı artırıcı etkilerden uzak durmak isteyenler için önerilmeyebilir. Ancak genel olarak sağlıklı ve dengeli beslenme, doğurganlık üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir. Yüksek oranda işlenmiş gıdalar ve aşırı şeker tüketimi hormon dengesizliklerine yol açabilir ve hamile kalma şansını azaltabilir.

Soru sayfasını aç

Hamile Kalmaya Engel Olan Şeyler Nelerdir?+
Hamile kalmayı zorlaştıran birçok faktör vardır. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, tiroid problemleri, fallop tüplerinin tıkanıklığı gibi tıbbi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, stres, aşırı kilo, düzensiz uyku düzeni, sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme ve aşırı egzersiz de hamile kalma şansını azaltabilir. Partnerin sperm kalitesi de hamilelik şansını etkileyen önemli bir faktördür.

Soru sayfasını aç

Hamile Kalmayı Ne Kolaylaştırır?+
Hamile kalmayı kolaylaştıran faktörler arasında düzenli yumurtlama, sağlıklı bir rahim ve iyi sperm kalitesi bulunur. Ayrıca, sağlıklı bir diyet, stresten uzak durmak, ideal kiloda olmak ve sigara ile alkolden kaçınmak doğurganlık sürecini olumlu etkileyebilir. Yumurtlama döneminin doğru takip edilmesi ve o dönemde cinsel ilişkiye girilmesi de hamile kalma şansını artırır.

Soru sayfasını aç

Hamilelikte Uyku Kız Mı Erkek Mi?+
Uyku düzeni veya uyuma pozisyonu ile bebeğin cinsiyeti arasında bilimsel bir bağlantı yoktur. Bazı inanışlar, kız bebeğe hamile olan annelerin daha az uyuduğunu, erkek bebeğe hamile olanların ise daha rahat uyuduğunu söyler. Ancak bu inanışlar bilimsel temele dayanmaz.

Soru sayfasını aç

Hangi Bebek Sivilce Yapar?+
Hamilelik sırasında sivilce çıkması, vücuttaki hormon seviyelerindeki değişikliklerden kaynaklanır. Hem kız hem de erkek bebek taşıyan kadınlar hamilelikte sivilce yaşayabilir. Bu durum bebeğin cinsiyetiyle ilgili değildir.

Soru sayfasını aç

Hangi Cinsiyette Kalp Atışı Erken Duyulur?+
Bebeğin kalp atışının erken duyulması ile cinsiyet arasında bir ilişki yoktur. Bebeğin kalp atışları genellikle 6. haftadan itibaren ultrasonda duyulabilir. Bazı inanışlara göre erkek bebeklerin kalp atış hızı daha düşük, kız bebeklerin ise daha yüksek olur denir, ancak bu da bilimsel bir dayanağı olmayan bir inanıştır.

Soru sayfasını aç

Hangi Gebelikler Riskli?+
Riskli gebelikler, anne veya bebeğin sağlığını tehdit eden komplikasyonlar içeren gebeliklerdir. Yaşı 35’in üzerinde olan anne adayları, önceki hamileliklerinde komplikasyon yaşayanlar, yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalığı veya böbrek sorunları gibi kronik hastalıklara sahip olanlar riskli grupta yer alabilir. Ayrıca, çoğul gebelikler (ikiz, üçüz), erken doğum riski olanlar ve rahim anomalisi olanlar da riskli gebelik sınıfına girer. Genetik hastalık taşıyan veya geçmişte düşük yapmış olan anneler de dikkatle izlenmelidir.

Soru sayfasını aç

Hangi Hastalıklar Hamileliğe Engel?+
Kronik hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hormonal bozukluklar hamileliği engelleyebilir. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis ve tiroit hastalıkları gibi durumlar, hamile kalma sürecini zorlaştırabilir. Ayrıca, kontrol edilmemiş diyabet, lupus gibi otoimmün hastalıklar ve rahim anomalileri de hamileliği engelleyebilecek durumlardır.

Soru sayfasını aç

Hangi Hastalıklarda Çocuk Olmaz?+
Kısırlık, çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilir. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, tiroit hastalıkları, rahim anomalileri ve fallop tüplerinin tıkanması gibi hastalıklar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, otoimmün hastalıklar, hormonal bozukluklar ve diyabet gibi kronik hastalıklar da doğurganlığı olumsuz etkileyebilir. Erkeklerde ise sperm kalitesini düşüren varikosel, hormonal dengesizlikler veya genetik hastalıklar çocuk sahibi olmayı zorlaştıran faktörlerdir.

Soru sayfasını aç

Hangi Hormon Gebeliği Engeller?+
Bazı hormonal bozukluklar hamileliği engelleyebilir. Özellikle, prolaktin hormonu yüksekliği yumurtlamayı baskılayabilir ve hamile kalmayı zorlaştırabilir. Tiroid hormonlarının dengesizliği, özellikle hipotiroidizm (tiroit bezinin az çalışması) hamilelik sürecini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, progesteron hormonu eksikliği, rahim iç tabakasının embriyo için yeterince hazırlanmasını engelleyebilir.

Soru sayfasını aç

Hangi Kadınlar Daha Zor Hamile Kalır?+
Polikistik over sendromu (PCOS) olan kadınlar, endometriozis veya fallop tüplerinde tıkanıklık yaşayanlar hamile kalma konusunda daha fazla zorluk yaşayabilir. İleri yaştaki kadınlar (35 yaş üstü), hormon düzeyleri düşen ve yumurtalık rezervi azalan kadınlar da hamile kalmakta zorlanabilir. Ayrıca, stres, aşırı kilo, aşırı zayıflık, sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi de hamile kalmayı zorlaştıran diğer faktörlerdir.

Soru sayfasını aç

Hangi Vitamin Eksikliği Gebe Kalmaya Engel Olur?+
D vitamini, folik asit, B12 vitamini ve demir eksikliği, doğurganlık üzerinde olumsuz etkiler yapabilir. D vitamini eksikliği hormon dengesizliklerine yol açabilirken, folik asit eksikliği, hamile kalma şansını azaltabilir. B12 vitamini eksikliği, yumurtlamayı ve sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, demir eksikliği anemisi olan kadınlar da doğurganlık konusunda zorluklar yaşayabilir.

Soru sayfasını aç

HPV VE GEBELİK+

Gebelik sırasında HPV pozitifliği tek başına gebelik sonlandırma veya özel bir yaklaşımı gerektirmez. Ancak rahim ağzı kanseri servikal smear veya histoloji anormal ise gebelik durumuna göre özel bir yönetim gereklidir.Özellikle CIN 2 CIN 3 saptanan gebelerdeki yaklaşım gebe olmayan hastalardan farklıdır.Gebelikteki amaç, rahim ağzı kanserini dışlamak ve gereksiz biyopsilerden kaçınmak yönünde olmalıdır.Eğer şüphe varsa hasta gebe kalmadan önce muhakkak rahim ağzı taramalarının hepsini gerçekleştirmelidir. HPV pozitifliği gebeliğe ya da bebeğin gelişimine engel teşkil etmez.

Soru sayfasını aç

İdrar Koyu Olursa Cinsiyet Ne Olur?+
İdrar rengi bebeğin cinsiyeti hakkında bilgi vermez. İdrarın koyu veya açık renkte olması genellikle annenin sıvı alımı ile ilgilidir. Yeterince su içilmediğinde idrar rengi koyulaşabilir, ancak bu durum cinsiyetle ilgili değildir.

Soru sayfasını aç

İlişkiden Sonra Çocuk Olması İçin Ne Yapılır?+
Cinsel ilişkiden sonra hamile kalma şansını artırmak için, kadınların sırt üstü yatması ve yaklaşık 15-20 dakika kadar yatak pozisyonunda kalması önerilebilir. Bu, spermlerin yumurtaya ulaşma şansını artırabilir. Ancak, bu durum kesin bir yöntem değildir. Yumurtlama döneminde cinsel ilişkiye girilmesi ve düzenli cinsel ilişki hamile kalma şansını en çok etkileyen faktörlerdir.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Doktoru Neden Kan Tahlili İster?+
Kadın doğum doktorları, hormon seviyelerini, hamilelik durumunu ve olası enfeksiyonları belirlemek amacıyla kan tahlili ister. Ayrıca, anemi, tiroit hastalıkları veya başka sağlık sorunlarını tespit etmek için de kan testi yapılabilir. Hamilelik sürecinde, doktorlar kan testlerini düzenli aralıklarla yaparak annenin ve bebeğin sağlığını izler.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Doktoru Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?+
Kadın doğum doktoru seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlar arasında deneyim, güven ve iletişim becerisi gelir. Doktorun sizinle kurduğu ilişki, endişelerinizi dinlemesi ve açıklayıcı bilgilendirme yapması önemlidir. Ayrıca, doktorun uzmanlık alanı ve çalışma geçmişi, özellikle hamilelik sürecinde yaşayabileceğiniz komplikasyonlar açısından önemli olabilir. Hastanenin olanakları, doğum seçenekleri ve doktorun acil durumlara karşı hazırlıklı olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Doktoruna Kıllı Gidilir Mi?+
Birçok kadın, jinekolog randevusundan önce tüylenme veya vücut kılları konusunda endişe duyar. Ancak, kadın doğum doktorları bu durumla her gün karşılaşır ve vücut kıllarınız doktorun sağlığınızı değerlendirmesi için önemli bir engel oluşturmaz. Doktorlar için en önemli şey, sağlık durumunuzu en iyi şekilde analiz edebilmektir. Tıraş veya epilasyon yapmadan gitmek normaldir ve sağlık açısından bir sorun yaratmaz. Rahat olmak ve sağlığınızı ön plana almak her zaman daha önemlidir.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Doktoruna Neler Sorulur?+
Kadın doğum doktoruna gitmeden önce, sağlığınızla ilgili tüm soruları ve endişeleri netleştirmeniz önemlidir. Doğum kontrol yöntemleri, adet döngüsü, yumurtlama süreci, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hamilelik, menopoz gibi birçok konu hakkında doktorunuzla konuşabilirsiniz. Özellikle hamile kalma süreci, hormon düzeyleri ve adet düzensizlikleri hakkında sorular sormak, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemli olabilir. Ayrıca, gebelik süresince alınması gereken vitaminler, doğum seçenekleri ve hamilelikte yaşanabilecek komplikasyonlar hakkında bilgi alabilirsiniz.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Hangi Şikayetlere Bakar?+
Kadın doğum doktoru, kadın üreme sistemi ile ilgili çeşitli sağlık sorunlarını ele alır. Bu şikayetler arasında adet düzensizlikleri, yumurtlama problemleri, kısırlık, pelvik ağrı, enfeksiyonlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve menopoz semptomları bulunur. Ayrıca gebelik takibi, doğum sonrası bakım, doğum kontrol yöntemleri ve hormon bozuklukları gibi konular da kadın doğum doktorunun uzmanlık alanına girer.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Hangi Testleri Yapar?+
Kadın doğum doktorları, pelvik muayene, Pap smear, ultrason, kan testleri ve idrar testleri gibi çeşitli testler yaparlar. Kan testleri genellikle hormon düzeylerini, hamilelik durumunu ve enfeksiyonları kontrol etmek için kullanılır. İdrar testleri ise hamilelik ya da idrar yolu enfeksiyonları gibi sorunları tespit etmekte kullanılır. Ultrason, rahim ve yumurtalıkların görüntülenmesi için sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Hormon testleri, özellikle hamilelik ya da menopoz gibi durumları değerlendirmek için yapılır.

Soru sayfasını aç

Kadın Doğum Muayenesinde Nelere Bakılır?+
Kadın doğum muayenesi sırasında doktor, genel sağlığınızı değerlendirmek için birkaç farklı kontrol yapar. Pelvik muayene, rahim, yumurtalıklar ve serviksin durumunu kontrol etmeye yarar. Bunun yanında, Pap smear testiyle rahim ağzı kanseri riski taranabilir. Ultrason muayenesi ile üreme organlarının durumu, yumurtalık kistleri veya miyomlar kontrol edilebilir. Ayrıca, adet döngüsü ve cinsel sağlık hakkında bilgi alınarak hormon testleri de yapılabilir.

Soru sayfasını aç

Kadın Kaç Yaşından Sonra Çocuğu Olmaz?+
Kadınların doğurganlığı yaşla birlikte azalır ve özellikle 35 yaşından sonra belirgin bir düşüş yaşanır. 40 yaşından sonra doğurganlık daha da azalır ve 45 yaşından sonra hamile kalma olasılığı oldukça düşük olur. Menopoz dönemi genellikle 45-55 yaşları arasında başlar ve bu dönemde yumurtlama sona erdiği için doğal yollarla hamile kalmak mümkün değildir. Ancak, ileri yaşlarda tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleriyle hamile kalma şansı artırılabilir.

Soru sayfasını aç

Kadınların Hangi Durumlarda Çocuğu Olmaz?+
Kadınların çocuğu olmamasına neden olabilecek birçok tıbbi durum vardır. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, fallop tüplerinin tıkanması, rahim anomalileri gibi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, hormonal dengesizlikler, tiroit problemleri, erken menopoz ve yumurtalık rezervinin tükenmesi de çocuk sahibi olmayı engelleyebilir. Kronik hastalıklar ve bazı otoimmün hastalıklar da doğurganlığı etkileyebilir.

Soru sayfasını aç

Kasık Neresi Kız?+
Kasık bölgesi, kadınlarda rahmin ve yumurtalıkların bulunduğu pelvik alanın alt kısmında yer alır. Kasık ağrıları, yumurtalık kistleri, enfeksiyonlar ya da kas gerilmeleri gibi durumlarla ilişkili olabilir, ancak cinsiyetle bir ilgisi yoktur.

Soru sayfasını aç

Kısır Olduğu Nasıl Anlaşılır?+
Kısırlık, çiftlerin düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen bir yıl boyunca hamile kalamaması durumunda değerlendirilmeye başlar. Kadınlarda, düzensiz adet döngüsü, yumurtlama problemleri veya hormonal dengesizlikler kısırlığın işareti olabilir. Erkeklerde ise sperm sayısında veya hareketliliğinde azalma, kısırlığın belirtisidir. Hormon testleri, ultrason, sperm analizi ve rahim filmi gibi testlerle kısırlık nedenleri tespit edilebilir.

Soru sayfasını aç

Kız Bebek İçin Nasıl İlişkiye Girilmeli?+
Kız bebek sahibi olma olasılığını artırmak için Shettles yöntemi gibi bilimsel olmayan teoriler vardır. Buna göre, yumurtlama tarihinden birkaç gün önce cinsel ilişkiye girmek, X kromozomlu (kız) spermlerin daha uzun yaşaması ve daha yavaş hareket etmesi nedeniyle kız bebek olma olasılığını artırabilir. Ancak bu tür yöntemlerin bilimsel bir garantisi yoktur. Çocuğun cinsiyetini belirlemek doğal yollarla mümkün değildir.

Soru sayfasını aç

Kız Bebekte Mide Bulantısı Olur Mu?+
Kız bebeğe hamile kalındığında sabah bulantısı yaşandığına dair bir inanış olsa da, mide bulantıları hamilelikte hormonların etkisinden kaynaklanır. Bu durum cinsiyetle ilgili değildir ve hem kız hem de erkek bebeklerde sabah bulantıları olabilir.

Soru sayfasını aç

Kız Erkek Hangi Tarafta Olur?+
Bebeğin hangi tarafta yer aldığı, cinsiyetle ilgili değildir. Anne karnındaki bebek, rahimde gelişim sürecinde sürekli hareket eder ve farklı pozisyonlar alabilir. Bebeğin sağ ya da sol tarafta olması cinsiyeti belirlemez.

Soru sayfasını aç

Kız Mı Erkek Mi Olduğunu Nasıl Anlarız?+
Bebeğin cinsiyetini kesin olarak öğrenmenin en güvenilir yolu ultrason muayenesidir. Genellikle gebeliğin 16-20. haftaları arasında bebeğin cinsiyeti ultrason ile belirlenebilir. Bebeğin cinsiyeti kromozomlarına bağlı olarak döllenme anında belirlenir, ancak dış genital organların gelişimi daha sonraki haftalarda görülebilir.

Soru sayfasını aç

Kolay Hamile Kalmak İçin Ne Yapmalı?+
Kolay hamile kalmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek çok önemlidir. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku hamile kalma sürecini olumlu yönde etkiler. Ayrıca, adet döngüsünün iyi takip edilmesi ve yumurtlama döneminde cinsel ilişkiye girilmesi hamile kalma şansını artırır. Stresi yönetmek de bu süreçte oldukça önemlidir, çünkü stres hormonları yumurtlama sürecini olumsuz etkileyebilir.

Soru sayfasını aç

Lara Kadın Doğum Uzmanı+

Lara Kadın Doğum Uzmanı | Op. Dr. Güray Ünlü ile Kadın Sağlığında Güvenli Yaklaşım

Kadın Sağlığına Bilimsel ve Güvenilir Dokunuş

Kadın sağlığı, yaşamın her evresinde dikkat ve özen gerektiren bir konudur. Ergenlikten menopoz dönemine kadar kadınların yaşadığı fizyolojik ve hormonal değişikliklerin tıbbi olarak doğru yönetilmesi, sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.
Antalya’nın Lara bölgesinde hizmet veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Ünlü, modern tıbbın güncel yaklaşımlarını bireysel hasta deneyimiyle birleştirerek, kadın sağlığını bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır.


Op. Dr. Güray Ünlü Kimdir?

Op. Dr. Güray Ünlü, Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında uzmanlaşmış, uzun yıllardır Antalya’da kadın sağlığına hizmet veren deneyimli bir hekimdir.
Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli devlet ve özel hastanelerde görev almış, ileri düzey cerrahi ve estetik jinekoloji uygulamalarıyla tanınmıştır.
Kendisinin öncelikli hedefi; hastalarına sadece tedavi değil, aynı zamanda doğru bilgilendirme, güven ve konforlu bir sağlık deneyimi sunmaktır.


Lara Kadın Doğum Uzmanı Olarak Sunulan Hizmetler

Antalya Lara’da bulunan muyanehanemizde Op. Dr. Güray Ünlü, kadın sağlığının her alanında kapsamlı tanı ve tedavi hizmetleri sunmaktadır.

1. Jinekolojik Muayene ve Takip

  • Rutin kadın sağlığı kontrolleri

  • Smear testi ve HPV taraması

  • Vajinal enfeksiyon tanı ve tedavisi

  • Adet düzensizlikleri ve hormonal bozukluklar

2. Gebelik Takibi ve Doğum Hizmetleri

  • Gebelik planlama ve öncesi danışmanlık

  • Gebelikte beslenme ve riskli gebelik takibi

  • Ultrasonografi ile detaylı bebek değerlendirmesi

  • Normal ve sezaryen doğum

3. Genital Estetik ve Lazer Uygulamaları

  • Lazerle vajinal daraltma (vajinal rejuvenasyon)

  • Lazerle genital bölge beyazlatma

  • Lazerle idrar kaçırma tedavisi

  • Lazerle iç ve dış dudak gençleştirme

  • Labioplasti ve klitoral estetik operasyonları

4. Menopoz ve Hormon Tedavileri

  • Menopoz dönemine özel beslenme ve ilaç düzenlemeleri

  • Lazerle vajinal kuruluk tedavisi

  • Hormon replasman tedavisi

5. Kısırlık (İnfertilite) Tanı ve Tedavisi

  • Yumurtlama takibi

  • Rahim filmi (HSG) değerlendirmesi

  • Tüp bebek öncesi danışmanlık

  • Hormonal infertilite tedavisi

6. Laparoskopik ve Histeroskopik Cerrahi

  • Miyom, kist, polip ve rahim anomalilerinin kapalı ameliyatla alınması

  • Rahim içi yapışıklıkların histeroskopik tedavisi

  • Rahim alınması (histerektomi) operasyonları


Lara’da Kadınların En Sık Başvurduğu Konular

Lara bölgesi, Antalya’nın gelişmiş sağlık altyapısına sahip semtlerinden biridir. Bölgedeki kadınların en sık başvurduğu jinekolojik konular arasında şunlar yer alır:

  • Vajinal enfeksiyon ve akıntı şikayetleri

  • Kist ve miyom takibi

  • Adet düzensizliği ve sancılı regl

  • Doğum kontrol yöntemleri

  • Gebelik takibi

  • Lazerle genital estetik işlemleri

  • Labioplasti (vajina iç dudak estetiği)

Bu alanlarda Op. Dr. Güray Ünlü, hastalarına hem medikal hem estetik çözümler sunarak sağlıklı ve güvenli bir tedavi süreci sağlamaktadır.


Modern Teknoloji ile Güvenli Uygulamalar

Op. Dr. Güray Ünlü’nün Lara’daki muyanehanemizde kullanılan tüm cihazlar FDA onaylı, tıbbi sterilizasyon standartlarına uygun ve en son teknolojiye sahip sistemlerdir.
Özellikle lazer tabanlı işlemler, vajinal gençleştirme, renk açma ve idrar kaçırma tedavilerinde yüksek başarı oranı sağlar.

Ayrıca muyanehanemizde;

  • Dijital ultrasonografi,

  • Kolposkopi cihazı,

  • Fraksiyonel CO₂ lazer sistemleri,

  • Modern hasta takip yazılımları
    kullanılmaktadır.


Hastaya Özel Yaklaşım ve Mahremiyet İlkesi

Her kadın farklıdır; dolayısıyla her hastalık ve tedavi süreci de kişiye özeldir.
Op. Dr. Güray Ünlü, kadınların hassasiyetini gözeterek; mahremiyet, etik ve güven ilkelerine büyük önem verir.
Muayene ve tedavi süreci boyunca her aşama, hastanın onayı ve bilgilendirmesi ile ilerler.
muyanehanemizin özel tasarımı, kadınların rahat hissedebileceği samimi ve konforlu bir ortam sunar.


Kadın Sağlığında Lazer Dönemi

Son yıllarda lazer teknolojisi, jinekolojide birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır.
Antalya Lara’da Op. Dr. Güray Ünlü, bu alandaki yenilikleri hastalarına sunarak hem estetik hem de fonksiyonel iyileşme sağlar.
Lazer uygulamalarıyla vajina sıkılaştırma, renk açma, kuruluk giderme ve idrar kaçırma gibi sorunlar ameliyatsız ve ağrısız şekilde tedavi edilir.
İşlem süresi kısa, etkisi uzun ömürlüdür.


Kadınların En Çok Merak Ettiği Sorular

1. Kadın doğum uzmanına ne sıklıkla gitmeliyim?
Yılda en az bir kez rutin jinekolojik muayene ve smear testi önerilir.

2. Vajinal lazer işlemleri acı verir mi?
Hayır. İşlem öncesi anestezik krem uygulanır ve hasta ağrı hissetmez.

3. Gebelik takibi hangi haftalarda yapılır?
Genellikle her 4 haftada bir, son aylarda ise daha sık aralıklarla kontrol önerilir.

4. Labioplasti ameliyatı sonrası iyileşme süresi nedir?
Yaklaşık 5–7 gün içinde ödem azalır, tam iyileşme 3–4 haftada olur.

5. Lazerle vajina daraltma kalıcı mıdır?
Evet, etkisi uzun sürelidir. Ancak doğum veya hormonal değişiklikler sonrası destek seans gerekebilir.


Antalya Lara Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Ünlü ile Sağlıklı Bir Yaşam

Lara bölgesinde kadın sağlığı alanında güvenilir bir isim olan Op. Dr. Güray Ünlü, modern tıbbı hasta odaklı yaklaşımla birleştirir.
Jinekolojik muayene, doğum takibi, genital estetik ve lazer uygulamalarında bilimsel veriye dayalı, güvenli ve estetik çözümler sunar.
Hedefi, her kadının bedeninde kendini sağlıklı, konforlu ve özgüvenli hissetmesini sağlamaktır.

Soru sayfasını aç

Lara Kadın Doğum Uzmanı – Kadın Sağlığı, Gebelik Takibi, Doğum Hizmetleri+

Lara Kadın Doğum Uzmanı – Kadın Sağlığı, Gebelik Takibi, Doğum Hizmetleri

Lara’da hizmet veren kadın doğum uzmanımız, kadın sağlığının her alanında modern tıp teknolojileri ve etik yaklaşımla profesyonel hizmet sunmaktadır. Kadın hastalıklarının tanı ve tedavisinden gebelik takibine, doğum sürecinden doğum sonrası desteğe kadar tüm süreçlerde bireye özel yaklaşımlar benimsenir.

Gebelik planlama döneminden itibaren anne adaylarına sağlıklı bir gebelik süreci için kapsamlı muayene, ultrason değerlendirmesi ve beslenme önerileri sunulur. Düzenli kontrollerle anne ve bebek sağlığı yakından takip edilir, olası riskler erken dönemde tespit edilerek güvenli bir doğum ortamı hazırlanır.

Kadın sağlığında erken teşhisin önemini vurgulayan uzmanımız, rutin jinekolojik muayeneler, smear testleri, ultrasonografi ve rahim içi hastalıkların tanı-tedavisinde güncel bilimsel yöntemleri kullanır. Her hasta, mahremiyet ve gizlilik ilkeleri doğrultusunda bilgilendirilir ve tedavi süreci boyunca desteklenir.

Lara bölgesinde kadın sağlığı, gebelik takibi ve doğum hizmetlerinde güvenilir bir adres arayan hastalar için hedefimiz; bilimsel temele dayalı, hasta odaklı ve yüksek standartlarda bir sağlık deneyimi sunmaktır.

 

Soru sayfasını aç

Maydanoz Suyu Hamile Kalmayı Önler Mi?+
Maydanoz suyu geleneksel olarak adet düzenleyici bir bitki olarak bilinir, ancak hamile kalmayı doğrudan önlediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Yüksek miktarlarda tüketildiğinde rahim kaslarını uyarıcı etkileri olabilir, bu nedenle aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.

Soru sayfasını aç

Maydanoz Yemek Çocuğu Düşürür Mü?+
Normal miktarlarda maydanoz tüketimi genellikle zararsızdır, ancak aşırı tüketim rahim kasılmalarına yol açabilir. Hamilelik sırasında büyük miktarlarda maydanoz tüketmekten kaçınılması tavsiye edilir. Hamile kalmayı planlayan veya hamile olan kadınlar için maydanozun aşırı miktarda tüketilmesi riskli olabilir.

Soru sayfasını aç

Mide Yanması Kız Mı Erkek Mi?+
Hamilelikte mide yanması, bebeğin cinsiyetiyle ilgili bir belirti olarak halk arasında yaygın olarak kız bebeğe işaret eder şeklinde inanılır. Ancak mide yanması, genellikle hamilelik sırasında artan hormonlar ve büyüyen rahmin mideye baskı yapmasından kaynaklanır. Bu durumun bebeğin cinsiyeti ile bir ilgisi yoktur ve tamamen bilimsel bir temeli olmayan bir inançtır.

Soru sayfasını aç

Rahmi Ne Güçlendirir?+
Rahim sağlığını korumak ve güçlendirmek için sağlıklı bir beslenme ve düzenli egzersiz önemlidir. Antioksidanlar açısından zengin yiyecekler, omega-3 yağ asitleri ve yeterli miktarda su tüketmek rahim sağlığına katkı sağlar. Ayrıca, yoga ve pelvik taban egzersizleri de rahim bölgesindeki kan akışını artırarak güçlenmesine yardımcı olabilir.

Soru sayfasını aç

Sabah Bulantısı Kız Mı Erkek Mi?+
Halk arasında sabah bulantısının kız bebek belirtisi olduğu söylense de bilimsel olarak sabah bulantılarının cinsiyetle doğrudan bir ilgisi yoktur. Sabah bulantıları genellikle gebelik hormonlarının artışına bağlıdır. Ancak bazı çalışmalar, daha yoğun sabah bulantısı yaşayan kadınların kız bebek sahibi olma olasılığının biraz daha yüksek olabileceğini öne sürse de bu kesin bir belirti değildir.

Soru sayfasını aç

Sağ Kasık Ağrısı Kız Mı Erkek Mi?+
Kasık ağrısı bebeğin cinsiyeti ile ilgili bir belirti değildir. Sağ veya sol kasık ağrısı, genellikle hamilelik sırasında rahim büyümesinden kaynaklanan basınç ve gerilmelerden meydana gelir. Kasık ağrısının bebeğin cinsiyeti ile bir ilişkisi yoktur.

Soru sayfasını aç

Soğan Suyu Hamile Kalmayı Engeller Mi?+
Soğan suyu, genellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücuttaki iltihabı azaltmak için önerilen bir doğal ilaçtır. Hamile kalmayı doğrudan engellediğine dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak aşırı tüketim rahatsız edici mide sorunlarına yol açabilir. Dengeli bir beslenme programında tüketildiğinde soğan suyu hamile kalma şansını olumsuz etkilemez.

Soru sayfasını aç

Spermi En Çok Ne Artırır?+
Sperm kalitesini artırmak için çinko, C vitamini, E vitamini ve folik asit gibi besinlerin alımı önemlidir. Ayrıca, antioksidan açısından zengin gıdalar (örneğin meyve ve sebzeler) sperm sağlığını olumlu yönde etkiler. Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan balık ve ceviz gibi besinler de sperm hareketliliğini artırabilir. Düzenli egzersiz yapmak ve stresten uzak durmak da sperm kalitesini artıran diğer önemli faktörlerdir.

Soru sayfasını aç

Yeni Evliler Hamile Kalmak İçin Ne Yapmalı?+
Yeni evliler için hamile kalmak amacıyla yapılabilecek en önemli adımlar arasında sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları edinmek bulunur. Düzenli cinsel ilişki, sağlıklı ve dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durmak, stresten kaçınmak ve düzenli egzersiz hamile kalmayı kolaylaştıran etkenlerdir. Ayrıca kadınlar için yumurtlama dönemi takip edilerek, doğru zamanda cinsel ilişkiye girmek hamilelik şansını artırır.

Soru sayfasını aç

Sorunuz / Yorumunuz var mı?

Kategorinizi seçerek iletinizi gönderebilirsiniz. Başvurular yayın öncesinde yönetici onayına ulaşır.

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesine göre: “Yurt içi tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde kullanılan görsel içeriklerde, uyarı ve bilgilendirme amaçlı ve kolay okunabilir görünürlükte;Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

☎◎
☎Telefon