HPV Tedavisi Antalya

Toplam 31 konu/makale/uzmanlık bulundu.

HPV VE GEBELİK

Gebelik sırasında HPV pozitifliği tek başına gebelik sonlandırma veya özel bir yaklaşımı gerektirmez. Ancak rahim ağzı kanseri servikal smear veya histoloji anormal ise gebelik durumuna göre özel bir yönetim gereklidir.Özellikle CIN 2 CIN 3 saptanan gebelerdeki yaklaşım gebe olmayan hastalardan farklıdır.Gebelikteki amaç, rahim ağzı kanserini dışlamak ve gereksiz biyopsilerden kaçınmak yönünde olmalıdır.Eğer şüphe varsa hasta gebe kalmadan önce muhakkak rahim ağzı taramalarının hepsini gerçekleştirmelidir. HPV pozitifliği gebeliğe ya da bebeğin gelişimine engel teşkil etmez.

HPV AŞISI NEDEN TARAMANIN YERİNİ TUTMAZ?

Aşı çok güçlü bir koruyucu yöntemdir. Bu son çalışmalarda da gayetiyi bir şekilde gösterilmiştir. Ancak aşı bütün HPV tiplerini kapsamamaktadır. HPV nin yaklaşık 200 kadar tipi vardır.Aşı ise sadece dokuz HPV tipine karşı koruyucudur.Bu dokuz tip en sık rastlanan HPV tipleridir.

Aynı zamanda aşı, aşı öncesi oluşmuş enfeksiyonu tedavi etmez, aşılanan kişinin kanser riskini sıfıra indirmez.Bu nedenle aşı yapılmış olsa da tarama testlerine devam edilmesi gereklidir.Aşı ve tarama birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır.WHO Dünya Sağlık Örgütü de rahim ağzı kanseri eliminasyonunda aşılama ile tarama ve kanser öncesi tedavinin birlikte yürütülmesini önermektedir.

HPV’NİN YENİDEN ORTAYA ÇIKMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

Daha önce HPV negatif olan bir kişide yıllar sonra HPV pozitifliği ortaya çıkabilir.Bunun olası açıklamaları şu şekildedir; hasta başka bir cinsel ilişkiden yeni bir HPV tipi kapmış olabilir , ya da daha önce edinilmiş ve saptanamayan enfeksiyonu yeniden saptanabilir hale gelmiştir.Bu nedenle HPV yeniden çıktı, demek ki partnerinden bulaştı sonucuna varmak bilimsel olarak doğru değildir. 

HPV ENFEKSİYONU SONRASI BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NE YAPAR?

HPV‘nin seyrinde kişinin savunma sistemi kritik öneme sahiptir. Çoğu enfeksiyon klinik olarak sessizdir, yani hiç görünen lezyon olmadan kişi HPV pozitif olarak hayatını sürdürür.İnsan immün sistemi viral üretimi baskıladığında,HPV DNA artık saptanamaz hale gelir. 

 
Bu nedenle HPV pozitif bir hastaya, bu virüs artık hayat boyu sende kalacak demek bilimsel olarak doğru değildir. 
 
Aynı şekilde HPV kesin olarak tamamen yok oldu da denmemelidir. En doğru klinik ifade hastayı da rahatlatacak şekilde olmalıdır.
 
En doğru ifade HPV şu anda testte saptanamıyor şeklindedir.

CIN 2 TEDAVİSİ NASILDIR?

CIN 2 klinik olarak en fazla tartışılan gruplardan biridir.Çünküiki önemli hedef; yani kansere erken teşhis koymak, kanser gelişimini önlemek ve gereksiz serviks girişiminden kaçınmak konusunda ki hedef arasında doğru karar vermeyi gerektiren bir sonuçtur. Hastanın gebelik planlaması varsa CIN 2 tedavisine yaklaşım önemlidir. İyi seçilmiş hastalarda yakın izlem bir seçenek olabilir, ancak bunun için transformasyon zonunun yeterince iyi değerlendirilmesi,CIN 3 şüphesinin bulunmaması,endoservikal biyopsi örneklemenin doğru yapılmış olması ve hastanın güvenilir takip sağlayabilecek olması bizler için çok önemlidir.

 
25 yaş üzerindeki uygun hastalarda gözlem sırasında yaklaşık altı aylık aralıklarla kolposkopi ve HPV temelli değerlendirme yapılabilir. CIN 2 , 2 yıldır devam ediyorsa tedavi önerilebilir.

CIN 1 TEDAVİSİ NASILDIR?

CIN 1 için güncel yaklaşımın temel prensibi aşırı tedaviden kaçınmak olabilir.CIN 1 lezyonlarının önemli bir kısmı HPV’nin ortadan kalkmasıyla gerileyebilir.Bu nedenle CIN 1  görüldüğünde hemen kolposkopik eksizyon gibi işlemler yapmak çoğu hasta için gerekli değildir.Hastanın HPV enfeksiyonunun uzunluğu ve takip sonuçları bu anlamda önemlidir.Bireysel karar verilmelidir.

HPV - CIN NEDİR?

Cervical intraepithelial neoplasia teriminin kısaltılmışıdır. Servikal intraepitelial neoplazinin üç temel derecesi vardır. CIN 1 düşük derecede lezyonları gösterir, çoğunlukla HPV enfeksiyonunun geçici bir etkisi olarak değerlendirilir. CIN 2 orta dereceli lezyondur, kanser öncüsü olabilen, ancak bir kısmı yine kendiliğinden gerileyebilen bir lezyondur.CIN 3 yüksek derece riski olan lezyondur ve rahim ağzı kanserinin serviks kanserinin öncülü olarak kabul edilir.

KOLPOSKOPİ NEDİR?

Kolposkopi rahim ağzının büyütülerek değerlendirilmesi işlemidir. Kolposkopi cihazı ile asetobeyaz alanlar,punktuasyon içeren alanlar, mozaik yapıdaki alanlar, anormal damar yapıları, transformasyon zonundaki değişiklikler değerlendirilebilir.Rahim ağzını daha büyük gösteren bir cihazdır. Asetik asit ile boyama yapılarak belirti veren alanlardan biyopsi alınabilir.Şüpheli alanlardan hedefli biyopsi almaya yarar.

HSIL NEDİR?

High Grade Squamous Intraepithelial Lesion terim’inin kısaltılmışıdır.Bu sonuç kolposkopik değerlendirme ve kolposkopik biyopsiyi gerektirmektedir. Kolposkopik değerlendirme sonucunda eksizyonel tedavi, yanihastalıklı dokunun çıkarılması gündeme gelebilir.Burada yine risk temelli yaklaşım ile sadece smear sonucuna göre değil hesaplanan hastanın CIN3 riskine göre karar karar verilebilir.

LSIL NEDİR?

Low Grade Squamous Intraepithelial Lesion teriminin kısaltılmışıdır.Düşük dereceli skuamöz intraepitelial lezyondur. Çoğunlukla HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir, fakat LSIL  saptanmış olması da kanser anlamına gelmemektedir.Özellikle genç kadınlarda savunma sistemi ile beraber LSIL durumunun gerileyebildiği gözlemlenmektedir, fakat bu durum HPV geçmişi ,geçmiş sonuçlar ve hastanın bireysel farklılıklarına göre yönetilmesi gereken bir durumdur.

SMEAR SONUCUNDA ASCUS NE DEMEKTİR?

Ascus patoloji uzmanının önemini tam belirleyemediği atipik hücreler anlamına gelmektedir.‘Önemini belirlenemeyen atipik skuamöz hücreler’ teriminin kısaltılmışıdır, bu sonuç kesinlikle kanser değildir.Çoğu hasta bu sonuçla beraber çok endişe duyar. Ascus’un pozitif olduğu durumlarda HPV testi yapılması gerekir.

 
HPV negatif ASCUS durumu ile HPV pozitif ASCUS durumu aynı şekilde yönetilmez. Daha önceden de bahsettiğimiz gibi risk temelli  bireysel yaklaşım bu konuda iyi olur.ASCUS, hastanın HPV sonucu ve önceki tarama öyküsüne göre farklı yönetilebilir.

HPV POZİTİF AMA SMEAR NORMAL

Burada yapılacak işlem HPV tipine ve hastanın önceki sonuçlarına göre değişir.Örneğin HPV 16-18 pozitifliği daha ileri değerlendirme gerektirir.Diğer yüksek HPV tiplerinde ve smear negatif olduğu bazı durumlarda ise bir yıl sonra HPV temelli yeniden değerlendirme uygun olabilir. 

HPV NEGATİF NE ANLAMA GELİR?

Yüksek riskli HPV testinin negatif olması çok değerlidir; bu sonuç şu anda testte saptanabilir yüksek riskli HPV enfeksiyonu yok anlamına gelir.Ancak HPV negatifliği hayat boyunca HPV ile hiç karşılaşmayacaksınız anlamına gelmez, yeni bir HPV enfeksiyonu daha sonraki yıllarda başka bir cinsel ilişkili ile gelişebilir. Bu nedenle tarama programlarına belirli aralıklarla devam edilmesi önemlidir.

TÜRKİYE’DE SERVİKS KANSERİ RAHİM AĞZI KANSERİ TARAMASI

Türkiye’de ulusal programda 30-65 yaş arasındaki kadınlara, beş yılda bir HPV DNA taraması uygulanmaktadır.Tarama hizmetleri kamuya ait birimlerde ücretsiz olarak sunulmaktadır, fakat arzu ederseniz muayenehane şartlarında da bu taramalar rahatlıkla yapılabilmektedir.Bu nedenle Türkiye açısından vurgulanması gereken 30-65 yaş arasındaki kadınların HPV taramasına düzenli katılmasıdır.

HPV TESTİ İLE SMEAR AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Bu iki test farklı olayları araştırmaktadır HPV testi virüsün varlığını ve virüse ait olan DNA kırıntıları olup olmadığını araştırır. Papsmear  testi ise HPV‘ye bağlı olarak rahim ağzı hücrelerinde meydana gelen hücresel değişiklikleri araştırır.Dolayısıyla HPV testi HPV olup olmadığını, smear hücresel problem olup olmadığını gösterir.Bu iki yöntemin birlikte kullanılması klinik açıdan oldukça değerlidir.

 
Güncel rahim ağzı kanseri taraması 2026 Acog güncellemesi ortalama riskli kişiler için tarama yaklaşımını yeniden güncellemiştir. Buna göre21-29 yaşta genel yaklaşım; üç yılda bir sitoloji, 30-65 yaşta tercih edilen yöntem; beş yılda bir primer yüksek risk HPV testi taranmasıdır. Acog Temmuz 2026 tarihli güncellenmesi primer yüksek riskli HPV taramasını, 30-65 yaş için temel yaklaşım olarak benimsemektedir. Farklı ülkelerin yaş eşikleri arasında küçük farklılıklar bulunmaktadır.

HPV 16 VE 18 NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİR?

HPV tip 16 ve HPV tip 18 rahim ağzı kanseri servikal kanser açısından en yüksek riskli HPV tipleri arasındadır. HPV 16 ve HPV 18 pozitifliğinde rahim ağzı smear, servikal smear normal olsa bile ileri değerlendirme gerekli olabilir. Kolposkopi yapmamız gerekli olabilir. 

 
Risk temelli yaklaşımlarda HPV 16 HPV 18 pozitifliği,CIN 3 kanser açısından daha yüksek riskli olarak değerlendirmektedir.HPV tip 16 verip 18 pozitifliğinde kanser öncesi lezyonlara dönüşüm 10-15 yıl içinde % 20-30 civarındadır. Bu nedenle HPV 16 pozitif ve pap smear normal ise bir şey yok dememek ve kolposkopi ile değerlendirmek iyi olacaktır.Kolposkopik değerlendirme son derece basit canınızı yakmayan bir uygulamadır.Kadın Doğum masasında rahim ağzını büyüten kameralarla bakarak, hücresel değişimi gösteren belirtilerin olup olmadığını değerlendirdiğimiz bir testtir. 

HPV BULAŞTIKTAN SONRA NE YAPILMALIDIR?

HPV pozitifliği saptandığında ilk yapılması gereken şey, panik yapmamak ve sonucu doğru yorumlamaktır. Değerlendirmede HPV‘nin tipi, servikal smear sonucu, önceki HPV tipleri ve servikal smear sonuçları, hastanın yaşı, önceki CIN 2, CIN 3, kanser öncesi lezyon ve kanser öyküsü, gebelik durumu, gebelik beklentisi, savunma sisteminin durumu bizler için önemlidir.Bu nedenle yalnızca HPV pozitif ifadesi klinikte karar vermek için yeterli değildir.

Dikkat edilmesi gereken pekçok nokta vardır.
 
Sigara kullanmamak HPV’nin vücuttan atılması ve kanser öncesi lezyon riskini azaltmaya yardımcı olur.Düzenli tarama programları, düzenli smear takipleri aşı olmuş kişilerde de gereklidir.ACOG, HPV aşısı olmuş kişilerin de rahim ağzı kanseri taramasına devam etmesi gerektiğini bildirmiştir.

CİNSEL İLİŞKİDE HPV‘DEN NASIL KORUNULUR?

HPV’den korunmada tek bir yöntem geçerli değildir, en iyisi HPV aşısıdır.Bunun yanında kondom yani prezervatif HPV bulaşma riskini azaltır, fakat tamamen engellemez.Partner sayısının azaltılmasıönemlidir, bu durumda HPV ile bulaşmış partner sayısı azaldığı vakit risk de azalacaktır.

TEK DOZ HPV AŞISI YETERLİ Mİ?

Bu konuda son yıllarda önemli araştırmalar yapılmıştır. 2024 yılında yapılan bir çalışmada tek doz HPV aşılamanın iki veya üç doz aşılamaya yakın bir koruyuculuk sağlayabileceğine yönelik kanıtlar vardır, ancak bu sonuçların farklı yaş grupları ve farklı aşı programlarıyla karşılaştırılması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü uygun popülasyonlarda tek doz aşılamayı kabul eden bir yaklaşım geliştirmiştir.Çünkü aşılama programına uyamayacak sosyo-ekonomik olarak geri durumda olan ülkelerde HPV yaygınlığı fazladır ve bu ülkelerde tek doz aşılama uygun görülebilir.Fakat ülkemizin kabul ettiği politika üç doz aşılama şeklindedir.

 
O-2-6. ay programı üç doz aşılama gereklidir.Bazen acil duyarlılık gelişmesini istediğimiz durumlar olur.Örneğin HPV pozitif olan bir partnerle evlenecek olması durumunda, acil aşılama programına gireriz ve de 0-1-4. aylarda acil HPV aşılaması öneririz.

HPV AŞISI, HPV POZİTİF KİŞİYE YAPILABİLİR Mİ ?

Evet, yapılabilir. HPV pozitif olmak aşı için mutlaka engel değildir. Ancak aşı mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez, kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruyuculuk sağlar.Bu nedenle HPV pozitifliği olan yetişkinlere eğer aşı yapacaksak, kişinin yaşı, önceki aşılanma öyküsü, cinsel partner sayısı, gelecekte yeni partner olasılığı, önceki HPV ve CIN öyküsü gibi faktörler göz önünde bulundurulmalı; aşı yaptırma ya da yaptırmama ile ilgili karara varılmalıdır. 

 
2026 ACOG raporunda 27-45 yaş arasındaki kişiler için HPV aşısının bireysel risk ve yarar gözetilerek bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiği önerilmektedir.

HPV AŞISI GERÇEKTEN SERVİKS KANSERİNİ AZALTIYOR MU?

Son yıllardaki en güçlü kanıtlar azalttığı yönündedir. 2025 yılında yayınlanan geniş bir çalışmada HPV aşılamasınınHPV enfeksiyonlarını,CIN 2, CIN 3 pozitifliği ve de anogenital siğilleri azalttığı ve yine serviks kanseri yani rahim ağzı kanseri görünürlüğünde azalma sağladığı şeklindedir.Kanser öncesi lezyonlar ve rahim ağzı kanserini % 80-90 oranında azaltır.

 
Özellikle erken aşılanan kız çocuklarında bu koruma biraz daha belirgindir. 16 yaş ve öncesinde aşılanan gruplarda uzun dönem çalışmalarda CIN 3 denilen rahim ağzı kanserinin öncesindeki şiddetli durumların azaldığı gösterilmiştir. Bu sonuç HPV aşısının yalnızca laboratuvar düzeyinde antikor oluşturan bir aşı olmayıp, gerçek yaşamda da kanser öncüsü lezyonları azalttığı yönündedir.Bu anlamda kanseri azaltan bir aşıdır.

HPV’DEN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU AŞILAMA

HPV aşıları, HPV enfeksiyonundanve HPV ile ilişkili kanserlerden korunmanın en önemli yollarından biridir.Yıllar içerisinde geliştirilen HPV aşıları giderek daha fazla HPV tipini içerir hale gelmiştir ve koruculukları da artmıştır.Günümüzde kullanılan dokuz valanlı aşı HPV tip6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruculuk göstermektedir. Aşı yaptıran hastalarda bu tiplerin hastaya bulaşma ihtimali %10 civarıdır.

 
Aşıların temel özelliği koruyucu olmalarıdır, tedavi edici değildir, böyle bir beklentiye girmemek gerekir.Yani mevcut HPV enfeksiyonumuzun ortadan kaldırılması ve gerilemesi konusunda herhangi bir katkı sağlamamaktadır. Fakat aşı HPV enfeksiyonuna sahipken başka bir HPV tipiyle bulaş meydana gelmesini engeller. Aşılanmayı biz tavsiye ediyoruz, çünkü kişi aşının kapsadığı HPV tiplerine karşı henüz bağışıklık geliştirmemiş olabilir. Acog da önceki HPV enfeksiyonunun aşıdan alınabilecek olası yararı tamamen ortadan kaldırmadığını belirtmektedir.

HPV NEDEN BAZI KADINLARDA KALICI OLUR?

HPV‘nin kalıcı hale gelmesinde bir çok faktör rol oynayabilir. Bunlar arasında HPV tipi, savunma sisteminin durumu, beraberindeki enfeksiyon, savunma sistemini baskılayıcı immün süpresif tedaviler, sigara, ileri yaş, tekrarlayan HPV maruziyeti, beraberinde olan bazı enfeksiyonlar, servikal mikrobiata yani vajinal flora, metabolik ve hormonal faktörlerHPV’nin bazı kadınlarda daha çok kalıcı olmasını destekleyen konulardır.Özellikle sigara kullanımının, HPV‘nin kalıcılığı ve  kanser öncesi hastalıklar gelişimi açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğu bilinmektedir.Yani HPV pozitifliği olan hastaların sigara içmemesi önemlidir. 

HPV POZİTİF ÇIKTI, BU KANSER ANLAMINA GELİR Mİ?

Hayır, HPV konusunda hastalara verilmesi gereken en büyük mesajlardan biri budur.Çünkü HPV pozitifliği hastaların çok büyük bir kısmında büyük moral bozukluğu yaratmaktadır.Fakat bizler için önemli olanda hastanın moralinin iyi tutularak immün sisteminin güçlendirilmesidir.  HPV pozitifliği rahim ağzında HPV DNA saptandı anlamına gelir. Tek başına kanser var demek değildir.Hatta bir çok HPV pozitif hastada servikal pap smear yanisitoloji tamamen normal olabilir. Yani HPV olur fakat rahim ağzınız temiz olabilir. Bu durumda amaç kanser olduğunu düşünmek değil kalıcı olan HPV enfeksiyonu ve  oluşturabileceği kanser öncesi lezyonu yakın bir zamanda yakalamaktır.

HPV ENFEKSİYONLARININ NE KADARI KENDİLİĞİNDEN NEGATİFLEŞİR?

Yaklaşık 2 yıl içinde % 80 hastada negatifleştiği bilinir. HPV enfeksiyonların çok büyük bir bölümü kendiliğinden savunma sistemiyle geriler, erkekler bu anlamda biraz daha başarılıdır.Klinik açıdan daha önemli olan HPV ne kadar süreyle vücutta kaldığı sorusudur.

 
HPV enfeksiyonunun birkaç ay içerisinde negatifleşmesi ile aynı yüksek risk HPV tipi‘nin yıllarca devam etmesi arasında kanser geliştirebilme açısından çok büyük farklılık vardır. Özellikle HPV tip 16’nın kalıcı olması diğer HPV tiplerine göre biraz daha risklidir.Bu nedenle günümüzde HPV enfeksiyon yönetiminde pozitif negatif olarak değerlendirmekten ziyade, bizler için önemli olan HPV genotipi, sitoloji yani servikal smear, hastanın yaşı, önceki HPV sonuçları, başka HPV tiplerinin mevcut olup olmadığı, önceki kolposkopi ve biyopsi sonuçları, geçmiş dönemdeki CIN öyküsü önemlidir.Bunların hepsini göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmak iyi olur.

HPV VÜCUTTAN TAMAMEN ATILIR MI ?

Bu soru hastalarımızın en çok sordugu ve istediği durumlardan biridir. HPV testi negatifleşebilir, ancak bu durum her zaman vücuttaki tüm HPV partiküllerinin kesinlikle tamamen sonsuza kadar yok olduğu anlamına gelmez.Viral klerens, HPV DNA testlerinde artık DNA’ nın saptanamaması durumunda kullanılan bir ifadedir. Bağışıklık sistemi enfeksiyonu kontrol altında tutabilir, HPV viral yükü azalabilir,  saptanmayacak seviyelere kadar düşürebilir ve de aldığımız rahim ağzı örneğinde HPV DNA negatif hale gelebilir. Fakat bu esnada bazı hücrelerde virüs çok düşük düzeyde latent yani kalıcı hal gösteriyor olabilir ve ilerki yıllarda tekrar ortaya çıkabilir.Bu nedenle HPV negatifliğiklinik olarak saptanabilen bir enfeksiyonun o anda olmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.

HPV BULAŞTIĞINDA VÜCUTTA NE OLUR?

HPV enfeksiyonun seyri genellikle üç aşamalı düşünülebilir.Enfeksiyonun viral klirensi veya enfeksiyonun devamı, kanser öncesi lezyon ve  kanser evresi. Ancak bu süreç tüm hastalarda bu şekilde gerçekleşmeyebilir.Asıl bizler için belirleyici olan virüsün kalıcılığıdır.
 
Bir kişinin HPVpozitif olması ile kanser gelişmesi arasında genellikle çok uzun bir zaman bulunmaktadır.Bu süre 10-15 yıla kadar uzayabilmektedir.

HPV NASIL BULAŞIR?

HPV’nin bulaşması için mutlaka bir cinsel ilişki gerekmemektedir. Cilt-cilt teması gerekir. dolayısıyla sadece vajinal ilişki yoluyla bulaşmaz, anal ilişki, ağız-genital bölge teması, genital-genital temas ve enfekte cilt bölgelerinin teması yoluyla da bir başka kişiye bulaşabilir.Bu nedenle prezervatif yani kondom kullanımı HPV bulaşmasını tamamen engellemez, yani penis-vajina ilişkisi dışında başka bulaşma yolları da vardır.Kondomun prezervatifin HPV den koruyuculuğu %60-70 civarıdır.
 
Kondom HPV riskini azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz. HPV’nin bulaşması için görünür, yani semptom veren bir genital siğilin bulunması da şart değildir. Hiç genital siğil öyküsü olmayan bir kişi de HPV taşıyabilir ve virüsü partnerine cinsel eşine aktarabilir. Kadınların rutin kontrollerinde hiç genital siğil lezyonları olmasa da % 20’sinde HPV pozitifdir. Bu oran erkeklerde %40’ lara çıkar. Yani siğil olmadan taşıyıcı olma durumu vardır.Bu nedenle HPV pozitifliği partnerin muhakkak yeni edinilmiş bir enfeksiyona sahip olduğunu, partnerin sadakatsiz olduğunu, partnerin yakın zamanda enfeksiyon kaptığını göstermez.Bu konuözellikle evli çiftlerde hasta danışmanlığında çok önemlidir.

ANTALYA'DA HPV TEDAVİSİ DOKTORU

İnsan Papilloma virüsü cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında tüm dünyada en sık gözlenen enfeksiyondur ve denir ki tüm insanların %90’ı hayatında en az bir kez Human Papilloma virüsü (HPV virüsü) ile karşılaşır. 
 
Rahim ağzı kanserinin temel nedenlerinden biridir fakat bununla birlikte HPV’nin tespit edilmiş olması, kanser anlamına gelmemektedir.Bu enfeksiyonun çok büyük bir kısmı zaman içerisinde savunma sisteminizin gücüyle beraber saptanamaz hale gelmektedir. 
 
Asıl bizler için önemli olan yüksek riskli HPV enfeksiyonların uzun süre devam etmesi ve özellikle tip HPV 16 ve 18 gibi yüksek kanserojen riskli tiplilerin bulunmasıdır.Son yıllardaki çalışmalar HPV aşılarının sadece HPV enfeksiyonlarını değil HPV ile ilgili rahim ağzı kanser öncesi CIN 2 , CIN 3 gibi hastalıkları azalttığı yönündedir.
 
2025 yılında yayınlanangeniş bir değerlendirmeözellikle erken yaşlarda aşılama yapılırsa rahim ağzındaki kanser öncesi lezyonların azaldığını göstermiştir. Bu aşıların yararları açısından büyük bir kanıttır.Günümüzde rahim ağzı kanserinin önlenmesinde temel olarak HPV aşısı uygulanması çok önemlidir. Eğer yüksek riskli HPV‘ler tespit edilirse anormal sonuçların risk temelli değerlendirilmesi, peşinden gerekliyse kolposkopik değerlendirme kolposkopik biyopsi alınması ve bu şekilde kanser lezyonlarının tespit edilmesi şeklindedir. 
 
Dünya Sağlık Örgütü WHO , 2030 yılı için bir hedef belirlemiştir.Bu hedefte 90-70-90 hedefi gözetilmiş; kız çocuklarının %90’ı 15 yaşına kadar aşılanmalı, kadınların %70’inin 35 ve 45 yaşlarında bir HPV testi ile taranması ve kanser öncesi bulunan kadınların %90’ının tedavi edilmesidir.
 
HPV, Papillomaviridea ailesinde yer alan bir DNA virüsüdir.İnsanlarda HPV enfeksiyonu yapan iki yüze yakın çeşit bulunmaktadır.Klinik açıdan ikiye ayrılmaktadır. HPVler düşük riskli ve yüksek riskli HPV ler olarak ayrılır. Örneğin HPV tip 6 ve HPV tip 11 genelde vücut tipleridir ve genital siğille  de ilişkilidir fakat rahim ağzı kanserinin gelişiminde temel rol oynamazlar. Yüksek riski HPV tipleri ise başlıca HPV tip 16 HPV tip 18, tip 31, 33 , 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66 ve 68 ‘dir.Özellikle bu tipler içerisinde tip 16 ve 18 en riskli olanlardır ve daha dikkat edilmesi gereken tiplerdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre rahim ağzı kanserinin temel nedeni, yüksek riskli HPVlerinin uzun süreli mevcudiyetidir.

HPV TEDAVİSİ ANTALYA

İnsan Papilloma virüsü cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında tüm dünyada en sık gözlenen enfeksiyondur ve denir ki tüm insanların %90’ı hayatında en az bir kez Human Papilloma virüsü (HPV virüsü) ile karşılaşır. 
 
Rahim ağzı kanserinin temel nedenlerinden biridir fakat bununla birlikte HPV’nin tespit edilmiş olması, kanser anlamına gelmemektedir.Bu enfeksiyonun çok büyük bir kısmı zaman içerisinde savunma sisteminizin gücüyle beraber saptanamaz hale gelmektedir. 
 
Asıl bizler için önemli olan yüksek riskli HPV enfeksiyonların uzun süre devam etmesi ve özellikle tip HPV 16 ve 18 gibi yüksek kanserojen riskli tiplilerin bulunmasıdır.Son yıllardaki çalışmalar HPV aşılarının sadece HPV enfeksiyonlarını değil HPV ile ilgili rahim ağzı kanser öncesi CIN 2 , CIN 3 gibi hastalıkları azalttığı yönündedir.
 
2025 yılında yayınlanangeniş bir değerlendirmeözellikle erken yaşlarda aşılama yapılırsa rahim ağzındaki kanser öncesi lezyonların azaldığını göstermiştir. Bu aşıların yararları açısından büyük bir kanıttır.Günümüzde rahim ağzı kanserinin önlenmesinde temel olarak HPV aşısı uygulanması çok önemlidir. Eğer yüksek riskli HPV‘ler tespit edilirse anormal sonuçların risk temelli değerlendirilmesi, peşinden gerekliyse kolposkopik değerlendirme kolposkopik biyopsi alınması ve bu şekilde kanser lezyonlarının tespit edilmesi şeklindedir. 
 
Dünya Sağlık Örgütü WHO , 2030 yılı için bir hedef belirlemiştir.Bu hedefte 90-70-90 hedefi gözetilmiş; kız çocuklarının %90’ı 15 yaşına kadar aşılanmalı, kadınların %70’inin 35 ve 45 yaşlarında bir HPV testi ile taranması ve kanser öncesi bulunan kadınların %90’ının tedavi edilmesidir.
 
HPV, Papillomaviridea ailesinde yer alan bir DNA virüsüdir.İnsanlarda HPV enfeksiyonu yapan iki yüze yakın çeşit bulunmaktadır.Klinik açıdan ikiye ayrılmaktadır. HPVler düşük riskli ve yüksek riskli HPV ler olarak ayrılır. Örneğin HPV tip 6 ve HPV tip 11 genelde vücut tipleridir ve genital siğille  de ilişkilidir fakat rahim ağzı kanserinin gelişiminde temel rol oynamazlar. Yüksek riski HPV tipleri ise başlıca HPV tip 16 HPV tip 18, tip 31, 33 , 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66 ve 68 ‘dir.Özellikle bu tipler içerisinde tip 16 ve 18 en riskli olanlardır ve daha dikkat edilmesi gereken tiplerdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre rahim ağzı kanserinin temel nedeni, yüksek riskli HPVlerinin uzun süreli mevcudiyetidir.
 
HPV NASIL BULAŞIR?
 
HPV’nin bulaşması için mutlaka bir cinsel ilişki gerekmemektedir. Cilt-cilt teması gerekir. dolayısıyla sadece vajinal ilişki yoluyla bulaşmaz, anal ilişki, ağız-genital bölge teması, genital-genital temas ve enfekte cilt bölgelerinin teması yoluyla da bir başka kişiye bulaşabilir.Bu nedenle prezervatif yani kondom kullanımı HPV bulaşmasını tamamen engellemez, yani penis-vajina ilişkisi dışında başka bulaşma yolları da vardır.Kondomun prezervatifin HPV den koruyuculuğu %60-70 civarıdır.
 
Kondom HPV riskini azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz. HPV’nin bulaşması için görünür, yani semptom veren bir genital siğilin bulunması da şart değildir. Hiç genital siğil öyküsü olmayan bir kişi de HPV taşıyabilir ve virüsü partnerine cinsel eşine aktarabilir. Kadınların rutin kontrollerinde hiç genital siğil lezyonları olmasa da % 20’sinde HPV pozitifdir. Bu oran erkeklerde %40’ lara çıkar. Yani siğil olmadan taşıyıcı olma durumu vardır.Bu nedenle HPV pozitifliği partnerin muhakkak yeni edinilmiş bir enfeksiyona sahip olduğunu, partnerin sadakatsiz olduğunu, partnerin yakın zamanda enfeksiyon kaptığını göstermez.Bu konuözellikle evli çiftlerde hasta danışmanlığında çok önemlidir.
 
HPV BULAŞTIĞINDA VÜCUTTA NE OLUR? 
 
HPV enfeksiyonun seyri genellikle üç aşamalı düşünülebilir.Enfeksiyonun viral klirensi veya enfeksiyonun devamı, kanser öncesi lezyon ve  kanser evresi. Ancak bu süreç tüm hastalarda bu şekilde gerçekleşmeyebilir.Asıl bizler için belirleyici olan virüsün kalıcılığıdır.
 
Bir kişinin HPVpozitif olması ile kanser gelişmesi arasında genellikle çok uzun bir zaman bulunmaktadır.Bu süre 10-15 yıla kadar uzayabilmektedir.
 

HPV VÜCUTTAN TAMAMEN ATILIR MI ?

Bu soru hastalarımızın en çok sordugu ve istediği durumlardan biridir. HPV testi negatifleşebilir, ancak bu durum her zaman vücuttaki tüm HPV partiküllerinin kesinlikle tamamen sonsuza kadar yok olduğu anlamına gelmez.Viral klerens, HPV DNA testlerinde artık DNA’ nın saptanamaması durumunda kullanılan bir ifadedir. Bağışıklık sistemi enfeksiyonu kontrol altında tutabilir, HPV viral yükü azalabilir,  saptanmayacak seviyelere kadar düşürebilir ve de aldığımız rahim ağzı örneğinde HPV DNA negatif hale gelebilir. Fakat bu esnada bazı hücrelerde virüs çok düşük düzeyde latent yani kalıcı hal gösteriyor olabilir ve ilerki yıllarda tekrar ortaya çıkabilir.Bu nedenle HPV negatifliğiklinik olarak saptanabilen bir enfeksiyonun o anda olmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.
 

HPV ENFEKSİYONLARININ NE KADARI KENDİLİĞİNDEN NEGATİFLEŞİR?

 
Yaklaşık 2 yıl içinde % 80 hastada negatifleştiği bilinir. HPV enfeksiyonların çok büyük bir bölümü kendiliğinden savunma sistemiyle geriler, erkekler bu anlamda biraz daha başarılıdır.Klinik açıdan daha önemli olan HPV ne kadar süreyle vücutta kaldığı sorusudur.
 
HPV enfeksiyonunun birkaç ay içerisinde negatifleşmesi ile aynı yüksek risk HPV tipi‘nin yıllarca devam etmesi arasında kanser geliştirebilme açısından çok büyük farklılık vardır. Özellikle HPV tip 16’nın kalıcı olması diğer HPV tiplerine göre biraz daha risklidir.Bu nedenle günümüzde HPV enfeksiyon yönetiminde pozitif negatif olarak değerlendirmekten ziyade, bizler için önemli olan HPV genotipi, sitoloji yani servikal smear, hastanın yaşı, önceki HPV sonuçları, başka HPV tiplerinin mevcut olup olmadığı, önceki kolposkopi ve biyopsi sonuçları, geçmiş dönemdeki CIN öyküsü önemlidir.Bunların hepsini göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmak iyi olur.
 

HPV POZİTİF ÇIKTI, BU KANSER ANLAMINA GELİR Mİ?

 
Hayır, HPV konusunda hastalara verilmesi gereken en büyük mesajlardan biri budur.Çünkü HPV pozitifliği hastaların çok büyük bir kısmında büyük moral bozukluğu yaratmaktadır.Fakat bizler için önemli olanda hastanın moralinin iyi tutularak immün sisteminin güçlendirilmesidir.  HPV pozitifliği rahim ağzında HPV DNA saptandı anlamına gelir. Tek başına kanser var demek değildir.Hatta bir çok HPV pozitif hastada servikal pap smear yanisitoloji tamamen normal olabilir. Yani HPV olur fakat rahim ağzınız temiz olabilir. Bu durumda amaç kanser olduğunu düşünmek değil kalıcı olan HPV enfeksiyonu ve  oluşturabileceği kanser öncesi lezyonu yakın bir zamanda yakalamaktır.
 

HPV NEDEN BAZI KADINLARDA KALICI OLUR?

 
HPV‘nin kalıcı hale gelmesinde bir çok faktör rol oynayabilir. Bunlar arasında HPV tipi, savunma sisteminin durumu, beraberindeki enfeksiyon, savunma sistemini baskılayıcı immün süpresif tedaviler, sigara, ileri yaş, tekrarlayan HPV maruziyeti, beraberinde olan bazı enfeksiyonlar, servikal mikrobiata yani vajinal flora, metabolik ve hormonal faktörlerHPV’nin bazı kadınlarda daha çok kalıcı olmasını destekleyen konulardır.Özellikle sigara kullanımının, HPV‘nin kalıcılığı ve  kanser öncesi hastalıklar gelişimi açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğu bilinmektedir.Yani HPV pozitifliği olan hastaların sigara içmemesi önemlidir. 
 

HPV’DEN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU AŞILAMA

 
HPV aşıları, HPV enfeksiyonundanve HPV ile ilişkili kanserlerden korunmanın en önemli yollarından biridir.Yıllar içerisinde geliştirilen HPV aşıları giderek daha fazla HPV tipini içerir hale gelmiştir ve koruculukları da artmıştır.Günümüzde kullanılan dokuz valanlı aşı HPV tip6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruculuk göstermektedir. Aşı yaptıran hastalarda bu tiplerin hastaya bulaşma ihtimali %10 civarıdır.
 
Aşıların temel özelliği koruyucu olmalarıdır, tedavi edici değildir, böyle bir beklentiye girmemek gerekir.Yani mevcut HPV enfeksiyonumuzun ortadan kaldırılması ve gerilemesi konusunda herhangi bir katkı sağlamamaktadır. Fakat aşı HPV enfeksiyonuna sahipken başka bir HPV tipiyle bulaş meydana gelmesini engeller. Aşılanmayı biz tavsiye ediyoruz, çünkü kişi aşının kapsadığı HPV tiplerine karşı henüz bağışıklık geliştirmemiş olabilir. Acog da önceki HPV enfeksiyonunun aşıdan alınabilecek olası yararı tamamen ortadan kaldırmadığını belirtmektedir.
 

HPV AŞISI GERÇEKTEN SERVİKS KANSERİNİ AZALTIYOR MU?

 
Son yıllardaki en güçlü kanıtlar azalttığı yönündedir. 2025 yılında yayınlanan geniş bir çalışmada HPV aşılamasınınHPV enfeksiyonlarını,CIN 2, CIN 3 pozitifliği ve de anogenital siğilleri azalttığı ve yine serviks kanseri yani rahim ağzı kanseri görünürlüğünde azalma sağladığı şeklindedir.Kanser öncesi lezyonlar ve rahim ağzı kanserini % 80-90 oranında azaltır.
 
Özellikle erken aşılanan kız çocuklarında bu koruma biraz daha belirgindir. 16 yaş ve öncesinde aşılanan gruplarda uzun dönem çalışmalarda CIN 3 denilen rahim ağzı kanserinin öncesindeki şiddetli durumların azaldığı gösterilmiştir. Bu sonuç HPV aşısının yalnızca laboratuvar düzeyinde antikor oluşturan bir aşı olmayıp, gerçek yaşamda da kanser öncüsü lezyonları azalttığı yönündedir.Bu anlamda kanseri azaltan bir aşıdır.
 

HPV AŞISI, HPV POZİTİF KİŞİYE YAPILABİLİR Mİ ?

 
Evet, yapılabilir. HPV pozitif olmak aşı için mutlaka engel değildir. Ancak aşı mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmez, kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruyuculuk sağlar.Bu nedenle HPV pozitifliği olan yetişkinlere eğer aşı yapacaksak, kişinin yaşı, önceki aşılanma öyküsü, cinsel partner sayısı, gelecekte yeni partner olasılığı, önceki HPV ve CIN öyküsü gibi faktörler göz önünde bulundurulmalı; aşı yaptırma ya da yaptırmama ile ilgili karara varılmalıdır. 
 
2026 ACOG raporunda 27-45 yaş arasındaki kişiler için HPV aşısının bireysel risk ve yarar gözetilerek bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiği önerilmektedir.
 

TEK DOZ HPV AŞISI YETERLİ Mİ?

 
Bu konuda son yıllarda önemli araştırmalar yapılmıştır. 2024 yılında yapılan bir çalışmada tek doz HPV aşılamanın iki veya üç doz aşılamaya yakın bir koruyuculuk sağlayabileceğine yönelik kanıtlar vardır, ancak bu sonuçların farklı yaş grupları ve farklı aşı programlarıyla karşılaştırılması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü uygun popülasyonlarda tek doz aşılamayı kabul eden bir yaklaşım geliştirmiştir.Çünkü aşılama programına uyamayacak sosyo-ekonomik olarak geri durumda olan ülkelerde HPV yaygınlığı fazladır ve bu ülkelerde tek doz aşılama uygun görülebilir.Fakat ülkemizin kabul ettiği politika üç doz aşılama şeklindedir.
 
O-2-6. ay programı üç doz aşılama gereklidir.Bazen acil duyarlılık gelişmesini istediğimiz durumlar olur.Örneğin HPV pozitif olan bir partnerle evlenecek olması durumunda, acil aşılama programına gireriz ve de 0-1-4. aylarda acil HPV aşılaması öneririz.
 

 CİNSEL İLİŞKİDE HPV‘DEN NASIL KORUNULUR?

 
HPV’den korunmada tek bir yöntem geçerli değildir, en iyisi HPV aşısıdır.Bunun yanında kondom yani prezervatif HPV bulaşma riskini azaltır, fakat tamamen engellemez.Partner sayısının azaltılmasıönemlidir, bu durumda HPV ile bulaşmış partner sayısı azaldığı vakit risk de azalacaktır.
 
 

HPV BULAŞTIKTAN SONRA NE YAPILMALIDIR?

 
HPV pozitifliği saptandığında ilk yapılması gereken şey, panik yapmamak ve sonucu doğru yorumlamaktır. Değerlendirmede HPV‘nin tipi, servikal smear sonucu, önceki HPV tipleri ve servikal smear sonuçları, hastanın yaşı, önceki CIN 2, CIN 3, kanser öncesi lezyon ve kanser öyküsü, gebelik durumu, gebelik beklentisi, savunma sisteminin durumu bizler için önemlidir.Bu nedenle yalnızca HPV pozitif ifadesi klinikte karar vermek için yeterli değildir.
Dikkat edilmesi gereken pekçok nokta vardır.
 
Sigara kullanmamak HPV’nin vücuttan atılması ve kanser öncesi lezyon riskini azaltmaya yardımcı olur.Düzenli tarama programları, düzenli smear takipleri aşı olmuş kişilerde de gereklidir.ACOG, HPV aşısı olmuş kişilerin de rahim ağzı kanseri taramasına devam etmesi gerektiğini bildirmiştir.
 

HPV 16 VE 18 NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİR?

 
 HPV tip 16 ve HPV tip 18 rahim ağzı kanseri servikal kanser açısından en yüksek riskli HPV tipleri arasındadır. HPV 16 ve HPV 18 pozitifliğinde rahim ağzı smear, servikal smear normal olsa bile ileri değerlendirme gerekli olabilir. Kolposkopi yapmamız gerekli olabilir. 
 
Risk temelli yaklaşımlarda HPV 16 HPV 18 pozitifliği,CIN 3 kanser açısından daha yüksek riskli olarak değerlendirmektedir.HPV tip 16 verip 18 pozitifliğinde kanser öncesi lezyonlara dönüşüm 10-15 yıl içinde % 20-30 civarındadır. Bu nedenle HPV 16 pozitif ve pap smear normal ise bir şey yok dememek ve kolposkopi ile değerlendirmek iyi olacaktır.Kolposkopik değerlendirme son derece basit canınızı yakmayan bir uygulamadır.Kadın Doğum masasında rahim ağzını büyüten kameralarla bakarak, hücresel değişimi gösteren belirtilerin olup olmadığını değerlendirdiğimiz bir testtir. 
 

HPV TESTİ İLE SMEAR AYNI ŞEY DEĞİLDİR 

 
Bu iki test farklı olayları araştırmaktadır HPV testi virüsün varlığını ve virüse ait olan DNA kırıntıları olup olmadığını araştırır. Papsmear  testi ise HPV‘ye bağlı olarak rahim ağzı hücrelerinde meydana gelen hücresel değişiklikleri araştırır.Dolayısıyla HPV testi HPV olup olmadığını, smear hücresel problem olup olmadığını gösterir.Bu iki yöntemin birlikte kullanılması klinik açıdan oldukça değerlidir.
 
Güncel rahim ağzı kanseri taraması 2026 Acog güncellemesi ortalama riskli kişiler için tarama yaklaşımını yeniden güncellemiştir. Buna göre21-29 yaşta genel yaklaşım; üç yılda bir sitoloji, 30-65 yaşta tercih edilen yöntem; beş yılda bir primer yüksek risk HPV testi taranmasıdır. Acog Temmuz 2026 tarihli güncellenmesi primer yüksek riskli HPV taramasını, 30-65 yaş için temel yaklaşım olarak benimsemektedir. Farklı ülkelerin yaş eşikleri arasında küçük farklılıklar bulunmaktadır.
 

TÜRKİYE’DE SERVİKS KANSERİ RAHİM AĞZI KANSERİ TARAMASI

 
Türkiye’de ulusal programda 30-65 yaş arasındaki kadınlara, beş yılda bir HPV DNA taraması uygulanmaktadır.Tarama hizmetleri kamuya ait birimlerde ücretsiz olarak sunulmaktadır, fakat arzu ederseniz muayenehane şartlarında da bu taramalar rahatlıkla yapılabilmektedir.Bu nedenle Türkiye açısından vurgulanması gereken 30-65 yaş arasındaki kadınların HPV taramasına düzenli katılmasıdır.
 

 HPV NEGATİF NE ANLAMA GELİR?

 
Yüksek riskli HPV testinin negatif olması çok değerlidir; bu sonuç şu anda testte saptanabilir yüksek riskli HPV enfeksiyonu yok anlamına gelir.Ancak HPV negatifliği hayat boyunca HPV ile hiç karşılaşmayacaksınız anlamına gelmez, yeni bir HPV enfeksiyonu daha sonraki yıllarda başka bir cinsel ilişkili ile gelişebilir. Bu nedenle tarama programlarına belirli aralıklarla devam edilmesi önemlidir.
 

HPV POZİTİF AMA SMEAR NORMAL 

 
Burada yapılacak işlem HPV tipine ve hastanın önceki sonuçlarına göre değişir.Örneğin HPV 16-18 pozitifliği daha ileri değerlendirme gerektirir.Diğer yüksek HPV tiplerinde ve smear negatif olduğu bazı durumlarda ise bir yıl sonra HPV temelli yeniden değerlendirme uygun olabilir. 
 

SMEAR SONUCUNDA ASCUS NE DEMEKTİR?

 
Ascus patoloji uzmanının önemini tam belirleyemediği atipik hücreler anlamına gelmektedir.‘Önemini belirlenemeyen atipik skuamöz hücreler’ teriminin kısaltılmışıdır, bu sonuç kesinlikle kanser değildir.Çoğu hasta bu sonuçla beraber çok endişe duyar. Ascus’un pozitif olduğu durumlarda HPV testi yapılması gerekir.
 
HPV negatif ASCUS durumu ile HPV pozitif ASCUS durumu aynı şekilde yönetilmez. Daha önceden de bahsettiğimiz gibi risk temelli  bireysel yaklaşım bu konuda iyi olur.ASCUS, hastanın HPV sonucu ve önceki tarama öyküsüne göre farklı yönetilebilir.
 

LSIL NEDİR? 

 
Low Grade Squamous Intraepithelial Lesion teriminin kısaltılmışıdır.Düşük dereceli skuamöz intraepitelial lezyondur. Çoğunlukla HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir, fakat LSIL  saptanmış olması da kanser anlamına gelmemektedir.Özellikle genç kadınlarda savunma sistemi ile beraber LSIL durumunun gerileyebildiği gözlemlenmektedir, fakat bu durum HPV geçmişi ,geçmiş sonuçlar ve hastanın bireysel farklılıklarına göre yönetilmesi gereken bir durumdur.
 

HSIL NEDİR?

 
 High Grade Squamous Intraepithelial Lesion terim’inin kısaltılmışıdır.Bu sonuç kolposkopik değerlendirme ve kolposkopik biyopsiyi gerektirmektedir. Kolposkopik değerlendirme sonucunda eksizyonel tedavi, yanihastalıklı dokunun çıkarılması gündeme gelebilir.Burada yine risk temelli yaklaşım ile sadece smear sonucuna göre değil hesaplanan hastanın CIN3 riskine göre karar karar verilebilir.
 

KOLPOSKOPİ NEDİR? 

 
Kolposkopi rahim ağzının büyütülerek değerlendirilmesi işlemidir. Kolposkopi cihazı ile asetobeyaz alanlar,punktuasyon içeren alanlar, mozaik yapıdaki alanlar, anormal damar yapıları, transformasyon zonundaki değişiklikler değerlendirilebilir.Rahim ağzını daha büyük gösteren bir cihazdır. Asetik asit ile boyama yapılarak belirti veren alanlardan biyopsi alınabilir.Şüpheli alanlardan hedefli biyopsi almaya yarar.
 

KOLPOSKOPİDE BİYOPSİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

 
HPV testi virüsü gösterir, servikal smear hücresel anormalliği belirler, kolposkopi lezyonun yerini gösterir.Kolposkopik biyopsi ise riski yüksek olan bölgeden biyopsi almış olmayı sağlar. 
 

CIN NEDİR?

 
Cervical intraepithelial neoplasia teriminin kısaltılmışıdır. Servikal intraepitelial neoplazinin üç temel derecesi vardır. CIN 1 düşük derecede lezyonları gösterir, çoğunlukla HPV enfeksiyonunun geçici bir etkisi olarak değerlendirilir. CIN 2 orta dereceli lezyondur, kanser öncüsü olabilen, ancak bir kısmı yine kendiliğinden gerileyebilen bir lezyondur.CIN 3 yüksek derece riski olan lezyondur ve rahim ağzı kanserinin serviks kanserinin öncülü olarak kabul edilir.
 

CIN 1 TEDAVİSİ NASILDIR?

 
CIN 1 için güncel yaklaşımın temel prensibi aşırı tedaviden kaçınmak olabilir.CIN 1 lezyonlarının önemli bir kısmı HPV’nin ortadan kalkmasıyla gerileyebilir.Bu nedenle CIN 1  görüldüğünde hemen kolposkopik eksizyon gibi işlemler yapmak çoğu hasta için gerekli değildir.Hastanın HPV enfeksiyonunun uzunluğu ve takip sonuçları bu anlamda önemlidir.Bireysel karar verilmelidir.
 

CIN 2 TEDAVİSİ NASILDIR? 

 
CIN 2 klinik olarak en fazla tartışılan gruplardan biridir.Çünküiki önemli hedef; yani kansere erken teşhis koymak, kanser gelişimini önlemek ve gereksiz serviks girişiminden kaçınmak konusunda ki hedef arasında doğru karar vermeyi gerektiren bir sonuçtur. Hastanın gebelik planlaması varsa CIN 2 tedavisine yaklaşım önemlidir. İyi seçilmiş hastalarda yakın izlem bir seçenek olabilir, ancak bunun için transformasyon zonunun yeterince iyi değerlendirilmesi,CIN 3 şüphesinin bulunmaması,endoservikal biyopsi örneklemenin doğru yapılmış olması ve hastanın güvenilir takip sağlayabilecek olması bizler için çok önemlidir.
 
25 yaş üzerindeki uygun hastalarda gözlem sırasında yaklaşık altı aylık aralıklarla kolposkopi ve HPV temelli değerlendirme yapılabilir. CIN 2 , 2 yıldır devam ediyorsa tedavi önerilebilir.
 

CIN3  TEDAVİSİ NASILDIR?

 
CIN 3 tedavisi CIN 2 den farklıdır. CIN 3 rahim ağzı kanserinin doğrudan öncülü olarak kabul edilebilir.Bu nedenle gebe olmayan hastalarda tedavi önerilir.Gözlem genel olarak yapılmaz.
 

CIN 3 TEDAVİSİNDE EKSİZYON 

 
Eksizyonel tedaviler arasında LEEP, soğuk konizasyon, uygun seçilmiş diğer eksizyonel yöntemler değerlendirilebilir.Bu işlemlerden sonra rahim ağzı kanseri riski % 1’lere düşer. Burada tedavinin amacı lezyonu tamamen çıkarmak ve de kanser bulunmadığını patolojik olarak ispat etmektir.Özellikle yüksek dereceli lezyonlardan alınmış olan eksizyon materyalinde cerrahi sınırlarda problemin olup olmadığı, histopatolojik özellikleri çok önemlidir.Alınmış olan dokuda cerrahi sınırların nasıl olduğu muhakkak değerlendirilmelidir. 
 

ABLATİF TEDAVİLER YAPILIR Mİ?

 
Bazı uygun CIN 2 lezyonları için ablazyon seçenekleri değerlendirilebilir.Bunlar arasında kriyoterapi, termal ablazyon gibi yöntemler bulunabilir. Ancak ablazyon için lezyonun tamamının görülebilmesi, şüphenin olmaması,endoservikal hastalık bulunmaması, uygun transformasyon zonu gibi koşullar gereklidir.Bu nedenle her CIN hastası ablazyon için uygun değildir.
 

HPV POZİTİFLİĞİ SONRASI HEMEN TEDAVİ DOĞRU MUDUR?

 
Genel olarak hayır. HPV pozitifliği tek başına tedavi endikasyonu değildir. HPV pozitif hastada servikal smear sitolojisinin normal olması ile HPV pozitif hastada HSILolması aynı klinik durum değildir. Birincisinde takip yeterli olabilirken, ikincisinde kolposkopi ve eksizyonel tedavi gündeme gelebilir.Bu nedenle günümüzdeki servikal patoloji yönetimi risk temelli hale gelmiştir.
 

NEDEN ESKİ TEK ALGORİTMA YAKLAŞIMI ARTIK YETERLİ DEĞİLDİR?

 
Eskiden ASCUS görünce kolposkopi gibi algoritmalar değerlendiriliyordu. Günümüzde ise aynı test sonucunun anlamı hastanın önceki testlerine göre değişebilmektedir. Yani HPV pozitifliği olup yakın zamanda negatif HPV testine sahip hasta ile yıllardır HPV pozitifliği olan bir hastadaki ASCUS durumu farklıdır.Bu nedenle risk hastanın geçmiş testlerine göre değerlendirilir.
 

HPV ENFEKSİYONU SONRASI BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NE YAPAR?

 
HPV‘nin seyrinde kişinin savunma sistemi kritik öneme sahiptir. Çoğu enfeksiyon klinik olarak sessizdir, yani hiç görünen lezyon olmadan kişi HPV pozitif olarak hayatını sürdürür.İnsan immün sistemi viral üretimi baskıladığında,HPV DNA artık saptanamaz hale gelir. 
 
Bu nedenle HPV pozitif bir hastaya, bu virüs artık hayat boyu sende kalacak demek bilimsel olarak doğru değildir. 
 
Aynı şekilde HPV kesin olarak tamamen yok oldu da denmemelidir. En doğru klinik ifade hastayı da rahatlatacak şekilde olmalıdır.
 
En doğru ifade HPV şu anda testte saptanamıyor şeklindedir.
 

HPV’NİN YENİDEN ORTAYA ÇIKMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

 
Daha önce HPV negatif olan bir kişide yıllar sonra HPV pozitifliği ortaya çıkabilir.Bunun olası açıklamaları şu şekildedir; hasta başka bir cinsel ilişkiden yeni bir HPV tipi kapmış olabilir , ya da daha önce edinilmiş ve saptanamayan enfeksiyonu yeniden saptanabilir hale gelmiştir.Bu nedenle HPV yeniden çıktı, demek ki partnerinden bulaştı sonucuna varmak bilimsel olarak doğru değildir. 
 

HPV AŞISI NEDEN TARAMANIN YERİNİ TUTMAZ? 

 
Aşı çok güçlü bir koruyucu yöntemdir. Bu son çalışmalarda da gayetiyi bir şekilde gösterilmiştir. Ancak aşı bütün HPV tiplerini kapsamamaktadır. HPV nin yaklaşık 200 kadar tipi vardır.Aşı ise sadece dokuz HPV tipine karşı koruyucudur.Bu dokuz tip en sık rastlanan HPV tipleridir.
Aynı zamanda aşı, aşı öncesi oluşmuş enfeksiyonu tedavi etmez, aşılanan kişinin kanser riskini sıfıra indirmez.Bu nedenle aşı yapılmış olsa da tarama testlerine devam edilmesi gereklidir.Aşı ve tarama birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır.WHO Dünya Sağlık Örgütü de rahim ağzı kanseri eliminasyonunda aşılama ile tarama ve kanser öncesi tedavinin birlikte yürütülmesini önermektedir.
 

HPV VE GEBELİK 

 
Gebelik sırasında HPV pozitifliği tek başına gebelik sonlandırma veya özel bir yaklaşımı gerektirmez.Ancak rahim ağzı kanseri servikal smear veya histoloji anormal ise gebelik durumuna göre özel bir yönetim gereklidir.Özellikle CIN 2 CIN 3 saptanan gebelerdeki yaklaşım gebe olmayan hastalardan farklıdır.Gebelikteki amaç, rahim ağzı kanserini dışlamak ve gereksiz biyopsilerden kaçınmak yönünde olmalıdır.Eğer şüphe varsa hasta gebe kalmadan önce muhakkak rahim ağzı taramalarının hepsini gerçekleştirmelidir. HPV pozitifliği gebeliğe ya da bebeğin gelişimine engel teşkil etmez.
 

HPV VE ERKEKLER 

 
HPV yalnızca kadınların sağlık problemi değildir. Erkeklerde de genital siğil, penis kanseri, anal kanser, oral kanser ile ilişkilidir.Bu nedenle HPV aşılamasının yalnızca kız çocuklarına yönelik bir girişim olduğunu düşünmemek gerekir.Erkeklerde de aşılamanın olması gerektiğine dair kabul gerçekleşmiştir.Erkek çocuklarda ergenlik çağlarından itibaren aşılanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü HPV aşılamasını, uygun yaş grubunda hem kız hem erkek çocuklarında uygulanması gerektiğini önermektedir.Rahim ağzı kanserinin önlenmesinde servis kanserinin önlenmesinde erkeklerin de aşılanması önemlidir.
 

RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLEME

 
Günümüzde rahim ağzı kanseri önleme stratejisini dört basamak halinde düşünmek mümkündür.Primer korumada aşılama vardır. Sekonder korumada HPV taraması vardır. Üçüncü basamakta sitoloji, kolposkopi ve biyopsi yer alır.Tedavi ise dördüncü basamağı oluşturur,  CIN 2, CIN 3  için uygun kişiye özel tedavi yer alır.Bu zincirin herhangi bir halkasının eksik olması sistemin başarısını azaltır.
 

2024-2026 DÖNEMİNDE HPV’DEKİ ÖNEMLİ GELİŞMELER

 
2026 yılına kadar HPV alanında dikkat çekici gelişmeler gerçekleşmiştir. HPV aşılarının gerçek yaşam sonuçları ortaya konmuş ve etkinliği kanıtlanmıştır.Aşılama ile HPV enfeksiyonunda azalma, CIN2 CIN3  riskinde azalma, rahim ağzı kanseri görünmesinde azalma yönünde güçlü kanıtlar mevcuttur.
 
Ayrıca tek doz aşılama konusunda ortaya çıkan veriler, düşük ve orta gelirli ülkelerde aşılama programlarına erişimin mümkün olabileceğine dair bir umut geliştirmiştir.
 
Fakat ülkemizde üç doz aşılama tavsiye edilmektedir. Zamanla yeni bir gelişme olmuş, kendi kendine HPV örneklemesi gündeme gelmiştir. Self Sampling HPV örneklemesi son dönemlerdeki yeni gelişmelerden biridir.Kişinin kendisinin HPV testi yapabilmesidir.Bu yaklaşım taramaya ulaşamayan, jinekolojik muayeneden çekinen, coğrafi olarak sağlık hizmetlerine uzak ve tarama programlarına katılamayan kadınlar için bir ışık olacaktır. 
 
Self Sampling sonucundaki tedaviye erişimin ayrıca değerlendirilmesi de gerekecektir. Zaman zarfında bu basamakların gelişebileceği düşünülmektedir. 
 

HPV POZİTİF HASTAYA KLİNİK NASIL ANLATILMALI? 

 
Hasta iletişiminde HPV pozitif hastaya yaklaşım çok önemlidir.Çünkü hastalar çoğunlukla panik halinde olmaktadır. Fakat HPV insanoğluna en sık bulaşan virüstur ve toplumda görülme sıklığı çok ama çok fazladır. HPV testiniz pozitif çıktı ise bu sonuç rahim ağzı kanseri olduğunuz anlamına gelmez. HPV’nin çok büyük bir kısmı zaman zarfında bağışıklık sisteminizle vücudunuzdan atılacaktır.Bizim için önemli olan konu virüsün kalıcı olup olmadığı ve rahim ağzı hücrelerinde zaman zarfında değişim yapıp yapmayacağıdır. Bu nedenle HPV tipiniz smear sonucunuz ve önceki testleriniz bizim için çok önemlidir.Hastamız moralini bir an evvel düzeltmelidir, sağlıklı yaşamaya ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmelidir. Savunma sistemi güçlendikçe HPV nin vücuttan atılabilme şansı artacaktır.
 
Erkekler HPV virüsünü vücuttan atma konusunda kadınlara göre daha başarılıdır.Bu bilgiler hastanın gereksiz kanser korkusunu azaltacakve takiplere uyumunu artıracaktır.
 
Hastanın HPV konusunda eğitimi de çok önemlidir, hasta tüm patoloji sonuçlarını ve testlerini dosyalamalı ve elinde bulundurmalıdır; çünkü HPV uzun yıllar boyunca takip edilmesi gereken bir konudur.
 

KLİNİK PRATİKTE BASİTLEŞTİRİİLMİŞ YAKLAŞIM NASILDIR?

 
Bir hastada eğer HPV pozitif saptandıysa genotiplendirme gereklidir. Eğer HPV genotiplendirme sonucunda, tip 16 ve 18 pozitif ise kolposkopik değerlendirme gündeme gelmelidir. Diğer yüksek riskli HPVler tespit edildiyse sitoloji yapılmalı ve sitoloji sonucunda şüpheli lezyonlar tespit edildiyse takip, kolposkopik biyopsi ve eksizyon basamaklarına kişiye özgü olarak geçilmelidir.
 

TEDAVİ SONRASI TAKİP NEDEN ÇOK ÖNEMLİDİR? 

 
CIN 2 CIN 3 nedeniyle tedavi edilen hastalarda risk tedaviden sonra hemen normal kişilerdeki riske düşmez.Yüksek derecede kanser öncesi lezyon varlığında tedavi sonrasındauzun süreli HPV takibi gerekmektedir.En az 25 yıl süreyle takip önerilir.Bu nedenle LEEP yapıldı, artık problem tamamen ortadan kalktı yaklaşımı doğru değildir.
 
Hastada vajen ve dış genital bölgedeki şüpheli lezyonlarda değerlendirmeye alınmalıdır.
 
HPV aşısı tarama ile birlikte uygulandığında rahim ağzı kanserinin gelecekte ortadan kaldırılabilmesi için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Aşının uygulandığı ülkelerde rahim ağzı kanserinin çok düştüğü gözlenmektedir.Sonuç olarak HPV enfeksiyonu günümüzde yalnızca bir cinsel yolla bulaşan hastalık değil, önlenebilir kanserlerin en önemli nedenlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
 

HPV HAKKINDA HERŞEY - ÖZETLE;

 
  1. HPV çok yaygındır.
  2. HPV pozitifliği kanser anlamına gelmemektedir.
  3. HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü zaman içerisinde negatifleştir.
  4. Klinik açıdan en önemli soru, yüksek riskli HPV‘nin vücutta ne kadar süredirolduğudur. Tip 16 ve 18 yüksek risklidir.
  5. Prezervatif kullanımı her zaman HPV riskini azaltmamaktadır.
  6. Cilt temasıyla da HPV bulaşabilir.
  7. HPV aşısı günümüzdeki en önemli korunma yöntemlerinden biridir.
  8. Aşı mevcutta olan enfeksiyonu engellemez.
  9. HPV aşısı olmuş kişilerde rahim ağzı kanseri taramalarına diğer kadınlar gibi aynı şekilde devam etmelidir.
  10. Türkiye’de 30-65 yaş grubunda beş yılda bir HPV DNA taramasıulusal programın temelidir.
  11. 2026 yılı sonuçlarına göre HPV pozitifliği, genotip, sitoloji ve önceki sonuçlarla birlikte değerlendirilmelidir.
  12. Kolposkopi şüpheli rahim ağzı alanlarının ayrıntılı değerlendirilmesi ve biyopsi alınmasını sağlar.
  13. CIN 1 çoğunlukla takip edilir.
  14. CIN2 de doğurganlık ve kanser riski arasında bireyselleştirmiş karar verilir.
  15. CIN 3 tedavi edilmelidir.
  16. Yüksek derece lezyon HSIL tedavisi sonrası uzun dönem HPV temelli takip gereklidir.
  17. HPV yalnızca var veya yok şeklinde değerlendirmek yerine, enfeksiyon tipi, kalıcılığı, rahim ağzı hücresel etkisi ve hastanın geçmiş öyküsü değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.