ANTALYA · KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUMHasta mahremiyeti önceliğimizdir.
JINEKOLOJI

Cinsel Sorunlar

Cinsel Sorunlar
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır.

Seksüel sağlık karşıdakine fiziksel veya duygusal bir zarar vermeksizin veya yaşamaksızın kişinin tercih ettiği cinsel aktiviteden hoşlanmasıdır. Cinsellik kadın yaşamının önemli bir parçasıdır ve doğurganlığın temelidir. Cinsel sorun yaşama sıklığı yaklaşık %60‘dır. Cinsel sorunlar kadınlarda erkek

Seksüel sağlık karşıdakine fiziksel veya duygusal bir zarar vermeksizin veya  yaşamaksızın kişinin tercih ettiği cinsel aktiviteden hoşlanmasıdır. Cinsellik kadın yaşamının önemli bir parçasıdır ve doğurganlığın temelidir. Cinsel sorun  yaşama  sıklığı  yaklaşık  %60‘dır.  Cinsel sorunlar kadınlarda  erkeklerden  daha  sıktır.  
Kadın hayatının tüm evrelerinde bu sorunlar yaşanabilir. 
Bizler öykü alırken  cinsellik  konusundaki  sorunun ne olduğu ve  çocukluğunda  cinsel  baskı,  taciz,  tecavüz  gibi  özel durumları  gerekli  görürsek  sorabiliriz. 

CİNSEL ROL NEDİR ?

Cinsel rol kişinin davranışlarına bağlı olarak karşısındakine hissettirdiği erkeklik ya da kadınlık  durumudur.

SIK  KARŞILAŞILAN CİNSEL SORUNLAR NELERDİR ?

Cinsel  istekte  azlık  veya  azalma,  cinsel ilişkiden zevk  alamama,  ağrılı  cinsel  ilişki,  cinsel uyarılma sorunu,  orgazm  olamama.  Özellikle  menopoz  sonrası  bu  tür  problemler  sıklaşır  fakat  hastalıklara  ve ilaçlara bağlı da olabilir. 

CİNSELLİK VE CİNSEL KİMLİK  

Cinsel kimlik kişinin kendini kadın ya da erkek olarak hissetmesini  sağlar.
Cinsel  kimliği  oluşturan  faktörler;  biyolojik  etkiler,  genetik  yapı,  ailesel  yaklaşım, koşullandırma. Çocukların  bazılarında  cinsel  kimlik  bocalaması  görülmekle  birlikte  %90‘ında  biyolojik cinsiyeti ile uyumlu bir cinsel kimlik gelişmektedir. .  Seksüel  yönlendirilmeyi belirleyen en önemli faktör cinsel kimlik oluşumunda karşılaşılan sosyal etkilerdir.

CİNSEL İLİŞKİ EVRELERİ

Cinsel yanıt siklusunun ilk evresi istektir. Bunu uyarılma, plato, orgazm ve rezolusyon fazları takip eder.
Cinsel istek evresi:  Olaylar ve değişiklikler önce beyinde olur. Seksüel istek cinsel ilişkinin başlaması için gerekli nöroendokrin değişiklikleri içeren duyguları anlatır.
Cinsel uyarılma  evresi :  Beyin  cevabı yüksek  östrojen  cevabı  ile  sonuçlanır. Vajinal ıslanma oluşur. Bu ıslanma Bartolin bezi sayesinde oluşur. Damarların genişlemesiyle klitoris büyür  iki katına çıkar.  Meme  başında sertleşme  ve  memede büyüme  olur. Kapalı duran büyük dudaklar yanlara doğru açılır. Küçük dudaklar şişer. Vajen üst 2/3 kısmı genişler. Kalp ritminde artış , kan basıncında yükselme görülür. Hızlı nefes alma, genel bir ısınma hissi, göğüslerde gerginlik, kas  gerginliği, karın ön  duvarı  ve  memelerde  makulopapuler  döküntü  ( seks  flush )  gözlenir. 
Plato  evresi : Uyarılma  ve  plato  evreleri  iç  içe  girmiştir.  Seksüel  duygular yoğunlaşır  ve kan göllenmeleri  maksimuma ulaşır. Rahim pelvisden dışa doğru yükselir. 
Orgazm  evresi : Yeterli  uyarının devam etmesiyle orgazm noktasına ulaşılır.  
Vajinal  kas,  rahim ve  pelvik taban kaslarında oluşan ritmik kasılmalar orgazma neden olur.  Başlangıçta  kuvvetlidir  sonra şiddetini azaltır. Orgazm sırasında  çoğu  kadın  ayrıca  rahim kasılmalarını da  hissedebilir.  Bir cinsel ilişkide çoklu orgazm olabilir.  
Resolusyon fazı :  Kas gerginliği geriler ve cinsel  organlardaki kan hücumu kaybolur. Seks flush söner. Klitoris 5- 10 dakika içinde küçülür. Vajendeki genişleme azalır, rahim küçülür ve rahim normal konumuna döner. Uyarılma öncesi evreye dönme yaklaşık 30 dakikayı bulur

CİNSEL UYARILMA BÖLGELERİ NERELERDİR ? ( EROJEN BÖLGELER )

Kadınların çoğunda klitoris en seksüel duyarlı anatomik bölgedir. Diğer bölgeler, meme, labia ve vajinadır. 
Vajina 1/3 dış kısmı dokunmaya, 2/3 üst kısmı basınca duyarlıdır

CİNSEL FONKSİYON  BOZUKLUĞU  NEDENLERİ

1.Psikojenik  faktörler:  seksüel  suistimal,  depresyon,  ilaç bağımlılığı,  evlenmeyle  ilişkili  çelişkiler,  stress,  kişilik  problemleri,  vücut  görünüm  problemleri. 
2.Hormonal  faktörler:  menopoz,  endokrinopatiler, doğum sonrası hormon  eksikliği,  diyabet. 
3.İlaçlar:antihipertansifler, doğum kontrol hapları, epilepsi ilaçları ,  antidepresanlar,  antiülserler,  nöroleptikler,  sedatifler, kemoterapotikler. 
4.Nörojenik  faktörler:  alkolizm,  spinal  kord  lezyonları,  histerektomi,  diyabet,  pelvik travma.  
5.Vasküler  faktörler:  koroner  arter  hastalıkları,  diyabet,  hiperkolesterolemi,  sigara,  HT. 
6.Ürojinekolojik  problemler:  sistit,  endometriozis,  myoma  uteri,  pelvik  prolapsus,  vulvovajinit,  kronik vulvit.

CİNSEL ÖYKÜ  ALMA

Görüşme özel bir ortamda yapılmalı. Hastanın konuşmanın gizliliği yönünde güveni ve rahat  olması sağlanmalıdır.  Doktor  iyi  bir  dinleyici  olmalı.  Hasta  ile  konuşulurken  açık  ifadelerle konuşulmalı. Hastanın seksüel hikâyesi açık uçlu sorular ile öğrenilebilir.  

SEKSÜEL HİKAYE ALMADA SORULAR

Cinsel  olarak  aktif  misiniz,  siz  veya  partneriniz  cinsel  sorun  yaşıyor  musunuz,  cinsel  aktivitelerinizde değişiklik  oldu  mu,  istenmeyen  veya  zarar  verici  bir  cinsel  deneyim  yaşadınız  mı. 
Bu  sorulara  alınan cevaplara  göre  soruşturma  derinleştirilir:  
Yeterli  seksüel  uyarılma  yaşıyor  musunuz?  İlişki  sırasında vajinal  kuruluk  oluyor  mu?  Orgazm  yaşıyor  musunuz?  Cinsel  ilişkinizden  memnun  musunuz?  İlişki sırasında ağrı oluyor mu? Problemler son zamanlarda mı  oluştu? Sorunlar bir partnerle ilgili mi? Sorun her zaman oluyor mu? Cinsel soruna sizce ne sebep oluyor? Hiç tedavi aldınız mı? Tedaviden beklentileriniz nelerdir?

YAŞLILIKTA CİNSEL YAŞAM :  

Yaşlanma ile yumurtalık fonksiyonları  azalır,  menopozla beraber  cinsel cevap  evrelerinde  değişiklikler  oluşur.  Kadın  yaşlandıkça  cinsel  istek  ve  ilişki  sıklığı  azalır.  Genellikle seksüel  potansiyel  ve  sekse  ilgi  devam  eder.  Kadınların  seksüel  fonksiyonları  sağlık  durumları,  partner varlığı,  gençlikteki cinsel  yaşamları  ile  ilgilidir. 
Menopozda  gebelik  korkusunun  kalkması  cinsel  hayatı olumlu yönde etkileyebilir. Yaşlanma ile birlikte testesteron dereceli olarak azalır. Östrojen ile veya yalnız testesteron verilmesi libido, uyarılmaya cevap, klitoral hassasiyet ve orgazm frekansını artırır. A yrıca kas  gerginliği , fizik enerji, ruh hali , iyilik hali ve vajinal atrofide düzelme görülür. En az yan etki gösterecek dozda verilmelidir.  Depresyon ilacı olarak SSRI  kullanan  kadınlarda  oluşan  seksüel  disfonksiyonun  düzeltilmesinde  sildenafil kullanılabilir. 

YAŞLILIKTAKİ İLAÇLAR CİNSEL YAŞAMI ETKİLER Mİ ?

İlaçlar: Reçeteli veya reçetesiz birçok ilaç, alkol , hipertansiyon ilaçları, depresyonn ilaçları seksüel cevabı değiştirir. 

YAŞLILIKTAKİ HASTALIKLAR CİNSEL YAŞAMI ETKİLER Mİ ?

Kalp krizleri , kronik hastalıklar,kronik böbrek yetmezlikleri, romatizmal hastalıklar, depresyon, değişmiş vücut algısı, fiziksel  rahatsızlık,  hormonal,  vasküler  ve  nörolojik  değişikliklerle  seksüel  fonksiyonları  bozabilir. 
Nörolojik olarak multiple skleroz, alkolik nöropati , omurilik zedelenmeleri seksüel fonksiyonu bozabilir. 
Diabetes mellitus, hiperprolaktinemi, testosteron eksikliği ve hipotiroidizm gibi endokrin problemler seksüel cevabı  değiştirebilir. 

CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI

Cinsel istekte azlık çoğu kadının yakındığı konulardan biridir.Hep psikolojik gibi değerlendirilse de fizyolojik ve hormonal nedenleri de vardır.Kadınların yaklaşık yarısında hayatının bir döneminde cinsel istek azlığı görülür. Bu konuda yaşınız ve günlük hayatınızın ağırlığı önemlidir.Biolojik yönelim,kendine güven,önceki cinsel beraberliklerinden kötü anıların olması, anlayışlı ve iletimi yüksek bir eş ,birliktelik yaşanan kişi ile cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması da önemlidir. İstek  azlığı;  azalmış  kişisel  bakım, seksüel  tecrübesizlik,  evlilik  problemleri  gibi  durumlarda  görülebilir.  Maddi  problemler,  çocuk  korkusu,  evlilikte  güç  ve  kontrol  konuları  cinsel  yaşamı  etkiler.
Libido azlığı  olanların  çoğu  cinsel  baskının  fazla  olduğu  çevrelerden  gelir.  Çocukluk  döneminde  cinsel  taciz yaşamış olabilir veya eşiyle ilişkisinde sorun yaşamaktadır. Tedavide psikolojik yöntemler ve davranış terapileri önerilebilir.  
Cinsel  isteğin kaybolması sonradan gelişirse, genellikle  eş  ile  olan  sorunlara,  fiziksel  veya  duygusal travmalara, hastalıklara, ilaç ya da alkol bağımlılığına veya psikolojik depresyona bağlıdır. Dikkatli bir öykü  ile  yaşamdaki  değişiklikler,  ilaç  ya  da  alkol  alışkanlığı  anlaşılabilir. 
İstek  eksikliğinde  tedavi  bireysel  terapi  ve  evlilik terapilerini içerir. Bu terapi ile seksüel anksiyete azalır. Çift için stres, rahatsızlık ve endişe duygusu yaratan ortam ortadan kaldırılır.
Yaşlanma, bazı ilaçların kullanımı , ağrı, alkolizm, böbrek yetmezliği, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal sorunlarda cinsel istekte azlık nedeni olabilir.Stres, ilişkideki sorunlar, vucudumuzla ilgili kaygılar, gerginlik ve depresyon cinsel isteği etkiler.
İlişki ile ilgili sorunlar (güç çekişmesi, çatışma, düşmanlık), cinsel travma (tecavüz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi) ve cinsel ilişki esnasında bazı olumsuz anıların akla gelmesi gibi durumlar da önemlidir.
Bazen cinsel istek azalması bir ilişkideki bozulmanın işareti olabilir.Öfkeli, korkulu ya da zihni dağınık kişiler genellikle cinsel yakınlık için istek duymazlar. 
Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir. 
Cinsel ilişki sayısının ne kadarının kabul edilebilir olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu arada çiftin birinin daha çok istemesi, diğerinin o kadar istekli olmaması birinde psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Cinsel ilişki isteği ve cinsel tatmin isteği kişilere göre farklı olduğu gibi ,kişinin zaman içinde de farklılıkları olabilir.

CİNSEL TİKSİNTİ BOZUKLUĞU 

Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Bu sorunu yaşayan kişilerde cinsel ilişkiden kaçınma, kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku,kaygı ve iğrenme yaşanır.Bu durumda panik atağa varan sıkıntılar yaşanabilir.Bu sorun travma sonrası stres bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla birarada görülebilir. Bu durum  tecavüze uğrama ya da çocuklukta cinsel istismar yaşamış olan kişilerde, cinsel ilişkide ağrı olduğu durumlarda gözlenebilir.Ya da cinsel istek ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.  

CİNSEL İSTEĞİ ETKİLEYEN HORMONLAR

Hormonlar cinsel hayatımızın  düzenlenmesinde önemli  rol oynar. Menapozda östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır. Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar istek kaybı, ağrılı cinsel birleşme, cinsel yanıtın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması, östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir.  

KADINLARDA CİNSEL İSTEĞİ ARTTIRMANIN YOLLARI 

Sorunun kişiye  özgü oluşu  işe yarayan tek bir yöntem olamayacağını açıklar. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron (erkeklik hormonu) libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı bilindiğinden cinsel istekte testeron yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda cinsel isteği arttırabilir. 
Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları arasındadır. Hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir. Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolarda yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar   ve porno videolar kaygıyı arttırabileceği için önerilmez.

İNFERTİLİTEDE CİNSEL İSTEK BOZUKLUĞU :

İntertilite  kişinin  kendine  güven  duygusunu  ve  kendine  değer  verme  derecesini değiştirerek  etkileyebilir.  İnfertil  kadın  kendini  değersiz,  yardıma  muhtaç,  çekiciliğini  kaybetmiş  olarak hissedebilir.  Meme  kanserinde cinsel yaşam   etkilenebilir.
Birçok  çalışmada  abdominal histerektominin  seksüel  fonksiyonları  bozmadığı  bildirilmiştir.  Birçok  kadın rahim alma ameliyatından sonra cinsel ilişki ağrısında azalma, libido artması , ilişki sıklığında artma olduğunu söylemektedir. Bazı jinekologlar seksuel fonksiyonu  korumak için supraservikal histerektomiyi tercih etmektedirler,yani rahim ağzını bırakmaktadır. Ancak bunu destekleyen yeterli bilgi yoktur.

CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU 

Cinsel uyarılma anında, cinsel organlara kan akımının artması , vajinal ıslanma , vajende genişleme ve dış genital organların şişmesi gerçekleşir.   Teninize dokunulması tiksindirici gelebilir veya belli bir evreye dek temas zevk verebilir. 
Uyarılma sorunu olduğunda orgazm olma ile ilgili sorun da olacaktır. Bir araştırmada mutlu evlilikleri olan kadınların % 33'ü cinsel uyarılmayı sürdürmede zorluk tanımlamışlardır. 
Adetten sonraki dönemlerde ve yumurtlama zamanında kendinizi daha istekli bulabilirsiniz.Yakın zamanlı bir araştırma da bu sorunu yaşayan kadınların adeti izleyen dönemde daha istekli olduğunu belirlemiştir. 
Cinsel uyarılma ile ilgili sorunlar bazı fiziksel durumlar ve yaşam dönemleri ile ilişkili olabilir. Diyabet, sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve sinir hasarları, hem kadın hem de erkekte cinsel uyarılmayı olumsuz etkileyebilir.  Eğer bebek emziriyorsanız  vajinal ıslanmada azalma olabileceği bilinmektedir. Menopoz döneminde ve sonrasında östrojen azalması da uyarılmayı zorlaştırabilir. Cinsel uyarılmayı etkileyen ilaçlada  olabilir. Depresyon ilaçları,tansiyon ilaçları, allerji ilaçları uyarılmayı zorlaştırabilir.
Cinsel uyarılma  bozukluğunun en yaygın nedenleri arasında suçluluk ve düşmanlık yer almaktadır. Suçluluk genellikle cinsel ilişkiden hoşlanma isteği ile bunu yapmaktan duyulan korku arasındaki iç çatışmayı içine alır. Düşmanlık sıklıkla eşle ilgilidir. 
Kadında cinsel uyarılmayı artırmaya yönelik tedavilerde ,genital bölgeye kan akımını artırarak ya da ıslanmayı kolaylaştırarak etkinlik gösteren ürünler üzerine denemeler sürse de bunlar henüz deneysel düzeydedir. Bazı vazodilatör kremlerin cinsel uyarılmayı düzeltici etkisi denenmektedir. Sempatik sinir sistemini uyaran ilaçlar, yohimbin, sildefanil gibi ilaçlar da araştırılmaktadır. Bu ilaçlar kan akımını artırarak ya da sinir sisteminin bazı bölümlerini uyararak çalışırlar. Trazodonun cinsel uyarılmayı artırabildiği belirtilmektedir. Öte yandan kadınlarda depresyon tedavisinde cinsel yan etkileri olmayan antidepresanlar seçmek de önemli görünmektedir.

KADIN ORGAZM  BOZUKLUĞU  

Orgazmik disfonksiyonda normal bir seksüel istek ve uyarılmayı takiben  orgazm  yokluğu  (anorgazmi) veya  gecikmesidir.  Genelde  daha  çok  genç  ve  tecrübesiz  kadınlarda görülür.  Yaşam  boyu  primer  anorgazmi  ile  %5-10  karşılaşılır.  Primer  anorgazmi  sekonder anorgazmiden  sıktır.  Bazı kadınlarda ilişkide ortaya çıkan problemler, depresyon, madde bağımlılığı, ilaçlar (SSRI), kronik  medikal hastalıklar  (diyabet),  östrojen  eksikliği  veya  multiple  skleroz  gibi  nörolojik  problemler  sekonder 
anorgazmiye  neden  olabilir.  Anorgazmide görülen en  sık  psikolojik  sebep  uyarılma  fazında  aşırı  kişisel gözlemlemedir.
Bu durumda kadın cinsel olarak uyarılır ancak cinsel ilişkiye konsantrasyon ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Kadın bir eşle ya da masturbasyon ile yaşam boyu belki hiç orgazma ulaşamamıştır. Birleşme olmadan klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaşan ama klitoris uyarılmadığında  orgazma ulaşamayan bir kadın orgazm bozukluğu olarak değerlendirilemez. 
Çoğu kadın birleşme sırasında orgazma hem klitorisin elle uyarılması hem de  vajinal uyarılma ile ulaşırlar.  35 yaşın üzerindeki evli kadınların yalnızca %5'inin yaşamlarında hiç orgazma ulaşmadığı tespit edilmiştir. Orgazm sıklığı yaşla artar. 
Kadın orgazm bozukluğunun nedenlerinden biri "cinsellik eşittir cinsel birleşme" tarzı düşünmedir. Birleşme ve orgazmın başlıca amaç haline gelmesi orgazmı engeller.Eşinize kızgın olmanız da nedenlerden biri olabilir.
Bir başka neden  cinsel ilişki tekniklerinizin ve cinsel ilişki pozisyonlarının yeterince etkin olmamasıdır. Bazen çiftler birbirini etkili bir şekilde uyarmayı beceremez. Sevişmek ‘bildiğimiz’ değil ‘öğrendiğimiz’ bir durumdur.
Kaygı durumu da cinsel tekniklerin etkin olmasını etkiler. Cinsellikle ilgili aileden ya da dinden öğrenilenler de bazen kadında kaçınmaya neden olur.Bazen de  etkin cinsel uyarıların reddedilmesine neden olabilir. 
Bazen kadın için orgazm ‘kendini kaybetmek’ anlamına gelebilir. Bu konudaki kültürel beklentiler ve sosyal kısıtlamalar da oldukça önemlidir. Orgazm bozukluğunun tedavisinde sildenafil kullanımının yararlı olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Ayrıca orgazmı güçleştiren ilaç kullanımına bağlı cinsel işlev bozukluklarında da yararlı olabilir. Buspironun kadın orgazm bozukluğunda yararlı olabileceği de ortaya atılmıştır. Medikal veya psikolojik problemlerin araştırılması (madde bağımlılığı), seks eğitimi,  evlilik  terapisi,  grup  terapi,  seksüel  endişe  azaltılır.  En  başarılı  program  erotik  fantezilerle mastürbasyondur (%90 başarı sağlanılır).

CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI 

VAGİNİSMUS:  

Vajinusmus,  vagina etrafındaki kasların birleşmeyi imkansız hale getirecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vajinal ilişki  sırasında  vajen  dış  1/3  kısmını  çevreleyen  perineal  kaslarda  istemsiz kasılma durumudur. Vajinal ilişkinin düşünülmesi durumunda da oluşur. Bu durumda vajinaya hiçbir şey  yerleştirilemez.Bazen  jinekolojik  muayene  yapılabilir  ancak  ilişkiye  izin  verilmez.  Bir  çok  vajinismuslu kadında normal cinsel istek vardır, vajinal ıslanma olur ancak  birleşme gerçekleşmez. Vajinismus primer olabilir veya cinsel ilişkide ağrıya ikincil gelişebilir. Birçok çift yardım almadan yıllarca bu durumda yaşayabilir. Ancak çocuk isteği ile bu şikâyete çözüm aramaya başlayabilirler.
Vaginismusun nedeni genellikle cinsel birleşme ile ilgili tiksindirici bir uyarandır. En sık rastlanan tiksindirici uyaranlar travmatik cinsel saldırılar, ağrılı birleşme çabalarıdır. Diğer nedenler arasında jinekolojik  hastalıklar ve bilinçdışı korku ve/veya suçluluk olabilir. Vajinismus ilk ilişkide ağrı, ilk pelvik muayenede ağrı, geçmiş  cinsel hayatta yaşanan taciz veya travma gibi hoş olmayan tecrübelere bir reaksiyondur. Kapalı ve baskıcı topluluklarda daha sık görülür. Kızlık zarı ile ilgili sorunlar, vajinanın yokluğu, kronik PID  gibi durumlar  vajinismusa  neden olabileceklerinden  dikkatli  bir  muayene  yapılmalıdır.
Vajinusmus  tedavisinde  amaç  istemsiz  vajinal kasılmayı  engellemektir. 
Sistematik duyarsızlaştırma, pubokoksigeal kas eğitimi ve vajinal dilatötörlerin kullanımı beraberce önerilir. 
Eşin işbirliği tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etken gibi görünmektedir. Hastaya anatomisi hakkında ayrıntılı bilgi verilir ve  cinselliği konusunda rahat  olması  sağlanır. 
Vajinal  birleşme  sırasında  gevşeme  teknikleri  öğretilir.  Vajen  kaslarını kullanmayı  sağlayan  Kegel  egzersizleri  verilir.  Dereceli  olarak dilatatörler  kullanılır  (parmak  gibi). Dilatatörler  sıcak  ve  kaygan  halde  kullanılır.  Yalnız  ve  rahatken  uygulanmalı  gerekirse  kendi  kendine hipnoz yapılabilir. Başarı oranı %90 üzerindedir.

DİSPARÖNİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ )

En sık karşılaşılan seksüel sorundur  ve kadın yaşamı sırasında %75 kadında görülür. Hastaların yaklaşık yarısı hekime başvurmaktadır. Cinsel ilişki ile birlikte tekrarlayıcı ya da kalıcı  ağrı olmasıdır. Vajinismus  olmayan kadında  cinsel ilişki öncesi, sırası veya sonrasında  genital bölgede ağrı olmasıdır. Cinsel ilişkide ağrı  cinsel uyarılmayla da ortaya çıkabilir. 
Bu sorunun altında tıbbi nedenler olabileceği gibi psikolojik nedenler de olabilir ya da her iki durum bir arada etkili olabilir. 
Ayrıca vajinismusa ikincil ya da vajinal ıslanma  olmamasına bağlı da cinsel ilişkide ağrı olabilir. 
İlişkide ağrı yaşamak kişide anksiyete ve problemler oluşturarak cinsel ilişkiden kaçınmaya dönüşebilir. 
Ağrının yeri , cinsel ilişkinin hangi aşamasında ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü, hangi faktörlerin  ağrıyı  azalttığı  veya  artırdığı  sorulmalıdır.  Çocukluk  döneminde  yaşanan  fiziksel  veya  cinsel taciz  öyküsü  araştırılmalıdır.  Yanlış cinsel  bilgileri  olan,  suçluluk  duygusu  taşıyan,  cinsel  yolla  bulaşan hastalık  korkusu  veya  gebe  kalma  korkusu  olanlarda  oluşabilmektedir.
Fizik  inceleme  sırasında  sebep olabilecek yapısal faktörler incelenir. Ağrı, kronik vulvit, klitoral iritasyon ve hipersensitivite de görülebilir. Epizyotomi  skarı,  müllerian  anomalilere  ve  vajinal  enfeksiyonlara  bağlı  olabilir.  Diğer  nedenler  bartholin bez inflamasyonları,  radyasyon vajiniti, HPV, üretral sendrom, sistit, vajinal travma, kronik konstipasyon,  proktatit  gibi  durumlardır.  
Vajinal  enfeksiyon  ve  yetersiz  uyarılmaya  bağlı tahriş  en  sık  rastlanan nedenlerdir. Kayganlaştırıcılar faydalı olablir. 
Emzirme  ve menapozda  azalmış östrojen seviyesine bağlı vajinal atrofi bir neden olabilir.
Vulvar vestibulit  durumunda  vulvar eritem görülür. Bu durum enfeksiyonlar, irritanlar veya  bozulmuş  pH ya bağlı olabilir.
Orta vajinada ağrı konjenital kısa vajina, interstisyel sistit ve üretritte görülür.
Orgazm  sırasında  ağrı yaşanması  uterin  kontraksiyonlara  bağlı  olabilir.  
Derin  penetrasyonda  ağrı  yetersiz  uyarılma, kronik PID, endometriozis,  retrovert uterus, pelvik kitle, myom veya adenomiyozise  ikincil  büyük uterus  varlığı,  irritable  barsak  sendromu,  inflamatuvar  barsak  hastalıkları  ve  pelvik  relaksasyonda  görülebilir.

TANISAL DEĞERLENDİRME:  

Hikâye ve tam fizik muayene.
Laboratuvar; tam kan sayımı, biyokimya, hormonlar (E2, free testosteron, DHEAS, FSH, LH, PRL, TSH, SHBG), USG, laparoskopi (endometriozis vs. için).

Tedavide multidisipliner ve multimodal terapiler gündemdedir.

TEDAVİ: 

SEKSÜEL  TERAPİ.  

Hormon  replasman  tedavisi  (HRT):  özellikle  menopozda   cinsel fonksiyon bozukluğunu  düzeltir. Östrojen  sistemik  veya  lokal  kullanımda  atrofi,  kuruluk,  disparoni  gibi  şikayetleri  azaltır. 
Cerrahi menopozda androjeninde eklenmesi ile libido, istek ve uyarılma artar. 
Nonhormonal tedaviler:  sildenafil, fentolamin,  apomorfin,  alprostadil,  yohimbin,  L-arginin.  Araştırma  safhasındadırlar,  etkinlikleri  ve gereklilikleri  yeterli  olarak açıklanmamıştır.  
Medikal  aletler:  Cinsel  organları  uyarmak  için  kullanılır.  
Tedavide nedene yönelik tıbbi ve gerekirse cerrahi girişimler önemlidir. 
Önemli tıbbi bilgilendirme

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesine göre: “Yurt içi tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde kullanılan görsel içeriklerde, uyarı ve bilgilendirme amaçlı ve kolay okunabilir görünürlükte;Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

Jinekoloji

Bu konudaki soru ve cevaplar

ANTALYA'DA HPV TEDAVİSİ DOKTORU+
İnsan Papilloma virüsü cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında tüm dünyada en sık gözlenen enfeksiyondur ve denir ki tüm insanların %90’ı hayatında en az bir kez Human Papilloma virüsü (HPV virüsü) ile karşılaşır. 
 

Rahim ağzı kanserinin temel nedenlerinden biridir fakat bununla birlikte HPV’nin tespit edilmiş olması, kanser anlamına gelmemektedir.Bu enfeksiyonun çok büyük bir kısmı zaman içerisinde savunma sisteminizin gücüyle beraber saptanamaz hale gelmektedir. 

 
Asıl bizler için önemli olan yüksek riskli HPV enfeksiyonların uzun süre devam etmesi ve özellikle tip HPV 16 ve 18 gibi yüksek kanserojen riskli tiplilerin bulunmasıdır.Son yıllardaki çalışmalar HPV aşılarının sadece HPV enfeksiyonlarını değil HPV ile ilgili rahim ağzı kanser öncesi CIN 2 , CIN 3 gibi hastalıkları azalttığı yönündedir.
 
2025 yılında yayınlanan geniş bir değerlendirme özellikle erken yaşlarda aşılama yapılırsa rahim ağzındaki kanser öncesi lezyonların azaldığını göstermiştir. Bu aşıların yararları açısından büyük bir kanıttır. Günümüzde rahim ağzı kanserinin önlenmesinde temel olarak HPV aşısı uygulanması çok önemlidir. Eğer yüksek riskli HPV‘ler tespit edilirse anormal sonuçların risk temelli değerlendirilmesi, peşinden gerekliyse kolposkopik değerlendirme kolposkopik biyopsi alınması ve bu şekilde kanser lezyonlarının tespit edilmesi şeklindedir. 
 
Dünya Sağlık Örgütü WHO , 2030 yılı için bir hedef belirlemiştir.Bu hedefte 90-70-90 hedefi gözetilmiş; kız çocuklarının %90’ı 15 yaşına kadar aşılanmalı, kadınların %70’inin 35 ve 45 yaşlarında bir HPV testi ile taranması ve kanser öncesi bulunan kadınların %90’ının tedavi edilmesidir.
 
HPV, Papillomaviridea ailesinde yer alan bir DNA virüsüdir.İnsanlarda HPV enfeksiyonu yapan iki yüze yakın çeşit bulunmaktadır.Klinik açıdan ikiye ayrılmaktadır. HPVler düşük riskli ve yüksek riskli HPV ler olarak ayrılır. Örneğin HPV tip 6 ve HPV tip 11 genelde vücut tipleridir ve genital siğille  de ilişkilidir fakat rahim ağzı kanserinin gelişiminde temel rol oynamazlar. Yüksek riski HPV tipleri ise başlıca HPV tip 16 HPV tip 18, tip 31, 33 , 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66 ve 68 ‘dir.Özellikle bu tipler içerisinde tip 16 ve 18 en riskli olanlardır ve daha dikkat edilmesi gereken tiplerdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre rahim ağzı kanserinin temel nedeni, yüksek riskli HPVlerinin uzun süreli mevcudiyetidir.

Soru sayfasını aç

CIN 1 TEDAVİSİ NASILDIR?+

CIN 1 için güncel yaklaşımın temel prensibi aşırı tedaviden kaçınmak olabilir.CIN 1 lezyonlarının önemli bir kısmı HPV’nin ortadan kalkmasıyla gerileyebilir.Bu nedenle CIN 1  görüldüğünde hemen kolposkopik eksizyon gibi işlemler yapmak çoğu hasta için gerekli değildir.Hastanın HPV enfeksiyonunun uzunluğu ve takip sonuçları bu anlamda önemlidir.Bireysel karar verilmelidir.

Soru sayfasını aç

CIN 2 TEDAVİSİ NASILDIR?+

CIN 2 klinik olarak en fazla tartışılan gruplardan biridir.Çünküiki önemli hedef; yani kansere erken teşhis koymak, kanser gelişimini önlemek ve gereksiz serviks girişiminden kaçınmak konusunda ki hedef arasında doğru karar vermeyi gerektiren bir sonuçtur. Hastanın gebelik planlaması varsa CIN 2 tedavisine yaklaşım önemlidir. İyi seçilmiş hastalarda yakın izlem bir seçenek olabilir, ancak bunun için transformasyon zonunun yeterince iyi değerlendirilmesi,CIN 3 şüphesinin bulunmaması,endoservikal biyopsi örneklemenin doğru yapılmış olması ve hastanın güvenilir takip sağlayabilecek olması bizler için çok önemlidir.

 
25 yaş üzerindeki uygun hastalarda gözlem sırasında yaklaşık altı aylık aralıklarla kolposkopi ve HPV temelli değerlendirme yapılabilir. CIN 2 , 2 yıldır devam ediyorsa tedavi önerilebilir.

Soru sayfasını aç

CİNSEL İLİŞKİDE HPV‘DEN NASIL KORUNULUR?+

HPV’den korunmada tek bir yöntem geçerli değildir, en iyisi HPV aşısıdır.Bunun yanında kondom yani prezervatif HPV bulaşma riskini azaltır, fakat tamamen engellemez.Partner sayısının azaltılmasıönemlidir, bu durumda HPV ile bulaşmış partner sayısı azaldığı vakit risk de azalacaktır.

Soru sayfasını aç

Dilatasyon ve Küretaj (D&C) Nedir?+

Tanım: Dilatasyon ve Küretaj, rahim iç zarının (endometrium) tanı veya tedavi amacıyla kazınması işlemidir. Tıbbi literatürde “D&C” kısaltmasıyla anılır.

Tıbbi Amaçlar:
  • Düşük sonrası rahimde parça kalması,
  • Anormal rahim kanamaları,
  • Rahim içi polip veya kalınlaşma şüphesi,
Tanısal biyopsi ihtiyacı gibi durumlarda uygulanabilir.
  • Yöntem: Rahim ağzı genişletildikten sonra özel küret aletleriyle rahim iç yüzeyi dikkatlice temizlenir veya doku örneği alınır.
  • Tıbbi Riskler: Kanama, enfeksiyon veya rahim duvarında yapışıklık (Asherman Sendromu) nadir görülen komplikasyonlardır.
  • Yasal ve Etik Boyut: Tüm işlemler yalnızca hastanın açık rızasıyla ve Hasta Hakları Yönetmeliği’ne uygun şekilde yürütülmelidir.
  • Tıbbi Raporlama: Tanısal D&C işlemlerinde alınan doku örneği, patoloji laboratuvarında incelenir ve sonuçlar hasta dosyasına işlenir.

Soru sayfasını aç

HPV - CIN NEDİR?+

Cervical intraepithelial neoplasia teriminin kısaltılmışıdır. Servikal intraepitelial neoplazinin üç temel derecesi vardır. CIN 1 düşük derecede lezyonları gösterir, çoğunlukla HPV enfeksiyonunun geçici bir etkisi olarak değerlendirilir. CIN 2 orta dereceli lezyondur, kanser öncüsü olabilen, ancak bir kısmı yine kendiliğinden gerileyebilen bir lezyondur.CIN 3 yüksek derece riski olan lezyondur ve rahim ağzı kanserinin serviks kanserinin öncülü olarak kabul edilir.

Soru sayfasını aç

HPV 16 VE 18 NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİR?+

HPV tip 16 ve HPV tip 18 rahim ağzı kanseri servikal kanser açısından en yüksek riskli HPV tipleri arasındadır. HPV 16 ve HPV 18 pozitifliğinde rahim ağzı smear, servikal smear normal olsa bile ileri değerlendirme gerekli olabilir. Kolposkopi yapmamız gerekli olabilir. 

 
Risk temelli yaklaşımlarda HPV 16 HPV 18 pozitifliği,CIN 3 kanser açısından daha yüksek riskli olarak değerlendirmektedir.HPV tip 16 verip 18 pozitifliğinde kanser öncesi lezyonlara dönüşüm 10-15 yıl içinde % 20-30 civarındadır. Bu nedenle HPV 16 pozitif ve pap smear normal ise bir şey yok dememek ve kolposkopi ile değerlendirmek iyi olacaktır.Kolposkopik değerlendirme son derece basit canınızı yakmayan bir uygulamadır.Kadın Doğum masasında rahim ağzını büyüten kameralarla bakarak, hücresel değişimi gösteren belirtilerin olup olmadığını değerlendirdiğimiz bir testtir. 

Soru sayfasını aç

HPV AŞISI GERÇEKTEN SERVİKS KANSERİNİ AZALTIYOR MU?+

Son yıllardaki en güçlü kanıtlar azalttığı yönündedir. 2025 yılında yayınlanan geniş bir çalışmada HPV aşılamasınınHPV enfeksiyonlarını,CIN 2, CIN 3 pozitifliği ve de anogenital siğilleri azalttığı ve yine serviks kanseri yani rahim ağzı kanseri görünürlüğünde azalma sağladığı şeklindedir.Kanser öncesi lezyonlar ve rahim ağzı kanserini % 80-90 oranında azaltır.

 
Özellikle erken aşılanan kız çocuklarında bu koruma biraz daha belirgindir. 16 yaş ve öncesinde aşılanan gruplarda uzun dönem çalışmalarda CIN 3 denilen rahim ağzı kanserinin öncesindeki şiddetli durumların azaldığı gösterilmiştir. Bu sonuç HPV aşısının yalnızca laboratuvar düzeyinde antikor oluşturan bir aşı olmayıp, gerçek yaşamda da kanser öncüsü lezyonları azalttığı yönündedir.Bu anlamda kanseri azaltan bir aşıdır.

Soru sayfasını aç

HPV AŞISI NEDEN TARAMANIN YERİNİ TUTMAZ?+

Aşı çok güçlü bir koruyucu yöntemdir. Bu son çalışmalarda da gayetiyi bir şekilde gösterilmiştir. Ancak aşı bütün HPV tiplerini kapsamamaktadır. HPV nin yaklaşık 200 kadar tipi vardır.Aşı ise sadece dokuz HPV tipine karşı koruyucudur.Bu dokuz tip en sık rastlanan HPV tipleridir.

Aynı zamanda aşı, aşı öncesi oluşmuş enfeksiyonu tedavi etmez, aşılanan kişinin kanser riskini sıfıra indirmez.Bu nedenle aşı yapılmış olsa da tarama testlerine devam edilmesi gereklidir.Aşı ve tarama birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır.WHO Dünya Sağlık Örgütü de rahim ağzı kanseri eliminasyonunda aşılama ile tarama ve kanser öncesi tedavinin birlikte yürütülmesini önermektedir.

Soru sayfasını aç

HPV AŞISI, HPV POZİTİF KİŞİYE YAPILABİLİR Mİ ?+

Evet, yapılabilir. HPV pozitif olmak aşı için mutlaka engel değildir. Ancak aşı mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez, kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruyuculuk sağlar.Bu nedenle HPV pozitifliği olan yetişkinlere eğer aşı yapacaksak, kişinin yaşı, önceki aşılanma öyküsü, cinsel partner sayısı, gelecekte yeni partner olasılığı, önceki HPV ve CIN öyküsü gibi faktörler göz önünde bulundurulmalı; aşı yaptırma ya da yaptırmama ile ilgili karara varılmalıdır. 

 
2026 ACOG raporunda 27-45 yaş arasındaki kişiler için HPV aşısının bireysel risk ve yarar gözetilerek bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiği önerilmektedir.

Soru sayfasını aç

HPV BULAŞTIĞINDA VÜCUTTA NE OLUR?+
HPV enfeksiyonun seyri genellikle üç aşamalı düşünülebilir.Enfeksiyonun viral klirensi veya enfeksiyonun devamı, kanser öncesi lezyon ve  kanser evresi. Ancak bu süreç tüm hastalarda bu şekilde gerçekleşmeyebilir.Asıl bizler için belirleyici olan virüsün kalıcılığıdır.
 
Bir kişinin HPVpozitif olması ile kanser gelişmesi arasında genellikle çok uzun bir zaman bulunmaktadır.Bu süre 10-15 yıla kadar uzayabilmektedir.

Soru sayfasını aç

HPV BULAŞTIKTAN SONRA NE YAPILMALIDIR?+

HPV pozitifliği saptandığında ilk yapılması gereken şey, panik yapmamak ve sonucu doğru yorumlamaktır. Değerlendirmede HPV‘nin tipi, servikal smear sonucu, önceki HPV tipleri ve servikal smear sonuçları, hastanın yaşı, önceki CIN 2, CIN 3, kanser öncesi lezyon ve kanser öyküsü, gebelik durumu, gebelik beklentisi, savunma sisteminin durumu bizler için önemlidir.Bu nedenle yalnızca HPV pozitif ifadesi klinikte karar vermek için yeterli değildir.

Dikkat edilmesi gereken pekçok nokta vardır.
 
Sigara kullanmamak HPV’nin vücuttan atılması ve kanser öncesi lezyon riskini azaltmaya yardımcı olur.Düzenli tarama programları, düzenli smear takipleri aşı olmuş kişilerde de gereklidir.ACOG, HPV aşısı olmuş kişilerin de rahim ağzı kanseri taramasına devam etmesi gerektiğini bildirmiştir.

Soru sayfasını aç

HPV ENFEKSİYONLARININ NE KADARI KENDİLİĞİNDEN NEGATİFLEŞİR?+

Yaklaşık 2 yıl içinde % 80 hastada negatifleştiği bilinir. HPV enfeksiyonların çok büyük bir bölümü kendiliğinden savunma sistemiyle geriler, erkekler bu anlamda biraz daha başarılıdır.Klinik açıdan daha önemli olan HPV ne kadar süreyle vücutta kaldığı sorusudur.

 
HPV enfeksiyonunun birkaç ay içerisinde negatifleşmesi ile aynı yüksek risk HPV tipi‘nin yıllarca devam etmesi arasında kanser geliştirebilme açısından çok büyük farklılık vardır. Özellikle HPV tip 16’nın kalıcı olması diğer HPV tiplerine göre biraz daha risklidir.Bu nedenle günümüzde HPV enfeksiyon yönetiminde pozitif negatif olarak değerlendirmekten ziyade, bizler için önemli olan HPV genotipi, sitoloji yani servikal smear, hastanın yaşı, önceki HPV sonuçları, başka HPV tiplerinin mevcut olup olmadığı, önceki kolposkopi ve biyopsi sonuçları, geçmiş dönemdeki CIN öyküsü önemlidir.Bunların hepsini göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmak iyi olur.

Soru sayfasını aç

HPV ENFEKSİYONU SONRASI BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NE YAPAR?+

HPV‘nin seyrinde kişinin savunma sistemi kritik öneme sahiptir. Çoğu enfeksiyon klinik olarak sessizdir, yani hiç görünen lezyon olmadan kişi HPV pozitif olarak hayatını sürdürür.İnsan immün sistemi viral üretimi baskıladığında,HPV DNA artık saptanamaz hale gelir. 

 
Bu nedenle HPV pozitif bir hastaya, bu virüs artık hayat boyu sende kalacak demek bilimsel olarak doğru değildir. 
 
Aynı şekilde HPV kesin olarak tamamen yok oldu da denmemelidir. En doğru klinik ifade hastayı da rahatlatacak şekilde olmalıdır.
 
En doğru ifade HPV şu anda testte saptanamıyor şeklindedir.

Soru sayfasını aç

HPV NASIL BULAŞIR?+
HPV’nin bulaşması için mutlaka bir cinsel ilişki gerekmemektedir. Cilt-cilt teması gerekir. dolayısıyla sadece vajinal ilişki yoluyla bulaşmaz, anal ilişki, ağız-genital bölge teması, genital-genital temas ve enfekte cilt bölgelerinin teması yoluyla da bir başka kişiye bulaşabilir.Bu nedenle prezervatif yani kondom kullanımı HPV bulaşmasını tamamen engellemez, yani penis-vajina ilişkisi dışında başka bulaşma yolları da vardır.Kondomun prezervatifin HPV den koruyuculuğu %60-70 civarıdır.
 
Kondom HPV riskini azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz. HPV’nin bulaşması için görünür, yani semptom veren bir genital siğilin bulunması da şart değildir. Hiç genital siğil öyküsü olmayan bir kişi de HPV taşıyabilir ve virüsü partnerine cinsel eşine aktarabilir. Kadınların rutin kontrollerinde hiç genital siğil lezyonları olmasa da % 20’sinde HPV pozitifdir. Bu oran erkeklerde %40’ lara çıkar. Yani siğil olmadan taşıyıcı olma durumu vardır.Bu nedenle HPV pozitifliği partnerin muhakkak yeni edinilmiş bir enfeksiyona sahip olduğunu, partnerin sadakatsiz olduğunu, partnerin yakın zamanda enfeksiyon kaptığını göstermez.Bu konuözellikle evli çiftlerde hasta danışmanlığında çok önemlidir.

Soru sayfasını aç

HPV NEDEN BAZI KADINLARDA KALICI OLUR?+

HPV‘nin kalıcı hale gelmesinde bir çok faktör rol oynayabilir. Bunlar arasında HPV tipi, savunma sisteminin durumu, beraberindeki enfeksiyon, savunma sistemini baskılayıcı immün süpresif tedaviler, sigara, ileri yaş, tekrarlayan HPV maruziyeti, beraberinde olan bazı enfeksiyonlar, servikal mikrobiata yani vajinal flora, metabolik ve hormonal faktörlerHPV’nin bazı kadınlarda daha çok kalıcı olmasını destekleyen konulardır.Özellikle sigara kullanımının, HPV‘nin kalıcılığı ve  kanser öncesi hastalıklar gelişimi açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğu bilinmektedir.Yani HPV pozitifliği olan hastaların sigara içmemesi önemlidir. 

Soru sayfasını aç

HPV NEGATİF NE ANLAMA GELİR?+

Yüksek riskli HPV testinin negatif olması çok değerlidir; bu sonuç şu anda testte saptanabilir yüksek riskli HPV enfeksiyonu yok anlamına gelir.Ancak HPV negatifliği hayat boyunca HPV ile hiç karşılaşmayacaksınız anlamına gelmez, yeni bir HPV enfeksiyonu daha sonraki yıllarda başka bir cinsel ilişkili ile gelişebilir. Bu nedenle tarama programlarına belirli aralıklarla devam edilmesi önemlidir.

Soru sayfasını aç

HPV POZİTİF AMA SMEAR NORMAL+

Burada yapılacak işlem HPV tipine ve hastanın önceki sonuçlarına göre değişir.Örneğin HPV 16-18 pozitifliği daha ileri değerlendirme gerektirir.Diğer yüksek HPV tiplerinde ve smear negatif olduğu bazı durumlarda ise bir yıl sonra HPV temelli yeniden değerlendirme uygun olabilir. 

Soru sayfasını aç

HPV POZİTİF ÇIKTI, BU KANSER ANLAMINA GELİR Mİ?+

Hayır, HPV konusunda hastalara verilmesi gereken en büyük mesajlardan biri budur.Çünkü HPV pozitifliği hastaların çok büyük bir kısmında büyük moral bozukluğu yaratmaktadır.Fakat bizler için önemli olanda hastanın moralinin iyi tutularak immün sisteminin güçlendirilmesidir.  HPV pozitifliği rahim ağzında HPV DNA saptandı anlamına gelir. Tek başına kanser var demek değildir.Hatta bir çok HPV pozitif hastada servikal pap smear yanisitoloji tamamen normal olabilir. Yani HPV olur fakat rahim ağzınız temiz olabilir. Bu durumda amaç kanser olduğunu düşünmek değil kalıcı olan HPV enfeksiyonu ve  oluşturabileceği kanser öncesi lezyonu yakın bir zamanda yakalamaktır.

Soru sayfasını aç

HPV TESTİ İLE SMEAR AYNI ŞEY DEĞİLDİR+

Bu iki test farklı olayları araştırmaktadır HPV testi virüsün varlığını ve virüse ait olan DNA kırıntıları olup olmadığını araştırır. Papsmear  testi ise HPV‘ye bağlı olarak rahim ağzı hücrelerinde meydana gelen hücresel değişiklikleri araştırır.Dolayısıyla HPV testi HPV olup olmadığını, smear hücresel problem olup olmadığını gösterir.Bu iki yöntemin birlikte kullanılması klinik açıdan oldukça değerlidir.

 
Güncel rahim ağzı kanseri taraması 2026 Acog güncellemesi ortalama riskli kişiler için tarama yaklaşımını yeniden güncellemiştir. Buna göre21-29 yaşta genel yaklaşım; üç yılda bir sitoloji, 30-65 yaşta tercih edilen yöntem; beş yılda bir primer yüksek risk HPV testi taranmasıdır. Acog Temmuz 2026 tarihli güncellenmesi primer yüksek riskli HPV taramasını, 30-65 yaş için temel yaklaşım olarak benimsemektedir. Farklı ülkelerin yaş eşikleri arasında küçük farklılıklar bulunmaktadır.

Soru sayfasını aç

HPV VÜCUTTAN TAMAMEN ATILIR MI ?+

Bu soru hastalarımızın en çok sordugu ve istediği durumlardan biridir. HPV testi negatifleşebilir, ancak bu durum her zaman vücuttaki tüm HPV partiküllerinin kesinlikle tamamen sonsuza kadar yok olduğu anlamına gelmez.Viral klerens, HPV DNA testlerinde artık DNA’ nın saptanamaması durumunda kullanılan bir ifadedir. Bağışıklık sistemi enfeksiyonu kontrol altında tutabilir, HPV viral yükü azalabilir,  saptanmayacak seviyelere kadar düşürebilir ve de aldığımız rahim ağzı örneğinde HPV DNA negatif hale gelebilir. Fakat bu esnada bazı hücrelerde virüs çok düşük düzeyde latent yani kalıcı hal gösteriyor olabilir ve ilerki yıllarda tekrar ortaya çıkabilir.Bu nedenle HPV negatifliğiklinik olarak saptanabilen bir enfeksiyonun o anda olmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.

Soru sayfasını aç

HPV’DEN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU AŞILAMA+

HPV aşıları, HPV enfeksiyonundanve HPV ile ilişkili kanserlerden korunmanın en önemli yollarından biridir.Yıllar içerisinde geliştirilen HPV aşıları giderek daha fazla HPV tipini içerir hale gelmiştir ve koruculukları da artmıştır.Günümüzde kullanılan dokuz valanlı aşı HPV tip6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruculuk göstermektedir. Aşı yaptıran hastalarda bu tiplerin hastaya bulaşma ihtimali %10 civarıdır.

 
Aşıların temel özelliği koruyucu olmalarıdır, tedavi edici değildir, böyle bir beklentiye girmemek gerekir.Yani mevcut HPV enfeksiyonumuzun ortadan kaldırılması ve gerilemesi konusunda herhangi bir katkı sağlamamaktadır. Fakat aşı HPV enfeksiyonuna sahipken başka bir HPV tipiyle bulaş meydana gelmesini engeller. Aşılanmayı biz tavsiye ediyoruz, çünkü kişi aşının kapsadığı HPV tiplerine karşı henüz bağışıklık geliştirmemiş olabilir. Acog da önceki HPV enfeksiyonunun aşıdan alınabilecek olası yararı tamamen ortadan kaldırmadığını belirtmektedir.

Soru sayfasını aç

HPV’NİN YENİDEN ORTAYA ÇIKMASI MÜMKÜN MÜDÜR?+

Daha önce HPV negatif olan bir kişide yıllar sonra HPV pozitifliği ortaya çıkabilir.Bunun olası açıklamaları şu şekildedir; hasta başka bir cinsel ilişkiden yeni bir HPV tipi kapmış olabilir , ya da daha önce edinilmiş ve saptanamayan enfeksiyonu yeniden saptanabilir hale gelmiştir.Bu nedenle HPV yeniden çıktı, demek ki partnerinden bulaştı sonucuna varmak bilimsel olarak doğru değildir. 

Soru sayfasını aç

HSIL NEDİR?+

High Grade Squamous Intraepithelial Lesion terim’inin kısaltılmışıdır.Bu sonuç kolposkopik değerlendirme ve kolposkopik biyopsiyi gerektirmektedir. Kolposkopik değerlendirme sonucunda eksizyonel tedavi, yanihastalıklı dokunun çıkarılması gündeme gelebilir.Burada yine risk temelli yaklaşım ile sadece smear sonucuna göre değil hesaplanan hastanın CIN3 riskine göre karar karar verilebilir.

Soru sayfasını aç

KOLPOSKOPİ NEDİR?+

Kolposkopi rahim ağzının büyütülerek değerlendirilmesi işlemidir. Kolposkopi cihazı ile asetobeyaz alanlar,punktuasyon içeren alanlar, mozaik yapıdaki alanlar, anormal damar yapıları, transformasyon zonundaki değişiklikler değerlendirilebilir.Rahim ağzını daha büyük gösteren bir cihazdır. Asetik asit ile boyama yapılarak belirti veren alanlardan biyopsi alınabilir.Şüpheli alanlardan hedefli biyopsi almaya yarar.

Soru sayfasını aç

KOLPOSKOPİDE BİYOPSİ NEDEN ÖNEMLİDİR?+

HPV testi virüsü gösterir, servikal smear hücresel anormalliği belirler, kolposkopi lezyonun yerini gösterir.Kolposkopik biyopsi ise riski yüksek olan bölgeden biyopsi almış olmayı sağlar. 

Soru sayfasını aç

LSIL NEDİR?+

Low Grade Squamous Intraepithelial Lesion teriminin kısaltılmışıdır.Düşük dereceli skuamöz intraepitelial lezyondur. Çoğunlukla HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir, fakat LSIL  saptanmış olması da kanser anlamına gelmemektedir.Özellikle genç kadınlarda savunma sistemi ile beraber LSIL durumunun gerileyebildiği gözlemlenmektedir, fakat bu durum HPV geçmişi ,geçmiş sonuçlar ve hastanın bireysel farklılıklarına göre yönetilmesi gereken bir durumdur.

Soru sayfasını aç

SMEAR SONUCUNDA ASCUS NE DEMEKTİR?+

Ascus patoloji uzmanının önemini tam belirleyemediği atipik hücreler anlamına gelmektedir.‘Önemini belirlenemeyen atipik skuamöz hücreler’ teriminin kısaltılmışıdır, bu sonuç kesinlikle kanser değildir.Çoğu hasta bu sonuçla beraber çok endişe duyar. Ascus’un pozitif olduğu durumlarda HPV testi yapılması gerekir.

 
HPV negatif ASCUS durumu ile HPV pozitif ASCUS durumu aynı şekilde yönetilmez. Daha önceden de bahsettiğimiz gibi risk temelli  bireysel yaklaşım bu konuda iyi olur.ASCUS, hastanın HPV sonucu ve önceki tarama öyküsüne göre farklı yönetilebilir.

Soru sayfasını aç

TEK DOZ HPV AŞISI YETERLİ Mİ?+

Bu konuda son yıllarda önemli araştırmalar yapılmıştır. 2024 yılında yapılan bir çalışmada tek doz HPV aşılamanın iki veya üç doz aşılamaya yakın bir koruyuculuk sağlayabileceğine yönelik kanıtlar vardır, ancak bu sonuçların farklı yaş grupları ve farklı aşı programlarıyla karşılaştırılması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü uygun popülasyonlarda tek doz aşılamayı kabul eden bir yaklaşım geliştirmiştir.Çünkü aşılama programına uyamayacak sosyo-ekonomik olarak geri durumda olan ülkelerde HPV yaygınlığı fazladır ve bu ülkelerde tek doz aşılama uygun görülebilir.Fakat ülkemizin kabul ettiği politika üç doz aşılama şeklindedir.

 
O-2-6. ay programı üç doz aşılama gereklidir.Bazen acil duyarlılık gelişmesini istediğimiz durumlar olur.Örneğin HPV pozitif olan bir partnerle evlenecek olması durumunda, acil aşılama programına gireriz ve de 0-1-4. aylarda acil HPV aşılaması öneririz.

Soru sayfasını aç

TÜRKİYE’DE SERVİKS KANSERİ RAHİM AĞZI KANSERİ TARAMASI+

Türkiye’de ulusal programda 30-65 yaş arasındaki kadınlara, beş yılda bir HPV DNA taraması uygulanmaktadır.Tarama hizmetleri kamuya ait birimlerde ücretsiz olarak sunulmaktadır, fakat arzu ederseniz muayenehane şartlarında da bu taramalar rahatlıkla yapılabilmektedir.Bu nedenle Türkiye açısından vurgulanması gereken 30-65 yaş arasındaki kadınların HPV taramasına düzenli katılmasıdır.

Soru sayfasını aç

Sorunuz / Yorumunuz var mı?

Kategorinizi seçerek iletinizi gönderebilirsiniz. Başvurular yayın öncesinde yönetici onayına ulaşır.

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesine göre: “Yurt içi tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde kullanılan görsel içeriklerde, uyarı ve bilgilendirme amaçlı ve kolay okunabilir görünürlükte;Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

☎◎
☎Telefon