MENOPOZ DÖNEMİ, NEDEN MENOPOZA GİRİLİR, MENOPOZ HAKKINDA HERŞEY!

MENOPOZ DÖNEMİ

 
 Menopoz dönemi kadın yaşamının ergenlik ve yetişkinlik dönemi gibi doğal bir evresidir. Bu süreçle ilgili verilecek menopoz hormon tedavileri  ve yerine koyma tedavilerikonusunda doğru ve kanıtı dayalı güncel bilgiye ulaşmak çok önemlidir. Çünkü sosyal ve dijital medyada menopoz ile ilgili ve kadınların hormon tedavisi kullanması ile ilgili son derece karışık ve bilimsel olmayan bilgiler mevcuttur.
 
Menopoz şikayetleri arasında sıcak basmaları, uyku sorunları, ruh hali değişiklikleri, vajinal kuruluk, cinsel istekte azalma, cinsel fonksiyon bozukluğu, yorgunluk ve hafıza sorunları yer alabilir; menopozdaki bu şikayetlerin tümü günlük yaşamı etkiler. Ayrıca kemik kaybı ve kalp-damar hastalıkları gibi uzun vadeli sağlık etkileri de görülebilir. 
 
 

NEDEN MENOPOZA GİRİLİR, MENOPOZ YAŞI

 
Menopozun başlaması, bir kadının üreme döngüsünün sona erdiğinin işaretidir. Bu olay, yumurtalıklar tarafından salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının azaldığı, uzun yıllar süren premenopozal (menopoz öncesi) ve perimenopozal (menopoz geçiş) değişikliklerin sonucunu temsil eder. Menopoz, kadının son adet kanamasından sonra başlar ve ülkemizde 46-47 yaş civarında gerçekleşir.
Bir yıl boyunca hiç adet görülmemesi menopoz olarak adlandırılır.
 
Menopozun tetiklendiği yaş, çeşitli faktörlerle ilişkilidir. Sigara içen, yetersiz beslenen ve çocuk sahibi olmayan kadınlarda menopozun daha erken görülme eğilimi vardır. Rahim ve yumurtalıkların alındığı total histerektomi ameliyatlarında hemen menopoza girilir. Geçirilmiş endometriozis çikolata kisti ameliyatlarından veya yumurtalıklara overlere zarar veren ameliyatlar, enfeksiyonlardan sonra yumurtalıklardan östrojen üretiminin azalması nedeniyle menopoz birkaç yıl erkene çekilebilir.
 

MENOPOZ BELİRTİLERİ HERKESDE GÖRÜLÜR MÜ?

 
Menopoz belirtileri kişiden kişiye de büyük ölçüde farklılık gösterir. Asyalı kadınlarda düzensiz adet görme dışında çok az belirti görüldüğü veya hiç belirti yaşanmadığı bilinmektedir. Öte yandan Batılı kadınlarda; sıcak basması, gece terlemeleri, yorgunluk, uykusuzluk, ara kanama (adet dönemleri arasında lekelenme), meme hassasiyeti, vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki, cinsel istekte azalma, unutkanlık, eklem ağrıları, saçlarda incelme, kalp çarpıntısı, mesane kontrolü kaybı, sık idrara çıkma, gıda alerjileri ve hazımsızlık gibivücut değişiklikleri çok daha sık görülür. 
 
Osteoporoz, kan basıncında artış, kanda yağ oranının yükselmesi, aterosklerozda artış olabilir. Ayrıca depresyon, kaygı ve sinirliliğe de neden olabilirler. Menopozun ilk iki yılında kadınlar yaklaşık 3,5 kg alır. Bazı kadınlar için bu belirtiler tam bir kabus gibidir. 
 
 

MENOPOZ KAN DEĞERLERİ NASIL OLUR?

 
Kandaki FSH seviyesinin 50 mIU/ml üzerinde olması  gerçek yerleşmiş menopoz olarak değerlendirilir. Kandaki estradiol (bir tür östrojen) seviyesi genelde 50 pg/ml (mililitredeki pikogram) altındadır.
 

MENOPOZUN ULTRASON BELİRTİLERİ NASIL OLUR?

 
Pelvik ultrason incelemesi genellikle ince bir endometrium tabakası ile küçülmüş ve atrofiye uğramış yumurtalıkları gösterir.Perimenopoz dönemi bir hormonal değişim dönemi olduğu için over yumurtalık kisti, fonksiyonel over kisti gelişiminin de fazla olduğu bir dönemdir.Yani ultrasonda rastlantısal over kistleri de gözlenebilir.
 

PERİMENOPOZAL EVRE- MENOPOZ

 
Perimenopoz belirtileri genellikle adet düzensizlikleri, sıcağa toleransın azalması hafif sıcak basmaları tarzındadır. Süreç boyunca ortaya çıkan belirsiz işaretler gözlendiğinde , menopozun tam olarak ne zaman başlayacağı bazı testlerle tahmin edilebilir.
 
Menopozdaki kardiyometabolik riskler bu evrede artmaya başlar, bu tür menopoz şikayetleri göz önünde bulundurularak dikkatli bir yaklaşım gerektirir.
 
Perimenopoz semptomlarının yönetiminde hormonal kontraseptifler doğum kontrol hapları sıklıkla reçete edilse de, bunlar her durumda yeterli veya tercih edilen seçenekler olmayabilir. 
 
Perimenopoz, menopozdan farklı, kendine özgü bir fizyolojiye sahip ve klinik açıdan karışık bir evredir. Hastalar, ruh hali ve bilişsel değişiklikler, anormal uterin kanama, uyku bozuklukları ve vazomotor semptomların yanı sıra cinsel sorunları da içeren çok çeşitli şikayetlerle başvurabilirler. 
 

PERİMENOPOZDA GEBELİKTEN KORUNMA GEREKLİ MİDİR?

 
Perimenopoz döneminde doğum kontrolü gereksinimleri halen devam etmektedir.  Menopoz öncesi evrede gebelikten korunma gereklidir. Menopoz döneminde ise 50 yaşından önce menopoza giren kadınlarda 2 yıl, 50 yaşından sonra menopoza giren kadınların 1 yıl daha korunması gereklidir. 
 
 

PERİMENOPOZ KAÇ YIL SÜRER?

 
Perimenopoz, menopozun başlangıcını işaret eden ve 2-10 yıl sürebilen bir geçiş dönemidir. Ortalama altı yıl süren bu dönem, kadınlarda genellikle 35 ila 50 yaşları arasında başlar. Bu, kadının adet düzeninin öngörülemez hale geldiği bir süreçtir. Dönemin sonu, kadının doğal yollarla tamamen adet görmediği evredir. Perimenopoz, kadın hala aylık adet döngülerini yaşarken yumurtalık fonksiyonlarının azalmasıyla başlar. 
 

PERİMENOPOZ BELİRTİLERİ NELERDİR?

 
Kadın, nedenini anlayamadığı kafa karıştırıcı değişiklikler yaşayabilir. Vücudunda aslında gerçekleşen durum, progesteron salgısında keskin bir düşüş ve buna kıyasla östrojen seviyesinde daha kademeli bir azalmadır. 
Perimenopozun belirtileri kadınlarda değişkenlik gösterebilir; hiçbir kadın bu süreci birebir aynı şekilde yaşamaz. 
 

PERİMENOPOZDA SIK GÖRÜLEN ŞİKAYETLER NELERDİR?

 
  1. • Menopoza yaklaştıkça giderek daha düzensiz hale gelen normalden kısa, uzun veya öngörülemez adet döngüleri.
  2. • Adet öncesinde baş ağrısı ve göğüslerde şişkinlik/hassasiyet.
  3. • Adet döneminde kramplar ve döngü ortasında hissedilen ağrılar.
  4. • Leke tarzı kanama veya aşırı yoğun adet kanaması gibi sorunlar.
  5. • Bel bölgesinde kilo artışı.
  6. • Kas tonusunda azalma.
  7. • Sıcak basmaları (menopoz döneminde de devam eder).
  8. • Nedeni belirsiz depresyon, kaygı ve ilgisizlik (apati).
  9. • Burun tıkanıklığı ve tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları.
  10. • Hafıza kaybı ve düşünme güçlüğü, sisli beyin sendromu
  11. • Denge kaybı ve baş dönmesi, vertigo ataklarında artış
  12. • Sinirlilik, strese dayanamama, depresyon riskinde artış
  13. • Cinsel istekte azalma, cinsel ilişkide kayganlıkta azalma.
 
Ne yazık ki bu, hormonal dengeye gösterilmesi gereken özenin sıklıkla ihmal edildiği bir dönemdir. Kadınlara, genellikle menopozla birlikte ortaya çıkan belirtilerin çoğunu önlemek için birşey yapılamayacağı söylenir. Oysa bu dönem, kadınların hormonal dengesizliklerini düzeltmelerinin mümkün olduğu ve nenopoza geçişin rahatlatılabileceği bir dönemdir.
 

MENOPOZAL  HORMON TEDAVISI NEDIR VE MENOPOZ TEDAVİSİ KIMLER IÇINDIR ?

 
Menopoza yaklaşırken yumurtalıklarınız küçülür ve kademeli olarak östrojen üretimini durdurur. Östrojen sağlayan ilaçlar, menopoz belirtilerini hafifletebilir.
 
Menopoz tedavisi; kadının yaşamını güçleştiren rahatsız edici sıcak basması ve gece terlemesi gibi bazı vazomotor semptomlar dediğimiz şikayetleri ve vajinal kuruluk, idrar yolu enfeksiyonları gibi menopozun genitoüriner sendromunu (GÜS) rahatlatmak için uygun tedavilerdir. Çünkü vazomotor semptomlar ve genitoüriner sendrom hastanın günlük hayatını sekteye uğratan ve yaşam konforunu düşüren şikayetlerdir.
 

SICAK BASMASI FLASHİNG

 
Vazomotorsemptomlarla beraber hasta genelde sık aralıklarla olmak üzere başından aşağıya kaynar su dökülür gibi yaklaşık 2 dakika kadar süren bir his yaşar. Bu esnada terler, cildinde kızarma meydana gelir. Flashing denilen durumdur ve de bu durum menopozdaki kadının sosyalleşmesini zorlaştırır. Sıcak basmaları uykusuzluk nedeni de olabilir, geceleri sıcak basma nöbetleri esnasında terleme, kıyafetlerini değiştirme gereği ve de sıcak basma esnasında uykudan uyanma gözlenebilir.Yine vazomotor semptomlar hastada kardiyak ritm problemlerini de tetikleyebilir.
 

GENİTOÜRİNER SENDROM

 
 Bunun yanında genitoüriner sendromla beraber hastanın cinsel ilişkiye girmekte zorluğu, sık idrar yolu enfeksiyonları,vajen girişinde yanma, dokunmakla hassasiyet ve de vajinal epitel eğer çok ince olursa enfeksiyonlara yatkınlık,vajinitler gözlenebilir.Cinsel ilişki sonrası yanma, ağrı, dokunmakla hassasiyet gelişebilir. Bu şikayetler menopoz dönemindeki kadının konforunu ve hayat akışını bozan, sık doktor ziyaretleri yapmasını gerektiren durumlardır. Menopoz sonrası dönemdeki kadınların %50 'sinden fazlası vajinal kuruluk gibi şikayetler yaşamakta olup, çoğu tedaviye başvurmaktadır.
 

OSTEOPOROZ

 
Menopozal hormon tedavisi, kemik erimesine karşı da korur. Menopoz tedavisi bazı ülkelerde kemik erimesinin önlenmesinde ilk veya ikinci basamak seçenek olarak gündemdedir.
 
Östrojenin kemik üzerindeki koruyucu etkisi nedeniyle, uygun hastalarda menopozal hormon tedavisi yalnızca sıcak basması gibi semptomları değil, kemik kaybını ve osteoporoz riskini de azaltabilir. Ancak hormon tedavisi osteoporozdan korunma amacıyla her kadın için otomatik olarak başlanacak bir tedavi değildir; yaş, menopoz zamanı, kırık riski ve meme/endometrium gibi riskler birlikte değerlendirilir.
Menopozun ilk yıllarında kemik kaybı hızlanır. Özellikle menopozun ilk 2 yılında tüm kaybolacak kemik kütlesinin % 50’ si kaybedilir.
 

ÖSTROJEN AZALINCA KEMİKTE NE OLUR?

Kemik sürekli olarak yapım ve yıkım döngüsündedir:
Osteoklastlar eski kemiği parçalar.
Osteoblastlar yeni kemik oluşturur.
Üreme çağındaki kadınlarda östrojen, osteoklastların yani kemiği yıkan hücrelerin aşırı çalışmasını baskılar.
Menopozla birlikte östrojen azaldıkça osteoklast yani kemik kütleyi yıkan hücrelerin aktivitesi artar →böylece kemik yıkımı kemik yapımından daha hızlı olmaya başlar.
Sonuçta kemik mineral yoğunluğu azalır ve kemik daha gözenekli hale gelir.
 
Özellikle omurga, kalça çevresi gibi bölgelerdeki süngerimsi kemik bu süreçten daha erken etkilenir.
 

OSTEOPOROZDA MENOPOZUN İLK YILLARI NEDEN ÖNEMLİ?

 
Menopozdan sonraki ilk 3–5 yıl, kemik kaybının en hızlı olduğu dönemlerden biridir. Daha sonra kayıp genellikle daha yavaş bir hızla ilerler.
Bu nedenle erken menopoz veya cerrahi menopoz yaşayan kadınlarda kemik sağlığı açısından daha dikkatli olmak gerekir.
 

OSTEOPOROZU ARTTIRAN DİĞER NEDENLER

 
Menopozla birlikte şu faktörler de osteoporoz riskini artırabilir:
 
  • Yaşlanma
  • Düşük vücut ağırlığı
  • Yetersiz kalsiyum ve D vitamini
  • Hareketsizlik
  • Sigara
  • Fazla alkol
  • Ailede osteoporoz/kalça kırığı öyküsü
  • Hipertiroidi, hiperparatiroidi gibi hastalıklar
  • Uzun süreli kortizon kullanımı
  • Erken menopoz
 

CERRAHİ MENOPOZ, KEMOTERAPİ SONRASI MENOPOZ, RADYOTERAPİ SONRASI MENOPOZ

 
Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, uzun süreli tedaviler ve kanser tedavileri genellikle ani gelişen şiddetli şikayetlere yol açan  menopoz durumuna neden olabilir. Bu durumların bir kısmı beraberinde hormon replasman tedavisi vermeyi de imkansız kılabilir. Bu nedenle menopoz sürecini yönetmek bazı durumlarda zor olabilir. 
Örneğin hastamızda meme  kanseri varsa  nüksetme riskine dair endişemiz de  olabilir. 
 
Menopoz konusundaki artan farkındalığa rağmen kanseri atlatan pek çok kişinin bu semptomlara yönelik yeterli bilgi, destek veya tedavi alamadığı gözlenmektedir.
 
Kanserden sağ kalım arttıkça, menopoz hormon tedavileri de tedavinin bir parçası haline gelmelidir. Menopoz yönetimine yönelik kişiselleştirilmiş tedaviler,  kanser sonrası uzun vadeli sağlığı, esenliği ve yaşam kalitesini iyileştirme potansiyeline sahiptir.
 
MENOPOZ HORMON TEDAVISI TÜRLERI NELERDIR?
 
TEDAVI NASIL UYGULANIR VE HANGI TÜR MENOPOZ TEDAVILERI VAR?
 
Sistemik östrojen tedavisi: Östrojen kan dolaşımına salınır ve ihtiyaç duyulan organ ve dokulara taşınır. Haplar, cilt bantları, jeller ve spreyler buna örnektir.
 
Lokal östrojen tedavisi: Sadece vajinal kuruluk şikayeti olan kadınlar; vajinal tablet veya krem formunda lokal östrojen tedavisi alabilirler. Bu formlar, düşük dozda östrojeni doğrudan vajinal dokuya salar.İlk etapda vajinal epitel inceyken hormon emilimi yüksek olabilir fakat epitel kalınlaştıkça östrojen emilimi azalır.
 
Tedaviye progestin ekleme: Bu madde ağızdan alınan haplar ya da vajina içine yerleştirilen tabletler ve jeller gibi farklı formlarda olabilir. Vajinal yolla kullanılacaksa her gün vajen derinliklerine progesteron hapları yerleştirilmelidir. Vajinal yolla progerteron kullanımı zamanla vajende hassasiyet ve ağrı yaratabilir ve hastanın hormon tedavisine uyumu düşebilir. Progestin salgılayan rahim içi araç (RİA) da bir seçenek olabilir. Ayrıca progestin, hap veya bant yoluyla östrojenle kombine de edilebilir.
 
Ağızdan kullanılan menopoz ilaçları veya cilde uygulananmenopoz tedavileriolabilir. Hap şeklinde ağızdan alınabileceği gibi cilde yapıştırılan bant veya sürülen jel olarak olabilir.
 
Sizin için en uygun yöntemin hangisi olabileceğini kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızla görüşebilirsiniz. Kararınızı belirtileriniz, tıbbi geçmişiniz ve yaşam tarzınız doğrultusunda doktorunuza danışarak verebilirsiniz.
 
Östrojen ve progesteron dengesini sağlamak, vücutta azalan östrojeni yerine koymak şikayetleri rahatlatır.Rahim ameliyatı geçirmemiş olan rahimi bulunan kadınlarda, rahim iç duvarını yaniendometriumu korumak bizler için amaçtır. Bunun için de östrojen tedavisinin yanına muhakkak progesteron eklenmelidir.
 
 
Cilt üzerinden kullanılan östrojen tedavilerinde damar içi pıhtılaşma riski daha az bulunmaktadır.Riski yüksek olabilecek hastalarda ciltten emilen hormon tedavileri önerilir. 
 
Tek bir hormon mu yoksa iki hormon mu aldığınıza bağlı olarak hormon tedavisi çeşitlere ayrılır.
 
MENOPOZ ÖSTROJEN TEDAVİSİ : Östrojen, hormon tedavisinde kullanılan temel hormondur. Menopozda östrojen tedavisi rahimi cerrahi olarak alınmış kadınlarda uygundur.
 
MENOPOZ ÖSTROJEN VE PROGESTIN TEDAVİSİ : Eğer daha önce histerektomi (rahim alma ameliyatı) geçirmediyseniz ve hala rahminiz varsa, progestin adı verilen bir hormona da ihtiyacınız olacaktır. Progestin kullanımı, tek başına östrojen kullanıldığında ortaya çıkabilecek rahim kanseri riskini azaltmaya yardımcı olur. Progestin eklemenin sıcak basmalarına da iyi gelebileceğine dair bazı bilimsel çalışmalar vardır. Östrojen ve progestin tedavisine bazen "menopoz kombine hormon tedavisi" adı verilir.
 
HORMON TEDAVISI NASIL UYGULANIR? HANGİ MENOPOZ HASTASINA HANGİ HORMON VERİLİR?
 
Cerrahi olarak rahimi alınmış kadınlar için: Sadece östrojen tedavisi uygundur. Sadece östrojen içeren tedavi her gün olmak üzere uygulanır.  Bu kadınlarda progesteron kullanmaya gerek yoktur.
 
Rahmi hala mevcut olan kadınlar için: Östrojen ve progestini birlikte kullanmanın iki yolu vardır.
-Sürekli kombine tedavi: Hem östrojen hem de progestin her gün alınır.
-Döngüsel tedavi: Östrojen her gün alınır. Her ay 10 ila 14 gün boyunca (genellikle hap şeklinde) progestin eklenir. Bunun bir diğer adı da ardışık hormon replasman tedavisidir.
 
Sizin için en uygun yönteme kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızla karar verebilirsiniz.
 
MENOPOZ HORMON TEDAVISINE NASIL KARAR VERMELIYIM?
 
Şikayetleriniz  ve ailevi tıbbi geçmişinizin değerlendirilebilmesi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızla görüşün. Hormon tedavisi almaya karar verirseniz, tedavinin ne kadar süreceğini  her yıl doktorunuzla değerlendirmelisiniz. Bu karar her yıl, belirtileriniz, riskler ve faydalar dikkate alınarak verilecektir. Belirtileri uzun süre devam eden bazı kadınların daha uzun süreli tedaviye ihtiyacı olabilir.
 
Menopoz tedavisi, bir gençlik iksiri değildir.Menopoz tedavisi herhangi belirgin bir şikayeti olmayan hastada genç kalmak amacıyla verilmemelidir.Kalp hastalıkları veya bunamayı önleme amaçlı birincil tedavi olarakdeğerlendirilmesi yanlıştır. Ancak yardımcı tedavi olarak değerlendirilmelidir. 
 
HORMON TEDAVISININ FAYDALARI NELERDIR?
 
Sistemik östrojen tedavisi (progestinli veya progestinsiz), sıcak basmaları ve gece terlemeleri için en iyi tedavidir.
Hem sistemik hem de lokal östrojen tedavisi kadınların hayatını zora sokan vajinal kuruluğu giderir.
Sistemik östrojen, menopozun erken döneminde ( özellikle ilk 2 yılında) görülen kemik kaybına karşı koruyucu olur. Bu durum, ileriki yıllardaki osteoporozu da azaltmaya yardımcı olabilir.
Kombine hormon tedavisi, kolon kanseri ( kalın bağırsak kanseri) riskini de azaltabilir.
Demans üzerine engelleyici etki belirsizdir.
 
HORMON TEDAVISI KANSER RISKIMI NASIL ETKILER?
 
Sadece östrojen içeren tedavi, rahim iç tabakasının kalınlaşmasına neden olur; bu da endometrium kanseri riskini artırır. Tedaviye progestin eklenmesi bu nedenledir.
 
Kombine hormon tedavisi, meme kanseri riskinde hafif bir artışla ilişkilendirilmektedir. Hormona duyarlı meme kanseri öyküsü olan kadınlar, menopoz belirtilerinin tedavisi için öncelikle hormonal olmayan yöntemleri denemelidir.
Kombine hormon tedavisi ayrıca kolon kanseri riskini de azaltabilir.
 
HORMON TEDAVISI KALP HASTALIĞI RISKIMI NASIL ETKILER?
Kombine hormon tedavisi, ileri yaştaki kadınlarda kalp krizi riskinde hafif bir artışla ilişkilendirilmektedir. Bu risk; yaş, mevcut sağlık sorunları ve hormon tedavisine başlama zamanı, geç yaşlarda başlama ile bağlantılı olabilir. Geçirilmiş kardiyovasküler hastalık, trombo emboli öyküsü ve yatkınlığı olan hastalar bu konuyu kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarıyla görüşmelidir.
 
Bazı araştırmalar, kombine hormon tedavisinin (HRT); menopoza girdikten sonraki ilk 10 yıl içinde tedaviye başlayan ve 60 yaşın altındaki kadınlarda kalp krizine karşı koruyucu olabileceğini göstermektedir. Bu fayda, sadece östrojen kullanan kadınlarda daha da belirgindir.
 
Bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Şu aşamada, kombine hormon tedavisi yalnızca kalp hastalığından korunmak düşüncesiyle kullanmaya uygun değildir.
 
HORMON TEDAVISININ DIĞER RISKLERI NELERDIR?
 
Hormon tedavisi, başka sağlık sorunları riskini de artırabilir.
 
Derin ven trombozu (DVT) : Kombine hormon tedavisi ve sadece östrojen içeren tedavi; felç ve derin ven trombozu kaynaklı kan pıhtısı oluşumu riskiyle (düşük bir oranda da olsa) ilişkilendirilmektedir. Geçmiş derin ven trombozu öyküsü olan hastalar, trombofili aşırı pıhtılaşma hastalığı olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Bu risk; ileri yaş, kalp hastalığı, böbrek hastalığı ve obezite gibi durumlarla artış gösterir. Bant ve jel formundaki tedaviler, ağızdan alınan haplara kıyasla daha düşük risk taşıyabilir.
Safra kesesi hastalığı: Menopoz hormon tedavisi ile safra kesesi hastalığı riskinde küçük bir artış söz konusudur. Safra kesesi taşı, geçirilmiş safra kesesi enfeksiyonu ( kolesistit) , safra çamuru durumlarında şikayetler artabilir. Bu risk, hap kullanımında en yüksek düzeydedir.
 
Bu risklerin birçoğu, kişisel sağlık durumunuz, geçmiş öykünüz ve ailesel hastalıklarınızla ilişkilidir. Hormon tedavisi almayı düşünüyorsanız kişisel öykü ve aile öykünüz önemlidir. Tedavi seçeneklerinizi ve olası riskleri kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızla görüşün.
 
KIMLER HORMON TEDAVISI GÖRMEMELIDIR?
 
Aşağıdaki durumlardan herhangi birini daha önce yaşadıysanız, genellikle sistemik hormon tedavisi önerilmez:
 
Meme veya endometrium (rahim içi zarı) kanseri
İnme (felç)
Kalp krizi
Kan pıhtılaşması
Karaciğer hastalığı
 
HORMON TEDAVISI SIRASINDA HAMILE KALMAK
 
Hamile kalırsanız veya hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız hormon tedavisini bırakın. Hormon tedavi gebelikte uygun değildir.
 
HORMON TEDAVISININ YAN ETKILERI NELERDIR?
 
Yan etki çok az gözlenir.Hormon tedavisinin olası yan etkileri şunlardır:
 
Vajinal lekelenme veya kanama
Geçici meme hassasiyeti
Şişkinlik (vücutta sıvı tutulması)
Baş ağrısı
Mide bulantısı
Baş dönmesi
 
Bu belirtilerin çoğu 3-4 ay içerisinde geçer. Bu yan etkiler sizi rahatsız ederse veya beklenenden uzun sürerse kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızla görüşün. Kadın doğum uzmanınızla doz ayarlaması konusunu da konuşabilirsiniz.
 
HORMON TEDAVISINE ALTERNATIFLER NELERDIR?
 
Birçok kadın, menopoz belirtilerini tedavi etmek için hormon tedavisi dışındaki seçeneklerle ilgilenmektedir. Bu alternatifler şunları içerir:
 
-Vajinal nemlendiriciler ve kayganlaştırıcılar: vajinal kuruluk, atrofik vajinit şikayetleri için rahatlatıcı olabilir. Genelde içlerinde hyaluronik asit bulunmaktadır.
-Hormon içermeyen bitkisel ilaçlar: Sakinleştirici nitelikte ve uyku sorunlarını rahatlatan bitkiler
-Antidepresanlar: Sıcak basmalarını hafifletmek için kullanılabilir. Stres sıcak basmalarını arttıran faktörlerden biridir. Kadının stresi azaldıkça sıcak basmaları da azalır.
-Seçici östrojen modülatörleri (SERM’ler): Sıcak basmalarını veya cinsel ilişki sırasındaki ağrıyı hafifletmek için
-Sıcak basmalarını azaltmak için kullanılan bazı nörolojik ilaçlar
-Fitoöstrojen denilen bitkisel östrojenler vardır. Etkileri kısa olabilir. Özellikle sıcak basması , uykusuzluk konusunda faydası olabilir. Pekçok bitkide östrojene benzeyen maddeler vardır.Soya fasulyesi,keten tohumu,susam ,ayçiçeği,baklagiller,kuruyemişler, kırmızı yonca ,adaçayı zayıf etkide östrojen içerirler.
 
Bu konuda çok az sayıda bitkisel takviyenin güvenlik veya etkinlik açısından incelendiğini bilmek önemlidir. Hangi tedavi türünün sizin için uygun olduğu konusunda kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızla görüşmelisiniz.
 
Sağlıklı yaşam tarzı, beslenme düzeni, egzersiz ve yaşam tarzı iyileştirmeleri menopoz yönetiminin temel parçalarındandır. Spor yapan, D vitamini düzeyini ideal seviyelerde tutan, beslenme düzenine dikkat eden, bitkisel östrojen alımı yüksek olan hastalarda sıcak basmaları ve menopoz belirtileri daha az olarak gözlenmektedir.
 
BIYO-EŞDEĞER (BIOIDENTICAL) HORMONLAR HAKKINDA NELER BILMELIYIM?
 
Biyo-eşdeğer hormonlar vücut tarafından üretilen hormonlara benzeyen maddelerdir. Bunlar arasında, ağızdan alınan progesteron gibi ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) onaylı ticari ürünlerin yanı sıra, kişiye özel hazırlanan ilaçlar da yer alır. Kişiye özel hazırlanan bir ilaç, bir hekimin reçetesi kullanılarak özel hazırlama yetkisine sahip bir eczacı tarafından yapılır.
 
KİŞİYE ÖZEL HAZIRLANAN BİYOEŞDEĞER HORMONLAR 
 
Eczaneler tarafından hazırlana biyoeşdeğer hormonlar vardır. Kişiye özel hazırlanan ilaçlar FDA tarafından önerilmemektedir. Kişiye özel eczanelerde hazırlanan hormonlar ve doz ve saflık açısından değişkenlik gösterebilir ve daha fazla risk içerir. Bu durum, farkında olmadan çok az veya çok fazla hormon alabileceğiniz anlamına gelir ki bu istediğimiz bir durum değildir.
 
Kişiye özel hazırlanan hormonların standart hormon tedavisinden daha güvenli veya daha etkili olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. ACOG, kişiye özel hazırlanan hormon tedavisi yerine FDA onaylı hormon tedavisini önermektedir.Bu durumda doz eşitliği ve kontrolü sağlanacaktır.Özel eczanelerde hazırlanmış hormon tedavilerinin  yerine standart ve test edilmiş menopoz ürünlerinin  kullanılması tercih edilmelidir.Çünkü menepoz tedavisi ve kullanılan hormonlar sistemik yan etkileri de olan hormonlardır.
 
HORMON TEDAVISININ BAŞKA KULLANIM ALANLARI VAR MI?
 
Hormon ilaçları bazı hastalıklarda da destekleyici olabilir,  menopoz dışındaki nedenlerle de reçete edilebilir. Şu amaçlarla kullanılabilir:
 
-Osteoporozu önlemek
-Primer amenoresi olan ergenlerde ergenliği başlatmak
-Adet düzensizliğini düzenlemek
-Belirli durumlarda kısırlığı tedavi etmek
 
ÖSTROJEN (KADINLIK HORMONU)
 
Başlıca kadınlık hormonu olan östrojen; yumurtalıklar, rahim ağzı (serviks), fallop tüpleri, vajina ve memeler dahil olmak üzere tüm kadın üreme organlarını etkiler. Adet döngüsünü düzenler, hücre bölünmesini teşvik eder ve ergenlik döneminde meme büyümesi ve gelişimi ile pubis kıllanması gibi ikincil kadınlık özelliklerinin ortaya çıkmasında büyük rol oynar. Östrojen, rahmin damar açısından zengin dokusu olan endometriyumun, rahim iç duvarının gelişimini tetikler. Yumurtalıktaki yumurta içeren folikülün olgunlaşmasını sağlar.Vajinal salgı üretimini sağlar. Ayrıca, kadın ruh hali için de etkili bir hormondur.
 
Hamile olmayan ve menopoz öncesi dönemdeki kadınlarda günde sadece 100-200 mikrogram (μg) östrojen salgılanır. Ancak hamilelik sırasında çok daha yüksek miktarlarda üretim gerçekleşir.
 
Östrojen tek bir hormon değildir. Oysa östrojen adlandırması, aslında birlikte çalışan bir grup farklı hormonun oluşturduğu bir komplekstir. Bu kompleksin üç temel bileşeni şunlardır: estron (E1), estradiol (E2) ve estriol (E3). Bunlara ek olarak, kadın vücudunda üretilen ve varlığı tespit edilmiş en az 24 farklı östrojen türü daha bulunmaktadır; üstelik keşfedilmeyi bekleyen daha fazlası da olabilir.
 
PROGESTERON
 
Adından da anlaşılacağı üzere progesteron, gebeliği destekleyen (pro-gestasyon) bir hormondur. Başka bir deyişle, fetüsün büyümesini ve sağlıklı gelişimini destekler. Dolayısıyla, yeterli miktarda progesteron olmadan başarılı bir gebelik gerçekleşemez. 
 
Progesteronun üstlendiği rollerden biri, daha önce de belirtildiği gibi, adet döngüsünün ikinci yarısında yeni bir yumurtlamanın gerçekleşmesini önlemektir. Bu evre, döllenmeye hazır bir yumurtanın salındığı dönemdir.
 
Ayrıca progesterondöllenme gerçekleştikten sonra spermin rahme geçişini engelleyen koyu kıvamlı bir mukus salgılamasına neden olur.
Vücudun sağlıklı işleyişi için bu iki hormonun iyi bir denge içinde olması gerektiği açıktır.
 
Progesteron, kaynağı kolesterol olan pregnenolon adlı başka bir hormondan üretilir. Kolesterolün sağlığımız için tamamen zararlı olduğu yönündeki yanlış kanının aksine, hormonal sistemin düzgün çalışması açısından yeterli miktarda iyi yağ ve kolesterol almak önemlidir.
 
 Progesteron üretimi çeşitli bezlerde gerçekleşir. Kadınlarda bu hormon öncelikle yumurtlamadan hemen önce yumurtalıklarda üretilir ve yumurtlamanın ardından hızla artış gösterir. Ayrıca her iki cinsiyette böbrek üstü bezlerinde ve erkeklerde testislerde de üretilir. Kadınlarda progesteron seviyesi en yüksek düzeye luteal fazda yani yumurtlamadan sonra (özellikle adet döngüsünün 19-22. günleri arasında) ulaşır.
Yumurtlamadan sonra döllenme gerçekleşmezse progesteron salgısı azalır ve normal koşullarda 12 ila 14 gün sonra adet kanaması meydana başlar. 
Döllenme gerçekleşirse, plasenta tarafından salgılanması sayesinde gebelik süresince progesteron seviyesi büyük ölçüde artar. Yükselen progesteron , düşükleri önleme ve gebeliği koruma işlevi görür.
 
Kadının aylık döngüsü sırasında günde yaklaşık 20-25 mg progesteron üretilir. Gebelik döneminde ise bu miktar günde 300-400 mg'a kadar çıkabilir. Bu durum, gebelik sürecinde progesteronun ne denli önemli olduğunun bir kanıtıdır.
 
VAZOMOTOR SENDROM - SICAK  BASMASI
 
Vazomotor semptomlar (VMS), menopoz geçişi sırasında en sık görülen belirtiler arasındadır. VMS; sıcak basması ve gece terlemesi şikayetlerini ifade eder. Menopozdaki kadını en çok rahatsız eden ve en sık görülen şikayetdir. Uykusuzluk yaratır. Gece terlemeleri ve kıyafet değiştirme zorunda kalabilir. Sıcak basması esnasında hafif tansiyon yükselmeleri gözlenebilir.
 
Sıcak basmaları genelde 1-2 yıl içerisinde geçer fakat %1-2 hastada ömür boyu da devam edebilir.
 
Bu belirtiler yaygın olarak bildirilir fakat , sıcak basması görülme sıklığı dünyanın farklı bölgelerinde değişiklik göstermektedir. Söz konusu farklılıkların biyolojik çeşitlilikten mi, kültürel etkilerden mi, belirtilerin değerlendirilme biçimlerindeki farklılıklardan mı kaynaklandığı net değildir. 
Bir çalışmada görülme sıklığı, Afrika'da yaklaşık %54 ile Amerika ve Avrupa bölgesinde %74 arasında değişmektedir. Bununla birlikte, aynı bölge içinde dahi çalışmalar arasında önemli farklılıklar gözlemlenmiştir. Bu durum, menopoz belirtilerinin yalnızca hormonal değişikliklerden değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve bireysel faktörlerden de etkilendiğini göstermektedir. Genel olarak bu bulgular, VMS'nin dünya genelinde yaygın olduğunu ortaya koymakta ve menopoz tedavilerinin erişilebilir olmasının önemini vurgulamaktadır.
 
 
ERKEN MENOPOZ,PRIMER OVARIANYETMEZLIK, PRIMER OVER YETMEZLIĞI 
 
Bizler için önemli olan bir hasta grubu vardır ki; o da erken menopoz hastalarıdır. Eğer hastada menopoz 40 yaşından önce gelişiyorsa buna erken menopoz,primer ovarianyetmezlik, primer over yetmezliği diyoruz.Bu durumda hiçbir belirti olmasa bile kemik, kalp ve beyin sağlığını korumak adına erken dönemde menopoz hormonlarının başlanması çok önemlidir. FSH değeri 40 yaşından önce 40 mIU/mL üzerine çıkar. Osteoporoz çok daha hızlı gelişir. Kardiyovasküler riskleri daha yüksek olabilir.
 
MENOPOZDATESTESTERON KULLANIMI 
 
Testesteron kadınlarda yaşla birlikte doğal olarak azalır.Erkeklerde bulunan bir hormon olduğu düşünülür fakat çok düşük seviyede kadınlarda da mevcuttur. Cinsel istek azlığı tedavisinde risk olmayan hastada uzman kontrolünde çok düşük dozlarda reçete edilebilir. 
 
Testosteron tedavisi, özellikle hipoaktif cinsel istek bozukluğu (HSDD) olmak üzere, kadınlarda cinsel işlev bozukluğunun (FSD) tedavisinde giderek daha fazla kullanılmaktadır. Kanıtlar ve kılavuzlar menopoz sonrası kadınlarda kullanımını desteklerken, menopoz öncesi hastalardaki rolü net değildir.
 
Transdermal ve vajinal testosteron tedavileri, libidoda, cinsel hazda iyileşme ile ilişkilendirilmiştir. Ancak uzun vadeli güvenlik verileri bilinmemektedir.
 
MENOPOZ TEDAVISINE NE ZAMAN BAŞLANMALI VE NE ZAMAN KESILMELI?
 
Menopoz tedavisine erken başlamak önemlidir.Erken menepoz tanısı alan kadınların vakit kaybetmeden tedaviye başlaması ve en azından ülkemiz ortalama menopoz yaşına kadar devam edilmesi önerilir. Türkiye’deki ortalama menopoz yaşı 46-47 yaş civarıdır.
 
 60 YAŞ ÜSTÜ MENOPOZ TEDAVISI IÇIN DIKKAT 
 
60 yaş ve üzerine kadınlarda menopozal hormonlar ile tedaviye ilk kez başlayacak olmak bazı riskleri arttırabilir.Pıhtı ve felç riskini arttırabileceğine dair veriler vardır. 
Ancak bu yaş grubunda eğer  vajinal kuruluk varsa bu şikayet için östrojen  başlamak zorunludur. Bunun için bölgesel östrojen kremleri güvenle kullanılabilir. 
Yine osteoporoz ile mücadele ediliyorsa ve de osteoporoz ilaçları yeterli değilse 60 yaş üstü hastaya da menopozal hormon tedavisi başlanabilir.
 
MENOPOZ TEDAVISI NE KADAR SÜRE VERILMELIDIR ?
 
Menopoz tedavisi için süre sınırı uygulanmamalıdır. Sıcak basmalarının devamı, derin osteoporoz, genitoüriner sendrom, cinsel ilişkiye girme zorlukları, atrofik vajinit durumunda devam etmek düşünülebilir.Tedavinin süresi doktor kontrolünde ve kişiye özel yarar risk değerlendirilmesi ile beraber alınmalıdır.
 
HORMONAL OLMAYAN DIĞER SEÇENEKLER NELERDIR ?
 
Hormon tedavisi kullanamayan fakat menopozla ilgili problem yaşayan kadınlarda bazı etkili seçeneklerde vardır.
 
Konuşma terapileri:Bilişsel davranış terapisi ve hipnoterapi gibi yöntemler semptomların gerilemesinde fayda sağlayabilir.
Hormonal olmayan menopoz ilaçları:Doktor önerisi ile sıcak basmalarını azaltmaya yardımcı olan bazı tıbbi alternatifler vardır. Örneğin NK ( naturan killer) reseptör antagonistleri tercih edilebilir. Bunlar vazomotor semptomların rahatlamasında yan etkisi az, son yıllarda çıkan sıcak basması ilaçlarındandır. 
 
NK (NATURAN KILLER) RESEPTÖR ANTAGONISTLERI
 
Menopoz; sıklıkla uykuyu kalitesini azaltan, günlük yaşam ile iş hayatını etkileyen sıcak basması ve gece terlemesi gibi vazomotor semptomlara (VMS) yol açabilir. Fezolinetantın, orta ila şiddetli düzeyde VMS sıcak basması flashing yaşayan kadınlarda uyku kalitesini ve iş verimliliğini artırmaya yardımcı olup olamayacağı araştırıldı. Araştırmacılar, kadınların 1 yıla kadar fezolinetant (30 mg veya 45 mg) alan kadınları analiz etti. Araştırmada uyku kalitesi, vazomotor şikayetler sıklığı ve şiddeti, ruh hali ve iş verimliliği değerlendirildi. 12 haftanın sonunda, başlangıçtaki fezolinetant kullanan kadınlar daha iyi bir uyku deneyimi ve uykusuzluğa bağlı daha az sorun bildirdi. Bu hastaların uyku sorunları ne düzeyde olursa olsun fayda gördüler. Bu iyileşmeler bir yıl boyunca devam etti. VMS'deki iyileşmeler, kadınların iş verimliliğini de arttırdı. Uyku kalitesindeki iyileşmeler de artan verimlilikle bağlantılıydı. Özetle fezolinetant; sıcak basması ve gece terlemelerini azalttı, uyku kalitesini iyileştirdi ve kadınların iş yeri verimliliğiniarttırdı.  Bu durum önemlidir; çünkü daha iyi uyku ve şikayet kontrolü, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir ve  hormonal olmayan seçenekler sunulabilir.
 
 
NEDEN DÜZENLI SAĞLIK KONTROLÜ YAPILMALIDIR ?
 
Düzenli menopoz kontrolleri sayesinde riskler daha az olur. Rutin menopoz kontrolleri menopoz tedavisi yan etkilerini daha erken tespit edebilir.Bunun yanında menopoz tedavisi ile ilişkisi olmayan pek çok duruma rastlantısal olarak teşhis koyabilir.
 
Bu tür menopoz tedavilerinde rahim iç duvarının kalınlaşması gibi bir risk olabilir, yapılacak rutin ultrason kontrolleri ile rahim iç duvarının kalınlaşması kontrol edilebilir.
Menopozda mammografi kontrolleri de bizler için önemlidir.Bazen mammografi güvenliği az olur ve bilateral meme ultrasonu ile desteklemek gerekir. Meme kanserigelişen kadınlarda hormon tedavisinin bir an evvel kesilmesi gerekli olur.
 
Kemik erimesi takiplerini de menopoz hastalarında yapmak gerekir. Kemik mineral dansitometri ile femur başı ve lomber vertebra omurga kemik erimesine bakılır. Kemik erimesi T skor dediğimiz 30 yaş ortalamaya göre karşılaştırılır.
 
Kemik erimesi (osteoporoz), menopoz tedavisine rağmen derinleşiyorsabaşka hormon testleri de gerekir. Kemik erimesi osteoporoz yapan bazı başka hastalıklar da vardır. Troid hastalıkları ( guatr) , diabet, paratroid hastalıkları, adrenal böbrek üstü bezi hastalıkları, kronik hastalıklar, bazı ilaçların kronik kullanımı da kemik erimesi yapar.Kemik deposu iyi olmayan kadınlarda kemik erimesi beklenenden fazla olabilir. 
Kemik erimesi fazlaysa ve menopoz tedavisi ile iyileştirilemiyorsa halen derin osteoporoz varsa, kemik erime karşıtı tedaviler osteoporoz tedavileri de menopoz hormonlarına eklenebilir.
 
 
MENOPOZDA MEME KANSERİ- MEME KANSERİ KİMLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜR?
 
-Erken adet başlangıcı veya geç menopoz
 
Menarş, bir kadının ilk adetini gördüğü yaştır. Olağandışı erken adet başlangıcı veya aşırı geç menopoz, kadınlarda meme kanseri riskini artırıyor gibi görünmektedir. Bunun muhtemel nedeni, kadının yaşamı boyunca östrojene maruz kalma süresini artırmasıdır.
 

-Kalıtım genetik faktörler

 
Yapılan pek çok araştırma ve tartışmanın ardından varılan ortak kanı, tüm meme kanserlerinin yaklaşık %10'unun nesilden nesile aktarılan genetik faktörlere bağlanabileceğidir. Mevcut DNA test araçları sayesinde, bu kansere yönelik genetik yatkınlık artık memede herhangi bir kitle tespit edilmeden önce belirlenebilmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genlerinin olduğu kişilerde artmış meme kanseri riski vardır. Memede kitlenin fark edildiği anda, aslında tümörün yıllardır gelişmekte olduğu bilinmektedir.Bazı hastalarda kanser öncesi evrede memenin cerrahi yolla alınması(veya profilaktik mastektomi) değerlendirilebilir. Meme kanseri genini taşıyan kişiler, hastalığa yakalanma konusunda %80 den daha yüksek riske sahiptir.
 

-Gebelik

24 yaşından önce doğum yapan kadınlarda meme kanseri riski, 30 yaşından sonra doğum yapan kadınlara kıyasla beş kat daha düşüktür. Bunun, gebelik ve emzirme döneminde vücutlarındaki yüksek progesteron seviyesinin sağladığı koruyucu bir etki olduğu düşünülmektedir. Ancak düşükler ve kürtajlar aynı korumayı sağlamaz ve hatta meme kanseri riskini artırabilir. 
 

-Yumurtalıkların alınması

Yumurtalıkları 40 yaşından önce alınan kadınlarda meme kanseri riski daha düşüktür. Bu durum muhtemelen vücutlarındaki östrojen seviyesinin azalmasından kaynaklanmaktadır; çünkü temel bir östrojen kaynağı ortadan kalkmış olur. Bununla birlikte, östradiolün (bir tür östrojen)faydaları da vardır. Yumurtalıkları erken alınan kadınlar ileriki yaşamlarında kalp hastalığı, artrit ve osteoporoz riskiyle daha fazla karşı karşıya kalabilirler. 
 

-Oral kontraseptifler (Doğum Kontrol Hapları)

 20 yaşın üzerinde olup 10 yıldan uzun süredir doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda meme kanseri riski sadece  az miktarda artış göstermektedir.
 

-Hormon Replasman Tedavisi (HRT)

1960'lardan beri uygulanan sentetik hormon replasman tedavisinin meme kanserinde güçlü bir neden teşkil ettiğine dair çok az şüphe vardır. Kanser genellikle kadın menopozal hormon tedavisine başladıktan1-3 yıl sonra tespit edilmektedir. Hormon tedavisi verilen hastalarda genelde yıllık mammografi çekilmesi önerilmektedir. Bu sayede pek çok rastlantısal meme kanseri de daha erken yakalanmaktadır.
 

-Obezite

Fazla kilolu olmanın,  "östrojen baskınlığı" ile ilişkisi vardır. Menopoz sonrası meme kanseri vakalarının %16'ya varan bir kısmı obeziteye bağlanmaktadır. 
Menopoz öncesi yetişkinlik yıllarında sağlanan kalıcı kilo kaybı, meme kanseri riskini %20 oranında azaltmaktadır. 
 

-Alkol Tüketimi

Günde birden fazla içki tüketen kişilerde de risk daha yüksektir.Uzun süreli alkol kullanımı, bu maddeyi vücuttan uzaklaştırma konusunda karaciğere büyük bir yük bindirir. Bunun sonucunda vücutta artan östrojen metabolitlerinin  meme kanserine katkıda bulunan bir faktör olduğu düşünülmektedir.
 

-İnsülin Direnci

Bir kişide insülin direnci gelişmesinin başlıca nedenleri, egzersiz eksikliği ve aşırı miktarda yüksek şekerli gıda tüketimidir. Obeziteye bağlı sorunlar, genellikle insülinin kandaki şeker üzerinde etkisini yitirmesine yol açar. Aynı zamanda, vücuttaki aşırı insülin, yumurtalıkları androjen üretmeye de teşvik eder. İnsülin direncinin menopozla aynı döneme denk gelmesi durumu daha da kötüleştirir; çünkü insülin direnci, östrojen seviyesinin sürekli yükselmesine katkıda bulunur.
 

-PKOS (Polikistik over sendromu)

Bu sendrom, kadının vücudunda aşırı östrojen birikimine yol açan bir olaylar zinciridir. Bu etkenler yumurtalıklarda kist oluşumuna neden olurken, aynı zamanda hastada yumurtlama süreci de durur. Sonuç olarak, PKOS hastalarında yumurtalıklarda kistler meydana gelir. PKOS ile ilişkili yüksek östrojen seviyesi ve insülin direnci, meme kanseri açısından önemli bir risk faktörüdür.
 

-Melatonin

Doğanın uyku ilacı işlevini gören bu hormon, aynı zamanda kadınlardaki hormonal döngüyü de düzenler. Yüksek melatonin seviyesi, yumurtalıklarda östrojen üretimini azaltıp progesteron üretimini artırır. Düşük melatonin seviyeleri artan meme kanseri riskiyle ilişkilendirilmiştir. Örneğin, uçuş görevlilerinde sıklıkla düşük melatonin seviyeleri görülür. Bu gruptaki kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, diğer meslek gruplarındaki kadınlara kıyasla iki kat daha fazladır. Bir diğer kanıt ise, görme engelli bireylerde bu hastalığın görülme sıklığının çok daha düşük olmasıdır. Melatonin üretimi, tam karanlıkta ve uyku sırasında artış gösterir. Veriler, görme engelli bireylerin melatonin seviyelerinin, görebilen bireylere kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
Uçuş görevlilerinde ise, özellikle uzun mesafeli uçuşlardan kaynaklanan sık uyku düzeni ve vücut saati (sirkadiyen ritim) bozulmaları nedeniyle melatonin seviyeleri genellikle daha düşüktür.
 

-Hipotiroidizm

Bir kadının tiroid sistemi düzgün çalışmadığında, bu durum onu meme kanserine yatkın hale getirebilir. Tiroid hormonu baskılandığında, buna eşlik eden bir şekilde seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) seviyeleri de düşer. SHBG normalde östradiole sıkıca bağlanarak onun hücrelere girmesiniengelleme işlevi görür. Kadınlarda hipotiroidizm en sık perimenopozal dönemde görülür. 
 
-Ksenöstrojen (Xenoestrogens, Xenoöstrojenler)
Meme kanserinde çevresel östrojen benzeri bileşiklerin kanserojen olduğundan şüphe yoktur. Bu ksenöstrojenler yumurtalıklara zarar verebilir ve hormonal dengesizliği daha da kötüleştirebilir. Ayrıca bağışıklık sistemini baskılayarak kanser hücrelerinin vücuttan atılmasını engellerler. 
 
-Çevresel Kirleticiler
Op.Dr.Güray Ünlü Güncelleme Tarihi: Pzt, 09/21/2026 - 16:33