hamilelikte beslenme

Toplam 4 konu/makale/uzmanlık bulundu.

Gebelik

GEBELİĞİN ERKEN  BELİRTİLERİ NELERDİR ?

  • adet kanamalarının kesilmesi,lekelenme tarzında kanama veya  adet kanamalarının az olması
  • kusmanın eşlik ettiği veya etmediği bulantı
  • sık idrara çıkma
  • yorgunluk
  • bebek hareketlerinin hissedilmesi (gaz hareketleri gibi hafif de olsa) 
  • memede şişlikler
  • vajen ve dış genital organlarda renkte koyulaşma
  • genel cilt renginde koyulaşma,sivilcelenme,hafif kıllanma
  • kadının kendini psikolojik olarak gebe hissetmesi 
Bu durumlarda hiç olmazsa idrarda gebelik testi yaptırmanız ya da bize gelip, bu müjdeyi bizim vermemizi sağlamanız gerekiyor… 

GEBELİKTE BESLENME

Anne iyi ve doğru beslenmezse ölü doğum, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum gibi tehlikelerle karşılaşabilir. Kendisinde ise kansızlık, tansiyon problemleri, vücutta su tutulması, yorgunluk, diş kayıpları ve kemik problemleri olabilir.

GEBELİKTE  YETERLİ BESLENME NASIL OLMALI ?

Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması, gebelikte kilo alımının  10-12 kg olması demektir. Bu artışı sağlayabilmek için ek olarak günlük 20 gr. Protein, 15-20mg. Demir, 500mg. Kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji artışı gereklidir.
Doğru beslenme için besin çeşitliliğini arttırmak gerekir.
Besin grupları  içerisindeki  gıdalardan  biriniyemiyorsanız , bir diğerini tüketerek  de doğru beslenebilirsiniz.
ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİL GRUBU: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir.Gebelikte protein ihtiyacı  ve gebelikte demir ihtiyacını  karşılarlar.
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.Gebelikte kalsiyum alımı önemlidir.
SEBZE VE MEYVELER : Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlarlar.
TAHILLAR: Enerji ve B gurubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.
YAĞLAR VE ŞEKERLER : Sadece enerji içerirler. Enerji gereksinimine yardımcı olurlar. 

GEBELİKTE GEREKLİ BESİNLER VE ÖLÇÜLERİ

Besin Miktarı
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ
2 Su Bardağı süt veya yoğurt 1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
ET ,YUMURTA ,KURUBAKLAGİLLER
1 Yumurta 
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gr.) 
1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gr)
TAZE SEBZE VE MEYVELER
2 Porsiyon pişmiş taze sebze 
3 porsiyon çiğ taze sebze 
2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu
TAHILLAR
6-8 İnce dilim ekmek 
1 porsiyon pilav veya makarna 
1 porsiyon çorba
YAĞLAR
3-4 Silme yemek kaşığı sıvı yağ
ŞEKERLER
1-2 Tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez

GEBELİKTE BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK KONULAR

Yaş, boy ve hareketliliğinize  göre uygun kiloda gebeliğe başlamak gereklidir. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak bu süreçte doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak, ilk üç ayda kalori eklemesi yapmamak gerekir. Yüksek kalorili yiyeceklerden fazla almasına engelleyerek , gebelik için gerekli besin ögelerini aldırmak esastır.
Yaşı küçük gebelerde veya  çok hareketli gebelerde ise alınması gereken kilonun sağlanması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanması sağlanmalıdır.
Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir. İlk üç ayda 0,5-2 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur. Çok zayıf gebelerde, dengesiz ve yetersiz beslenen gebelerde  düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum  görülebilir. Çok kilolu hamilelerde hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi problemler görülebilir. Bu nedenle anne adaylarının gebelik öncesi kontrolleri yapılması, gebe kaldıktan sonra her ay hamilelikte kilo alımının izlenmesi gerekmektedir.
Çay, kahve gibi içeceklerin yemekle birlikte tüketimini azaltıp, yerine ayran, süt, meyve sularını tercih ediniz. 
Sebze ,meyve, kurubaklagilleri iyi yıkadıktan sonra  yemelisiniz.Sebzelerin,makarnanın haşlama sularını dökmeyip , suyunu çektirerek az suyla pişirmek  ya da sularını çorbalarda kullanmak iyi olur. 
Sigara,alkol kullanmamak , sigara dumanına maruz kalmamak gereklidir. 
Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır. Tansiyon yüksekliklerinde yemekleri az tuzlu pişirmelisiniz. 
Hamilelikte hazır yiyeceklerden kaçınıp doğal besinler tüketmelisiniz. Hazır meyve suları , içecekler, hazır çorbalar yememelisiniz.Mevsimine göre sebze ve meyveler tüketmelisiniz. 
Et, balık, tavuk, kurubaklagil tüketimini birer gün ara ile yaparak bıkkınlık yaratmadan doğru beslenmelisiniz. 
Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Peynir yerine çökelek tüketebilisiniz. 
Yağda kızarmış hamur tatlılar ve unlu tatlılar yerine, meyve ve sütlü tatlıları tercih ediniz.

HAMİLELİKTE DİET LİSTESİ

Gebelikte diet listesine örnek olarak aşağıdaki liste verilebilir.
SABAH:
  • 1 bardak süt, 
  • 1 yumurta, 
  • 1 dilim peynir, 
  • 1 orta dilim ekmek, 
  • 1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu v.b
ÖĞLEDEN ÖNCE :
  • 1 meyve + 1 bardak ayran + 1 ince dilim ekmek
ÖĞLE:
  • 1 Porsiyon etli kurubaklagil yemeği 
  • 1 porsiyon pilav veya makarna 
  • 1 bardak ayran 
  • 1 porsiyon salata 
  • 1 orta dilim ekmek ,1 adet meyve
İKİNDİN:
  • 1 dilim ekmek+ 1 dilim peynir + domates , salatalık + 1meyve
AKŞAM:
  • 1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli) 
  • 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği 
  • 1 bardak ayran, 
  • 1 porsiyon salata , 1orta dilim ekmek
GECE:
1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı + 1 porsiyon meyve
Kahvaltıda veya ara öğünlerde 5 zeytin, 1tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketilebilir. 
1 porsiyon meyve : 1orta boy elma, portakal veya küçük bir salkım üzüm, ince bir dilim karpuz veya kavun, yarım muz veya greyfrut olabilir.
DİPNOT: Yedikleriniz bebeğinizin sağlığını direkt olarak etkileyebilecek güçtedir.Gebelik öncesi evrelerden itibaren beslenmenize dikkat etmelisiniz.
 

GEBELİK BULANTILARI

Şikayetler günde 6 saatten fazla oluyorsa ve günde 5 kezden fazla kusma oluyorsa  hamilelikte  şiddetli bulantı kusmadan bahsedilir. Gebelikten önce vitamin kullanımı durumunda, bulantıların daha az olduğu görülmüştür.

GEBELİKTE BULANTI NE ZAMAN BAŞLAR, GEBELİKTE BULANTI NE ZAMAN BİTER ?

Hamilelik  bulantıları genelde sabahın erken saatlerinde başlar ve kimi zaman gün içinde de devam eder.Genelde son adet tarihinden 6 hafta sonra görülmeye başlar.Bu sıkıntı veren belirti, yaklaşık 6-12 hafta devam eder.Nadiren adet gecikmesi olur olmaz da bulantının başladığı görülür.

HAMİLELİKTE BULANTI HANGİ DURUMLARDA DAHA ÇOK OLUR ? HAMİLELİKTE BULANTI NEDENLERİ NELERDİR ?

Bu belirtiyi ortaya çıkaran neden tam olarak bilinmemektedir.Kişinin geçmişte menier hastalığı gibi bulantılı hastalıklarının olması, taşıt tutmalarının çok gözlenmiş olması bulantının çok olacağını gösterebilir.Bebeğin proteinlerine annenin aşırı tepki göstermesi ya da annenin yapısal olarak bulantı merkezlerinin çok aktif olması düşünülebilir.
İkiz gebeliklerde daha çok olur.

DİĞER GEBELİKTEKİ BULANTI NEDENLERİ NELERDİR ?

Her zaman için bulantının tek nedeninin gebelik olduğu düşünülmemelidir. Troid hastalıkları, idrar yolu enfeksiyonları,böbrek taşları, gastrointestinal hastalıklar, safra kesesi hastalıkları şikayetleri arttırabilir.
Mide ülserinin mikrobu olarak bilinen hemophılus pylori nin de etken olduğu düşünülür.

HAMİLELİKTEKİ BULANTIDA NELER YAPILMALIDIR ?

Midenin boş kalmaması için sık ve az yiyecek yenmelidir. Bulantıları arttıran  kokular ve yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
Bulantıyı tetikleyen nedenlerden uzak kalmaya ,bulantıların hafiflediği anlarda  başka yiyecekler tüketmeyi denemeye çalışmalısınız.
Çok yağlı yiyecekler, fazla sulu yemekler, ağır kokulu baharatlar, lahana, karnıbahar, et, kavrulmuş soğan kokuları, gebelik bulantı ve kusmasını  tetikler. Zaten hassas olan gebeyi pişerken kokusu ile uyaran yiyecekler ya başka yerde pişirilmeli, ya da bunların yerine uygun yiyecekler  kullanılmalıdır. Örneğin et yerine balık, tavuk, hindi eti tüketilebilir.
Limon ,yoğurt eklemek yemeklerin yenmesini kolaylaştırır.Limon hem C vitamini olarak hem de rahatlatıcı olarak kullanılabilir.
Genelde hamilelikte sabah bulantıları çok olur.Sabahları yataktan kalkınca başlayan bulantılarda bir dilim peynir, bir iki grisini, tuzlu hafif pastalar kullanılabilir.
Sıvı yiyecekleri az tüketmeye ve yemek sonrası bir süre dinlenmeye özen gösterilirse problemler azalabilir. Az ve sık beslenmek  yararlıdır.
Kuru ve yumuşak gıdalar, proteinden zengin gıdalar tercih edilebilir.
Proteinden zengin gıdaların bulantıları kesmekte yağ ve nişastalı besinlere göre daha etkili olduğu bilinir.
Baharatlı,yağlı ve asitli gıdalardan uzak durulmalıdır.
Tedavide hastaneye yatış gerekli olabilir.Gebelik bulantılarında serum tedavileriyle ve bazı zarar vermeyen ilaçlarla gebe desteklenebilir.

HAMİLELİKTEKİ BULANTILARDA PSİKOLOJİK DESTEK YAPILMALI MI?

Bulantıların ikinci ve daha sonraki gebeliklerde daha az olduğu bilinir.Anne ikinci gebelikte daha meşguldür,gebeliği bir kez tatmış ve kendinden daha emindir, ilk gebeliğe nazaran daha az gergindir.Dolayısıyla  hamilelik bulantılarında psikolojik nedenlerinde etkili olabileceği bilinir.Hastaya işlerinde biraz destek olmak, moral vermek, gebenin bulunduğu ortamdan çıkarak eş dost sohbetlerine katılması iyi olur.
DİPNOT: Her gebeliğinizde muhakkak bulantı beklentisi içinde olmayın.Mümkün olduğunca gebeliği unutmaya çalışarak günlük hayatınıza devam edin. Hakikaten bulantılar kimi zaman yıpratıcı olabiliyor.Kendinize eziyet etmenizin gereği yok, bu konuda kullanılan güzel ilaçlarımız var.Hastaneye yatış 2-3 günlüğüne de olsa iyi olabilir. Özellikle ilk gebeliğinizse hastaneye yatış fikrine sıcak bakmayabilirsiniz, ama genelde tedaviyle,  ilk günde bile solan renginiz düzeliverir, çekinmeyin.

GEBELİKTE SIK İDRARA ÇIKMA HAMİLELER NEDEN SIK İDRARA ÇIKAR ?

Büyüyen rahmin  mesaneye basınç uygulaması   sık idrara çıkma yapar.Gebelik ilerledikçe rahimin yukarılara çıkmasıyla sık idrara çıkma belirtileri azalabilir.Gebeliğin sonlarına doğru bebeğin mesaneye bası oluşturarak hacmini daraltması nedeniyle tekrar sık idrara çıkma artar.
Gebeler daha çok su içer ve tabii ki idrar çıkımı da çok olur.Mesane kanlanması  gebelikte rahim kanlanmasının artışıyla daha çok artar  ve bu durum mesanede doluluk hissi yaratır. Hormonal etkilerle mesane daha  gevşektir ve işeme sonrası mesanede idrar kalması daha çok artar.

TEDAVİ EDİLMESİ GEREKEN NEDENLER NELERDİR ?

Gebelerin akıntıları ve enfeksiyonları daha çok olur.Doğal vajinal akıntılar her gebede olabilir fakat bunları diğer enfeksiyonlu akıntılardan ayırmak gerekir.Akıntıların azaltılması idrar yolu enfeksiyonu açısından işe yarayabilir.
İdrar kültürleri idrar yolu enfeksiyonlarının tanısı  açısından  faydalı olabilir.
Bazen bebeğin basısı ile hamilelikte böbreklerde genişleme ( gebelerde  hidronefroz )olur.Bu durum eğer hafif düzeydeyse önemli olmayabilir.Fakat ileri düzeylerinde üreterlere stent takılması gerekebilir.Sık idrara çıkmak bu tür bir durumun habercisi olabilir.
İdrarda kötü koku , idrarda yanma olursa ve böbrekte genişleme olması durumunda aralıklı olarak şikayet olmasa da idrar kültürü yaptırmakta fayda olur.
DİPNOT: Her ne kadar çok idrara çıksanız da bol su içmeye devam edin.Su içtikçe kendinizi daha zinde hissedeceksiniz.

GEBELİKTE GRİPAL ENFEKSİYONLAR GEBELİKTE GRİP NASIL SEYREDER ?

Gebelikte savunma sistemi baskılıdır. Bu nedenle gebelikteki  enfeksiyonlar, gebe olmayan hanımlara göre daha ağır geçirilir.Dolayısıyla her enfeksiyon ağır geçirilebildiği gibi gripal enfeksiyonlar da uzun ve şiddetli olabilir.
Özellikle kalp hastalığı,şeker hastalığı,kronik akciğer hastalığı ve bağışıklık sistemi bozukluğu olan hastaların enfeksiyonu ağır geçirme ihtimali vardır.

GRİP HAMİLELİĞİ ETKİLER Mİ  ?

Virusun plasenta yoluyla geçebildiği bilinir fakat bu oran çok nadirdir.
Her grip epidemisinde ölü doğum,erken doğum ve anomali oranında hafif artış gözlenir.Fakat  gribin etkileri tam olarak araştırılmış ve ispatlanmış değildir. Virusun sakatlık yapabildiğine dair kesin veriler yoktur.

HAMİLELİKTE GRİP AŞISI YAPILABİLİR Mİ ?

Grip aşıları canlı aşılar değildir.Gebelikte grip aşısı  yapılabilir ve zararı yoktur.
DİPNOT: Grip ve diğer hastalık salgınlarında hasta kişilerle karşılaşmamaya çalışın.Canlı olmayan her aşıyı gebelik esnasında yaptırabilirsiniz.Grip aşısını da gebe kalmadan önce ya da sonra yaptırabilirsiniz.

GEBELİKTE KIZAMIKÇIK ENFEKSİYONU

Yaygın aşılama nedeniyle gebelikte  enfeksiyon geçirmeye aday kadın sayısı % 2-5 arasındadır.Çoğu gebede koruyucu antikorlar geçmişte gelişmiştir. Bazen enfeksiyon hiç bulgu vermeden de gelişebilir.
Kızamıkçık enfeksiyonunun bebeğe geçiş oranları

VİRUSUN BEBEĞE GEÇİŞİ

  • - İlk 3 ayda %90 oranında rubellanın bebeğe geçişi olur.
  • -13-16 gebelik haftasında % 50 hamilede kızamıkçık bebeğe geçer.
  • -16-36. gebelik haftası  arasında geçiş azalır.
  • -Doğuma doğru % 90 kızamıkçık bulaştırma oranına  tekrar çıkar.
İlk 3 ayda enfekte olan bebeklerin % 20 si düşükle sonuçlanır.Devam eden gebeliklerin %70-85 ınde yaygın tutulum ve ağır hasar gözlenir.

GEBELİKTEN ÖNCE RUBELLA GEÇİRİLİRSE NE OLUR?

Son adet tarihinden önce ve son adet tarihinden 10 gün sonraya kadar geçirilen enfeksiyonlarda bulaşma olmaz.

KIZAMIKÇIKTA  BEBEĞE ETKİLER NELER OLABİLİR ?

Klasik belirtiler bebekte katarakt, kalp anomalileri ve sağırlıktır. Kalp ve göz problemleri ilk 8 haftada geçirenlerde daha sıktır. Gebeliğin ilk 12 haftasında kızamıkçık enfeksiyonu  geçiren hamilelerde   gebeliğin sonlandırılması zorunludur.12-16 hafta arasında prenatal tanı yöntemlerine ihtiyaç vardır.

Gebelikte kızamıkçıklı kişi  ile karşılaşanlara ne yapmalı?

Döküntüleri olan gebelere hemen test yapmak gerekir.
Kızamıkçık ile karşılaşan gebeye aşılanma öyküsüne bakılmadan hemen serolojik testler yapılmalıdır.Koruyuculuğun olmadığı kişilerde 4 hafta boyunca her hafta testler tekrarlanmalıdır.
DİPNOT: Özellikle risk grubundaysanız  yani toplu yerlerde çalışıyorsanız, sağlıkçıysanız, okul döneminde olan çocuğunuz varsa, öğretmenseniz  gebe kalmadan önce kızamıkçık geçirip geçirmediğinize baktırmanız ve mümkünse aşı yaptırmanız gerekmekte , ihmal etmeyin.

GEBELİKTE TOKSOPLAZMA

Toksoplazma enfeksiyonu sağlıklı kişilerde sorun yaratmaz, çoğunlukla belirti vermeden yaşanır ve tedavi gerektirmez.Ancak iki hasta grubunda sorun yaratır. Savunma sistemi bozuklukları ve gebeler…
Bulaşma ağız yoluyla olur. Az pişmiş etlerdeki kistler veya iyi yıkanmamış sebzelerdeki yumurtalarla geçer. Eğer tedavi edilmezse plasentaya yerleşir ve enfeksiyon kaynağı olarak gebeliğin sonuna kadar devam eder.
Enfeksiyonun bulaşma riski   gebelik haftası ilerledikçe artar. Fakat eğer erken gebelik haftalarında bulaşırsa oluşan hasar daha çok olur. Enfeksiyon yaşayan fetüsde düşük , anne karnında ölüm, göz, kalp ve beyinde ciddi hasarlar oluşabilir.Enfeksiyon annenin enfeksiyonundan 4-8 hafta sonra plasentaya geçer.Bebekte enfeksiyonu engellemek için bu süre zarfında tedaviye başlanmalı ve tedavi gebelik boyunca devam etmelidir.
Gebelikten önce yaşanan enfeksiyon fetüs açısından risk taşımaz.
DİPNOT: Daha çok bu hastalık yüzünden çiğ köfte,tam yıkanmamış yeşilliklerden yapılan salatalar gibi besinlere dikkat edilmesini istiyoruz.

GEBELİKTE SARILIK

Yeni geçirilen  enfeksiyonun yaklaşık %60-70 i belirti vermez, bazen gripal enfeksiyon gibi atlatılır. Hepatit B geçirenlerin % 10 unda enfeksiyon taşıyıcı hale gelir, yaklaşık % 90 hasta kendiliğinden iyileşir ve taşıyıcı olmaz.Savunma sisteminin rolü çok önemlidir.

GEBELİKTE HEPATİT GEÇİRİNCE NE OLUR ?

Hamilelilte hepatit  ilk kez   geçiriliyorsa bulaşıcılık fazla olabilir.
Anne enfeksiyonu ilk 3 ayda geçirirse bebeğe enfeksiyon geçişi olmaz. İkinci 3 ayda geçirirse % 7-25, son aylarda geçirirse % 60-80 düzeyinde geçiş olur. Gebelikte geçirilen akut hepatit B enfeksiyonu anomali riskini, anne karnında ölüm, düşük ve gelişme geriliği gibi riskleri arttırmaz.

HEPATİTLİ HAMİLEDE BEBEĞE BULAŞMA NASIL OLUR ?

Anne eğer  taşıyıcı ise  geçişin sadece doğum kanalından olacağı düşünülebilir. Ana bulaşma yolu doğum sırasında annenin kanına, dışkısına ve vajınal salgılarına temas ile olmaktadır.
Bulaşıcılık oranı Hbe antijeni denilen aktif bulaşıcılığı gösteren antijenin olup olmamasına göre değişir.

HEPATİTLİ HAMİLEDEN BEBEK DOĞUNCA ALINACAK ÖNLEMLER NELERDİR ?

Hepatitli annenin doğumundan sonra  12 saat içinde bebeğe hepatit B hiperimmün globulini yapılmalı ,mümkünse beraberinde bebeğe  hepatit aşısı yapılmalıdır.
Sadece hiperimmünglobulin yapılması ya da sadece aşı yapılması durumunda bulaşma % 75 kadar engellenir.Ama aşı ile hiperimmünglobulinin birlikte kullanımında etkinlik % 95 lere çıkar.

AMNİOSENTEZDE HEPATİT BULAŞMASI

Amniosentez sonrası aşılamaya gerek duyulmamaktadır.Ama istenirse hiperimmünglobulin yapılabilir.

GEBELİK VE YAZ AYLARI

Yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi gebelik döneminde de güneşten bilinçli şekilde yararlanılmalıdır. Gebeler güneş ışınlarının zararlı etkilerine daha çok duyarlıdır. Bu nedenle gebelerin  özellikle 11.00-15.00 saatleri arasında kapalı ortamda bulunmaları iyi olur.Gebelerde cilt lekeleri zaten hormonal olarak sık olur.Gebelikteki  güneş lekeleri  güneşe çıktıkça daha çok artar.Hamilelikte yüksek koruma faktörlü  güneş  kremlerinin kullanımını tavsiye ederiz. Bu kremlerin gebelere özgü üretilenleri ve  bilinen firmaların ürünleri tercih edilmelidir.
Ayrıca sıcaklık artışları hipertansiyonu olan gebelerde kan basıncının da oynamasına neden olabilir.
Yaz aylarında gebelerin dikkat etmesi gereken bir diğer önemli konu da besin zehirlenmeleridir. Özellikle yaz aylarında yiyecekler hızla bozularak, toksin ve bakteri oluşumuna neden olurlar. Açıkta satılan ve kolay bozulabilecek  besinler tüketilmemelidir.
Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sık ve az  yemek  yararlıdır. Yağlı gıdalardan kaçınmak hele de yaz sıcaklarında kaçınmak  gerekir.  Bu yemek düzeni yazın daha da önem kazanır. Böylece gebeliğe bağlı olarak büyüyen rahmin basınç etkisi azalacak, hamilelikte mide yanması  gibi yakınmalar da daha az olacaktır.
Yaz aylarında bol miktarda sıvı gıdalar tüketilmeli, terlemeyle vücuttan eksilen tuz  ve su muhakkak alınmalıdır . Günde en az 2,5 litre sıvı alınması gereklidir. Taze meyve suları, kola  ve kutu meyva sularına tercih edilmelidir. Bilindiği gibi çoğu kutu meyve sularında çabuk bozulmalarını önlemek amacıyla konulan kimyasal maddeler vardır, bu nedenle fazla tüketilmeleri sakıncalı olabilir.
Gebelikte aşırı  terlemeyle birlikte mantar enfeksiyonlarına yaz aylarında daha çok rastlanır. Bu nedenle özellikle vücudun kıvrımlı bölgeleri kuru tutulmaya çalışılmalı ve sık  duş yapılmalıdır. Özellikle vajinal enfeksiyonlar ve idrar yolu enfeksiyonları erken doğuma yol açabileceği için,  idrar yaparken yanma, koyu ve kokulu idrar yapma, sık sık idrara çıkma,kokulu vajinal akıntılarda hemen hekime başvurulmalıdır.
Gebeler beslenmesine,  giyimine, temizliğine sıcak havalarda daha çok  dikkat etmelidir.Bu nedenle yazın ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysilerin tercih edilmesi gerekir. 
Geniş  kenarlı şapkalar, güneş ışınlarını yansıtan açık renkli giysiler, sağlıklı güneş gözlükleri, güneşten koruyucu kremler kullanılması yararlı olur.

GEBELİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER 

  • Sigara ve alkol kullanmayınız.
  • Hekim önerisi dışında ilaç almayınız.
  • Hekiminizin önerdiği vitamin ilacını düzenli olarak kullanınız.
  • Gebelikte uzun süre ayakta durmak tansiyon düşüklüklerine yolaçar. Nöbet gibi uzun süre ayakta kalacağınız durumlardan  24. haftadan sonra  rapor alarak muaf olabilirsiniz. 
  • Günlük işleriniz sırasında kendinizi  çok yormayınız. Gebelikte  sakarlık çoktur, ev kazalarına karşı korunmalısınız.
  • En uygun sporlar bisiklete binme,yüzme ve orta tempoda 20 dakikayı aşmayan yürüyüştür.Bunun dışındaki hamilelikte spor aktiviteleri  yanlış olabilir.Bisiklet yerine evde pedal çevirme de yapabilirsiniz.
  • Ağır yük kaldırmaktan kaçının,10 kg dan ağır yükler kaldırmayın. 
  • Zararlı metal, kimyasal madde ve radyasyondan uzak durun.
  • Hamilelikte yolculuktan önce doktorunuza danışınız.
  • Bol ve rahat giysileri seçiniz.
  • Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz. Ayakkabılarınız  ayarlanabilir bantlı olursa iyi olur.
  • Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz
  • Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayın  ya da son aylarınızda çıkarın.Ödem oldukça çıkaramayabilirsiniz.
  • Gebelikte diş bakımına özen gösterin. Gebelikte dişlerde çürüme  çabuk çürür.Günde en az 2 kez  yumuşak fırça ile, yavaş hareketlerle dişlerinizi fırçalayınız.Hamilelikte diş eti kabarması ve hamilelikte diş eti  kanaması çok görülür.
  • Gebelikte röntgen  ışınları ndan sakının. Çok fazla zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız.Zorunlu hallerde kurşun levha ile gebelik korunabilir,doz hesaplaması yapılarak hamilelikte röntgen  filmi çekilebilir.
  • Her türlü canlı aşıdan sakınınız
  • Düşük riski ,erken doğum riski  yok ise son aya kadar hamilelikte cinsel  ilişkide bulunmakta sakınca yoktur.Geri çekilme ve prezervatif yöntemi daha iyi olur.Çünkü meni kramplarınızı arttırabilir, erkekte enfeksiyon varsa  vajınal akıntılarınız artabilir.Ayrıca orgazm da kasılmalarınızı arttırabilir.
  • Banyolarınızı duş alır biçimde, ılık su ile yapın. Küvete girmemeniz iyi olur.
  • Meme bakımına özen gösteriniz.Son 1 ayda doğumdan önce  meme ucu bakımı  ve çatlaklar  için önerdiğimiz kremleri sürün.
  • Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan kalın askılı, pamuk dokumalı, alttan destekli sütyen giyiniz.
  • Bol su içiniz.
  • Beslenmenize dikkat edin.İsterseniz yol gösterici olması açısından normal beslenme  dietleri  verebiliriz.
  • Lifli besinleri tercih ediniz. Gebelikte kabızlık çok olur, bundan korunmuş olursunuz.
  • İşlenmiş  gıdalar, besin boyası içeren gıdalar, tatlandırıcı içeren gıdaları yemeyin. Hamilelikte mangalda pişmiş gıdaları fazla  tüketmemeniz gerekir.
  • Gebelikte kilo alımının  10-12 kg'dan fazla olmamasına  özen gösteriniz.Ayda 1 kg gibi düşünebilirsiniz.Son 2 ayda ayda 1 kg dan biraz daha fazla alırsınız.
  • Gebelikte  saç boyalarını gebelik  sürecinin ortasında 1-2  kere yaptırabilirsiniz.Bitkisel boyaları tercih edin.
  • Hamilelikte araba kullanımında  emniyet kemerinizi muhakkak takın.Son 1 ayda araba kullanmayın.
  • Doktorun olmadığı uzak yerlere seyahat etmeyin.
  • Deniz yolculuğuna çıkmayın.

SAKATLIK TARAMA TESTLERİ

ERKEN TARAMALAR NELERDİR ?

Gebeliğin 11-14 hafta arasındaki döneminde ense kalınlığına bakılabilir.Bu bebeğin ensesinde omurga kemiği ile üzerindeki cilt arasında gözlenen saydamlık ölçümüdür.Bu boşluk ne kadar genişse trizomi riski o kadar artar.Ense kalınlığı, PAPP-A ve serbest beta-hCG ile birleştirildiğinde doğruluk oranları %85 lere çıkmaktadır.
Üçlü tarama testi diye bilinen testte ise doğruluk oranı % 70 lerdedir.
Dörtlü tarama testi denen test ile yakalanma oranı %81 lere çıkar.
İkili ve dörtlü tarama testinin beraber kullanılmasıyla % 5 lik yanılma payıyla %95 lere kadar trizomiyi yakalama şansı olur.
Bu testlerin yapılması hastanın uygun zamanlarda testlere gelmesi, ultrasonografiyi güçleştirecek şartların olmaması ve laboratuar şartlarının uygunluğuyla mümkündür.Bu testlerin hepsi kan ve ultrason eşliğinde yapılan testler olup bebeğe ve anneye zarar vermemektedir.
DİPNOT: Gebelikteki sakatlık testleri  ve sakatlık ultrason taramaları ilk 20 haftaya kadar sürüyor.Bu evrelere kadar bizleri sık ziyaret etmeniz iyi olur.
İLERİ DÜZEY ULTRASONOGRAFİ
Değerlendirmede her bölge, hem uzunlamasına hem de yatay kesitlerde taranır.Bu ultrasonografi ile amaç bebekte olası sakatlıkları tespit etmek ve bebekte var olabilecek olası kromozom anomalilerine (Örn; Down sendromu) yönelik belirteçleri tespit etmektir. Tecrübeli ellerde gerçekleştirilecek bu ultrasonografi ile fetüste var olabilecek şu sakatlıklar anne karnında tespit edilebilir:
  • • Kafa ve kafa içi (beyin) problemleri(örn: beyinin parçalarında eksiklik,kafada sıvı  toplanması , hidrosefali  vs)
  • • Yüz ve yüze ait sakatlıklar (örn: bebekte göz lensinin olmaması, dudak yarıkları , damak yarıkları, bebekte çene küçüklüğü   vs.)
  • • Omurga üzerinde yer alabilecek sakatlıklar (örn: belde açıklık, kemiklerde eğrilik veya eksiklik vs.)
  • • Göğüs ve karın boşluğuna ait sakatlıklar (örn: fıtıklar , akciğer ve karaciğer problemleri, mide-bağırsaklara ait problemler, böbrek ve idrar kesesine ait problemler  vs.)
  • • El ve ayaklardaki kemik sayıları ve şekil bozukluğu (kol ve ayak kemiklerinde eksiklik, elde ve ayakta içe  dışa dönüklük vs.)
  • • Bebeğin içinde bulunduğu suya ve plasentaya  ait problemler (suyun azalması  veya  artması, plasentasının anormal yerleşimi vs.)
Bu ölçümler bize bebeğin kilosunu verecek ve gelişimini takip etmede faydalı olacaktır. Bu haftalarda ve ilerleyen gebelik haftasında bebeğin boy ölçümü yapılmamaktadır.“Boy ölçümü’’ diye tabir edilen CRL (baş-popo mesafesi) genellikle  gebeliğin 11-14. haftası arasında yapılır ve bu haftaya özgü bir ölçümdür. Dolayısı ile bu haftadan itibaren bebekte boy yerine  kilo ölçümü yapılır.Boyu da bacak boyuna göre belirli oranlara göre tahmin edilir.
FETAL EKOKARDİYOGRAFİ
Her  yeni doğan bebekte  bebekte kalp sakatlığı görülme sıklığı yaklaşık 125 doğumda birdir.Bu oran en sık gözlenen doğumsal sakatlıkların kalp sakatlıkları olduğunu  gösterir. Bu sakatlıkların bir kısmı bebek doğduktan sonra bebeğin gelişmesiyle beraber azalırken (VSD gibi), bir kısmı ise ciddi ameliyatlar gerektirir  ve sonucu her zaman çok da yüz güldürücü olmaz.
Kalbin sadece dört  odacık görüntüsü ile doğumda var olabilecek sakatlıkların yaklaşık %30’u tespit edilirken ,ileri düzey fetal ekokardiyografi ile (damar çıkışları,venler, situs, Doppler değerlendirilmesi, kapaklar ve akımlar) bu oran %90-95’lere çıkmaktadır.Uygulamanın başarısı bebeğin haftasına, pozisyonuna ve annenin kilolu olup olmamasına bağlı olarak değişmektedir.
Sıklıkla, risk altındaki gebeliklere (daha önce kalp anomalili bebek doğurmak, ailede doğumsal kalp anomalisi öyküsü bulunması, hamilelikte zararlı ilaç kullanımı vs.) tavsiye edilmekle beraber,her anne adayı da yaptırabilir. Yapılan ultrasonografik incelemenin bebeğe herhangi bir riski yoktur.Yapılan kan testleriyle sakatlıkları atlama olasılığı vardır fakat yapılacak tarama ultrasonu ve fetal eko sakatlıkların yakalanmasında bir nebze de olsa fayda sağlar.Dolayısıyla taramayı kuvvetlendirir.Kalp hastalıklarında bebekte  kromozomal anomali riskide fazladır.Kalp anomalisinin tespitiyle olası kromozomal anomalileri yakalama şansımız da artar.
DİPNOT: Gebeliğin 20. haftaları civarında fetal eko yapmak gerekir.Bu haftalarda  gebelik kontrollerini geciktirmemek gerekir.
Gebelikte haftalara göre bilmeniz gerekenleri Basından kısmındaki videolarımızdan inceleyebilirisiniz.

 

Doğum Doktoru

Antalya Kadın hastalıkları ve Doğum Doktoru

KİMLER NORMAL DOĞUM YAPABİLİR ?

  • -Gebelikte ve doğum anında  fazlaca komplike eden ciddi sıkıntılarınız olmamışsa ,
  • -Bebeğiniz çok iri değilse(genelde ilk doğum için üst sınır 4000 gr dır),
  • -Bebek 1500 gr dan düşük değilse
  • -Kemik yapınız dar değilse,
  • -Bebek uygun pozisyonla geliyorsa,
  • -Bebekte kalp atımlarında düşme yoksa
  • -Bebeğin inişi ve rahim ağzının açılması uygun hızda  gidiyorsa normal doğurabilirsiniz.

NORMAL DOĞUM HAKKINDA

Unutmayın ! Normal doğum, insanlığın  neslinin devam ettiği  ve aslında çoğunlukla  kendiliğinden bile gerçekleşebilen bir olay…
Eğer  bebeğin ve sizin sağlığınız elverişli olur da, olgunlaşma süreci denen rahim ağzının olgunlaştığı dönemi beklerseniz ve normal doğum için  şartlarınız  da uygunsa gayet güzel ve kolay  doğum yapmanız    mümkün olabilir.Yine de doğumun dinamik ve bazen değişken bir süreç olduğu bilinmelidir. Bu süreci iyi bilen  ve gelişebilecek sıkıntıları öncesinden sezen bir hekime ihtiyacınız var.

DOĞUMA GİDERKEN HAZIRLIKLARIMIZ NELER OLMALI?

Elinizde gebelik takiplerinizle ilgili dosyanız olsa iyi olur.Doğum hazırlıklarınız ve doğum bavulunuz  yanınızda bulunmalı.Bu hazırlıklarınıza işini iyi bilen bir bebe mağazası da yardımcı olabilir.Artık internet ortamında da güzel ve sağlıklı ürünler bulabiliyoruz.Yine de:
  • -3 takım iç zıbınlığı da olan bebek takımı(bebeğin doğum sonrası ilk giydiği kıyafet ıslaklığını emer ve hafifçe ıslanabilir,değiştirilmesi gerekebilir)
  • -Mevsime göre ince veya kalın bir battaniye ( bebeklerin ısı kaybı çoktur ve ilk etapda sıkıca örtülmesi gerekebilir.)
  • -Kumaş mendil(bebeklerde ilk  3 günde köpüklü salya çok gelebilir.Bunu silmek için kullanırsınız)
  • -Islak mendil
  • -Bebek bezi  çoğunlukla hastaneler tarafından karşılanmaz.Kendinize hasta bezi ve yatak koruyucu almanıza gerek yoktur.Artık hastanelerde hemşirelik bakımı esnasında bu tür malzemeler veriliyor.
  • -Terlik ,soket çorap ( doğum esnasında üşüyebilirsiniz )
  • - 2 takım uzun,önü düğmeli(rahat emzirebilmeniz için) gecelik
  • -İsterseniz kendinize özel bardak,tabak,çatal,kaşık vs.
  • -İsterseniz biraz makyaj malzemesi(doğum sonrası soluk ve yorgun gözükürsünüz )
  • -Fotoğraf makinası, kameranız
  • -Her ihtimale karşın küçük boy biberon ve güvenilir bir mamanın yenidoğanlar için olan formu
  • -Silikon meme başlıkları (gereksinim olursa da alınabilir)
  • -İsterseniz ikram için çikolatanız
  • -Kırmızı taç ya da bandınız 

DOĞUM HAZIRLIKLARI NE ZAMAN BAŞLAMALI ?

Bebek alışverişi kendimize yaptığımız alışverişten bile daha keyifli. Bu yüzden alışverişe ilk aylardan başlayan hastalarımız var. Nadir de olsa çok erken tahminlerimizde bebek cinsiyetinde yanılabiliyoruz.Bazen gebeliklerde olumsuzluklar olabiliyor sakatlıklar gibi. Dolayısıyla bu tür hazırlıklar anneyi daha da yıpratıyor.En iyisi hazırlıklarımıza 6. Ayda başlayıp 7. Ayda artık bavulumuzun hazır olması. 

NORMAL DOĞUM NASIL YAPILIR ?

Doğum eğer ilk doğumsa ikinci,üçüncü doğumdan daha uzun süreceği bir gerçek.Hem de ilk doğumda daha genç ve tecrübesiz oluyorsunuz.Doğumda size yardımcı olabilecek hiç olmazsa sırtınızı ovuşturacak, güvendiğiniz ve sakin bir hanımın olması işimizi kolaylaştırabiliyor.
Rahim kramplarınızı düzenlemek ve arttırmak için destekleyici sancı takabiliyoruz.Rahim ağzınızı açan gevşetici ilaçlar uyguluyoruz.Zaman zaman bebeğin kalp atışlarını dinliyoruz.Eğer dışkı kanalınız doluysa ve bazen doğum ağrılarını arttırmak için lavman yapabiliyoruz.Açılmanızı ve bebeğin inişini takip ediyoruz. Eğer doğum sürecinden önce kemik yapınızın  nasıl olduğuna ve bebekle uyumuna bakmışsak genelde açılmanız ve iniş zaten sorunsuz oluyor.Kimi zaman bebeğin çatıya yanlış girişleri olabiliyor.Bu durumda beklemek, dinlendirmek, tekrar sancı uygulamaları gerekebiliyor.

EPİZYO NEDİR ?

Epizyo doğumu kolaylaştırmak için genelde vajenin sağ tarafına yaptığımız 4-5 cm derinliğinde bir kesidir.Doğumda  vajenin kesilmesi sırasında lokal anestezi ile uyuşturduğumuz için ağrı hissetmezsiniz.Doğum sonrası tekrar vajen kaslarını karşılıklı getirir, epizyoyu dikeriz.Epizyo dikişinde estetik dikiş kullanabiliriz.Estetik dikiş yapılmasa bile vajende ciddi bir iz kalmamaktadır.iyileşme sonrasında düzgün dikilen dikişlerde  vajenin sıkılığında çok fazla değişiklik olmaz.

DOĞUMDA VAJENİ KESMEK ZORUNDA MIYIZ ?

Her zaman epizyo yapmak zorunda değiliz.Yine, bu konuda da annenin doğum sürecine uyumu ve ıkınması ,bebeğin çok iri olmaması çok önemli.Az önce bahsettiğim gibi, olgunlaşma dediğimiz yumuşama dönemini yaşamışsanız, vajen de bu etkiden faydalanır ve esner.
Eğer ciddi yırtıklar oluşmayacağına ve bebeğin zorlanmayacağına inanıyorsak kesi yapmamız gerekmeyebiliyor.Zaten epizyoyu ikinci doğumlarınızda nadiren açmak gerekiyor.
Epizyo kullanılmadığında, pelvik taban kaslarının daha kuvvetli kalabileceğini düşünen ekoller de var.Ama ıkınmada güçlük olursa bebeğin çıkışının uzaması ve kalp atışlarının düşmesi istenen bir durum değil.Yani gerekli olursa doğumda  epizyo açılması uygundur.

DOĞUM KESİSİ BAKIMI

Eğer dikişleriniz düzgün atılmışsa doğum sonrası epizyo bakımı için  özel bir uğraşı gerekmez.Bu bölgelerin savunma sisteminin, diğer bölgelerimize göre daha iyi olduğu ve daha hızlı iyileştiği bilinir.Bu yüzden özel bir perine bakımı gerekmeyebilir.Temiz ve kuru bırakmanız genelde yeter.Bu dikişler emilen iplerle atıldığı için epizyonun dikişlerinin alınması gereksizdir.Dikiş alanınızı suyla yıkayabilirsiniz fakat sonrasında muhakkak kurulamalısınız.
Bebeğinde sarılık olması gibi  problemlerle hastanede  yatışın devam ettiği annelerde, bakım biraz daha önemli.Bu durumda  antiseptik sıvılarla 1 hafta kadar pansuman iyi olacaktır.

DOĞUM SONRASI İLAÇLAR

Doğum sonrası reçeteniz muhakkak olur.Bu reçetede ağrı kesiciler, demir ilaçları bazen antibiyotik bulunur.Bu ilaçları kullanmaktan çekinmemelisiniz.Doğum sonrası kullanılan ilaçlar süte az geçen ya da geçmeyen ve sütünüze geçse bile bebeğe zarar vermeyen ilaçlardan seçilir. Doğum sonrası demir ilacı kullanımı  özellikle ilk 3 ayda gereklidir.

DOĞUM SONRASI AKINTI 

Doğumdan  sonra akıntı  40 gün kadar sürer. Lochıa (loşi) denen, hafif mayalı kokulu bir akıntı gelir.Bu akıntı ilk etapta kanlı gelir ama 4-5 gün sonra rengi giderek açılır.Bu akıntı giderek yoğun kanamalı hale gelirse önemlidir.

DOĞUMDAN SONRA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ ?

Doğum sonrası ateş, doğum sonrası parçalı kanamalar, doğum sonrası yoğun kanamalar, yara yerinde şişme ve akıntılar, doğum sonrası göğüs ağrıları, doğum sonrası nefes darlıkları, aşırı halsizlik ve yorgunluklar, aşırı ve giderek artan ağrılarınızın olması, gaz ve dışkı çıkarmada güçlükleriniz varsa, bulantı ve kusmalarınız oluyorsa doğumunuzu gerçekleştiren doktorunuzla görüşmelisiniz.

DOĞUM SONRASI MEME BAKIMI 

Doğumdan sonra meme ucu bakımınız önemlidir.Memenizi kaynamış soğumuş suya batırılmış gazlı bez veya temiz pamukla sildikten sonra önerilen kreminizi sürün.Krem günde en az 3-4 kere sürülmelidir.Kremlerin çoğunda bebek emmeden önce kremi silmek gerekir.Son yıllarda silmeye gerek duymadan kullanılacak kremler de mevcut.Meme ucu çatlamalarından korunmak için geçici olarak silikon meme başlıkları kullanabilirsiniz.
Doğumdan önce meme ucu bakımı iyi olabilir.Son 1 ayda meme ucu bakımı sağlayan kremleri de hazırlık olarak sürebilirsiniz.

DOĞUMDAN SONRA KORSE GİYMEK GEREKLİ Mİ ?

Yaklaşık 10 gün sonra uygun sıkı bir korse giymeye başlayabilirsiniz.Özel medikal bir korse olmasına gerek yoktur, içgiyim mağazalarından alacağınız bir korse de işi görür.Böylece göbek bölgenizde daha çabuk bir toparlanma olur.

DOĞUMDAN SONRA CİNSEL HAYAT

Doğum sonrasındaki ilk ilişki 40 günlük lohusalık dönemi sonrasında olmalıdır.Doğum sonrası gelen akıntı nız zaten 40 gün kadar devam edecektir.Hormonal yapınız nedeniyle ilk ilişkiler ağrılı olabilir.Prolaktin ( süt hormonu )  nedeniyle cinsel isteksizlik ve kuruluk olabilir.Vajen duvarı ince ve travmaya açıktır.Doğum sonrası ağrılı cinsel ilişkiniz devam ederse bu konuda size ilaç desteği verebiliriz.

DOĞUMDAN SONRA GEBELİKTEN KORUNMA

40 gün dolduktan sonra gebelikten korunmalısınız.Süt koruması denen durum 36-40 gün kadar sürer.Doğum sonrası spiral kullanımı ya da sadece progesteron içeren yöntemlerin kullanımı uygun olabilir.

DOĞUM SONRASI HAYAT 

Doğum sonrası genelde ertesi gün taburculuğa hazır olursunuz.
Artık sorumlulukları yoğun bir anne olarak yeni  hayatınıza başlıyorsunuz.Doğuma bağlı yorgunluk ve halsizliklerinizin yanında bebeğe ait sorumluluklarınız da var.Uykusuz geceler sizi bekliyor.Fakat bu süreç giderek keyfi artacak bir süreç olacak.Bebeğinizle beraber siz de büyüyecek ve olgunlaşacaksınız.
Evinizde sizi ve bebeği bekleyen yakınlarınız  bolca olacak.Bu ziyaretler esnasında fazla yorulmamanız iyi olur.Bebek uyuduğunda siz de uyuyun.Uyku en güzel süt getirici yoldur.
Normal doğum sonrası ağır yük kaldırmanızda sakınca yoktur.Evinizde olabildiğince hareketli olun.Normal doğum yaptıysanız aktif spora 2. Ayda başlayabilirsiniz.
DİPNOT: Normal doğum; gebelik süreci bilinen, takipli, sakin yapıda olan , kemik yapısı düzgün değerlendirilmiş bir hanım için iyi bir yöntemdir.

Gebelikten Korunma Yöntemleri

GEBELİKTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ NELERDİR ?

1-Bariyer yöntemler: kondom, diyafram, spermisit.
2-Kombine hormonal kontraseptif yöntemler (doğum kontrol hapları, enjekte edilen yöntemler ,ertesi gün hapları, vajinal halkalar, traansdermal kontraseptif patch ler )
3-Sadece progesteron içeren yöntemler (deri altı implantlar, enjekte edilen yöntemler, minipill  ,ertesi gün hapları)
4- Spiral ( RIA)
5-Cerrahi sterilizasyon.
6-Erkek kontrasepsiyonu
7-Doğal yöntemler
8-Emzirme.

EN ETKİLİ KORUNMA YÖNTEMİ NEDİR ?

Korunma yöntemlerinin başarısı yönteme ve kişinin uyumuna göre farklılıklar gösterir.

BU KORUNMA YÖNTEMLERİNİN 100 KADIN YILINDAKİ BAŞARI ORANI :

  • Kol içi implant  ile gebe kalma  % 0,04
  • Spermisid                                         %3
  • Kombine oral kontraseptifler     % 0,1
  • Progesteron içeren oral kontraseptifler % 0,05
  • Diyafram                                          % 6
  • Prezervatif                                        % 2
  • Depoprovera                                  % 0,03
  • Bakırlı RIA                                        % 0,8. 
Bakırlı  spiraller de bakır yüzeyi 300 mmkareden daha fazla olanlar daha koruyucudur.
spiral ile gebe kalma        % 0-0.6  riskine sahiptir.
Bariyer yöntemleri olan prezervatif, diyafram gibi yöntemlerin koruyuculuk oranları daha düşüktür.

DOĞUM KONTROL HAPLARI 

DOĞUM KONTROL HAPLARININ ETKİSİ NASIL OLUR ?

Doğum kontrol hapları pekçok etkiyle korur. Yumurtlamayı baskılar. Rahim ağzındaki mukusu kalınlaştırarak sperm geçişini azaltır. Rahim iç duvarını incelterek gebeliğin rahime yapışmasını engeller. Tüplerdeki hareketliliği azaltarak sperm geçişini azaltır.

DOĞUM KONTROL HAPLARI NASIL KULLANILIR ?

İlk başlangıçta her zaman adetin ilk günü içmeye başlanmalıdır.Diğer kutular ilk güne denk gelmeyecektir.Her gün aynı saatlerde hap almanın hatırlanması gerekir.Kutuda buunan hap sayısı türlere göre değişebilir. 28 haplık doğum kontrol haplarında ara verilmeden içilir.Hapın son tabletlerinde adet kanaması görülür. 21 haplık doğum kontrol haplarında kutu bitince 7 gün ara verilir ve tekrar yeni bir  kutuya başlanır.Bu 7 günlük arada adet görülür.

DOĞUM KONTROL HAPININ UNUTULMASI DURUMUNDA

1 hap unutulduğunda hatırlandığı vakit hemen alınmalı, ayrıca o günün hapı da içilmesi gereken saatte içilmelidir. İlk 15 günde 2 kezden fazla unuttuysanız başarı oranı düşecektir.Doğum kontrol hapı kullanımını sık unutuyorsanız da başka bir yöntemle korunmakta fayda olur. 

DOĞUM KONTROL HAPLARININ YARARLARI VAR MIDIR ?

Doğum kontrol haplarının yararlı etkileri de vardır. Dış gebelik riskini azaltır. Düzenli adet görmeyi sağlar. İlaç içiminde pelvik enfeksiyon riskini azalır. Kemik mineral dansitometrisi üzerine faydaları olabilir. Ateroskleroza karşı korur. iyi huylu meme hastalıklarını azaltır. Over kisti sıklığını azaltır. Adet kanaması  miktarı  azalır , daha kısa ve düzenli hale gelir. Adet kramplarını azaltma konusunda etkindir. Adet öncesi gerginliği azaltır, yumurtalıklarda kist oluşumu azalır. Kıllanmayı azaltan etkisi vardır ve akneye iyi gelir. Endometrial ve over kanseri oluşumunu azaltır. Bazı PID nedenlerine karşı koruyucudur . İyi huylu meme hastalıklarını (kist ve fibroadenom gibi) azaltabilir. Kemik erimesi riskini azaltır.

DOĞUM KONTROL HAPLARININ YAN ETKİLERİ

Oral kontraseptiflerdeki hormon düzeyleri yıllar içerisinde düşürülmüş  ve doğala yakın hormon çeşitleri kullanılmaya başlanmıştır
Özellikle ilk 3 ayda bulantı, kusma, mide yanması yapabilir. Başağrısı , memelerde hassasiyet, göğüslerde gerginlik, adet kanamasında azalma, lekelenme tarzında kanama, kanda pıhtılaşma özelliğini arttırma gibi yan etkiler görülebilir. Uzun süreli kullanımda adetleri kesebilir. Kilo artışı olabilir. Bazı kadınlarda depresyon, cinsel istekte azalma gibi ruhsal değişikliklere neden olabilir. 
Barbitüratlar, fenitoin, fenilbutazon, rifampisin ve diğer bazı antibiyotiklerle doğum kontrol hapları ilaç etkileşimi vardır ve bu durumda yan etkiler artabilir.
Hipertansiyonlularda, 35 yaş üzerindeki hanımlarda , günde 20 sigaradan fazla içenlerde derin ven trombozlarına, inmeye, kalp krizine neden olabilir. Kan basıncını yükseltebilir, klamidya enfeksiyonu riskini artırır.

DOĞUM KONTROL HAPLARINDA VENÖZ TROMBOEMBOLİ RİSKİ

Düşük dozlarda bile kanda pıhtılaşma riskini 3-4 kat arttırır. Risk kullanılan östrojen cinsi ve dozuyla beraber değişir.
Yaş  ve kilo arttıkça doğum kontrol haplarındaki riskler artar.
Doğum kontrol hapları sigara içiminde pıhtılaştırma özelliğini daha da arttırır. 35 yaş üstü sigara içen hanımlarda doğum kontrol hapları kullanılmamalıdır. Sağlıklı,  sigara içmeyen kadınlarda doğum kontrol hapları kalp krizi ve felç riskini arttırmaz.
Protein C rezistansı, faktör 5 eksikliği gibi pıhtılaşma hastalıklarında da kullanılmamalıdır.
Hipertansiyonu olan, 35 yaş altı, sigara içmeyen, ilaçla hipertansiyonu kontrol altına alınmış olan hastalarda düşük doz doğum kontrol hapları kullanılabilir.
Diabetli hastalar damar komplikasyonu yoksa, 35  yaş altı ve sigara içmiyorsa, düşük doz  doğum kontrol hapı kullanabilirler. Fakat bu hastalarda kardiyovasküler risk faktörü varsa ve damar hastalıkları varsa,  şeker hastalığında doğum kontrol hapı kullanamazlar.

DOĞUM KONTROL HAPI MİGRENLİ HASTADA KULLANILIR MI?

Aurasız migrende doğum kontrol hapı düşük dozlu olanlardan seçilebilir. Fakat auralı migren atakları varsa kullanılmamalıdır.Migren hastaları ileri yaş, sigara kullanan ve hipertansiyonlu hastalarsa da doğum kontrol hapı kullanmamalılar.

DOĞUM KONTROL HAPI HİPERLİPİDEMİDE KULLANILIR MI ?

Kandaki yağ yüksekliklerinde doğum kontrol hapı kullanımı konusunda kesin kontrendikasyon yoktur. Trigliserid düzeyi 250 mg/dl üzerindeyse ve damarsal hastalık , sigara içimi varsa tercih edilmemelidir.
Trigliserid 750 mg/dl üzerindeyse kesin kontrendikedir.

DOĞUM KONTROL HAPI EPİLEPSİDE KULLANILIR MI?

Epilepside doğum kontrol hapı nöbet sıklığını arttırmaz. Fakat kullanılan epilepsi ilaçları doğum kontrol hapı etkinliğini azaltırlar. Epilepsili hastada uzun etkili yöntemler ,spiral ve tüplerin bağlanması gibi  tercih edilebilir.

DOĞUM KONTROL HAPLARI SAFRA KESESİ HASTALIKLARINDA KULLANILIR MI ?

Doğum kontrol haplarının safra kesesi hastalıkları, safra kesesinde taş, kolesistit öyküsü olanlarda kullanımı pek önerilmemektedir.Safra akışkanlığını değiştirebileceği düşünülür.

DOĞUM KONTROL HAPININ SLE HASTALARINDA KULLANIMI

Doğum kontrol hapları sistemik lupus hastalarında atak sıklığını arttırır. SLE 'de doğum kontrol hapı kullanımı ( östrojen içeren yöntemler ) yerine sadece progesteron içeren yöntemler tercih edilebilir.
Böbrek tutulumu yoksa, antifosfolipid antikor düzeyi düşükse ve inaktif dönemdeyse düşük doz oral kontraseptifler kullanılabilir.

DOĞUM KONTROL HAPI KARACİĞER HASTALIKLARINDA KULLANILIR MI ?

Aktif karaciğer hastalığı yoksa kullanılabilir. Bu durumda karaciğer fonksiyonları normal olmalıdır.
3 ayda bir karaciğer fonksiyonlarının takibi iyi olur.

MENOPOZ DÖNEMİNDE DOĞUM KONTROL HAPI KULLANIMI

Bu dönemde doğum kontrol hapı kulllanımı etkili koruma sağlar. Bu dönemdeki hastalarda düzensiz kanama olacağı için adetleri düzenleyici  etkisi olur. Disfonksiyonel uterin kanamaları azaltır.Sıcak basması şikayetini azaltabilir. Yumurtalık ve rahim kanserinden çok uzun süreli kullanımlar haricinde koruma sağlayabilir. İyi huylu meme hastalıklarını azaltabilir.
Ama yine de kilo problemi olması, geçirilmiş tromboemboli öyküsü olması, hipertansiyon ve diabet varlığı kullanımı kısıtlayabilir. Menopoza yakın hastada FSH 25’in üzerindeyse doğum kontrol hapları kesilebilir, yerine hormon replasman tedavisi başlanabilir. Fakat yine de korunmaya devam etmek gerekir.

DOĞUM KONTROL HAPLARI KANSER YAPAR MI?

Uzun süreli kullanımda meme kanseri riskini minimal düzeyde arttırabilir. Yumurtalık kanseri sıklığını yine uzun süreli kullanımda % 40-50 azaltır. Karaciğer kanserini arttırıcı yönde üzerine etkisi olabilir.

DOĞUM KONTROL HAPLARINI KİMLER  KULLANMAMALI ?

Geçmişte ya da halen meme kanseri tanısı almış olanlar veya meme kanseri olduğundan kuşku duyulanlar kullanmamalıdır. Çoğu doğum kontrol hapının kısa sürede meme kanserine neden olmadığı bilinmektedir. Ayrıca meme kanserini önleyici etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Doğum kontrol hapı meme kanseri gelişimini artırmaktan çok, önceden var olan meme kanserinin ilerleyişini hızlandırabilir.
Geçmişte ya da halen tromboembolik ya da diğer vasküler hastalık kuşkusu bulunan hastalar kullanmamalıdır.
Aşırı pıhtılaşmaya neden olan diğer risk faktörleri taşıyan, özellikle 35 yaş üzerinde ve sigara içen kadınlar doğum kontrol hapı  kullandıklarında pıhtılaşma ile ilgili sorunlarla karşılaşma riski taşırlar.
Gebeler, emziren anneler (bebek 6 aydan küçükse), hepatit olan , aktif karaciğer hastalığı olanlar, iskemik kalp hastalığı ya da felç hikayesi olanlar, pıhtılaşma sorunları olanlar (derin ven trombozu , pulmoner emboli), ≥35 yaş ve sigara içenler, 40 yaşından büyük ve DM’u olanlar, migren tarzı başağrısı olanlar, yüksek tansiyonu olanlar (>180/110 mmhg), uzun yatak istirahati olan büyük cerrahi operasyon geçirecek olanlar , anti-epileptik (fenitoin, barbitürat) ve tüberküloz (rifampin) ilaçları alanlar doğum kontrol hapı kullanmamalıdır.

DOĞUM SONRASI DOĞUM KONTROL HAPI KULLANIMI

Eğer başka yöntem kullanılamayacaksa tercih edilebilir. Anne sık ve çok emziriyorsa süt koruması olabilir fakat güvenilir değildir. Bu dönemde 3 ‘ler kuralı geçerlidir.Bol emziriliyorsa 3. ayda , az veya hiç emzirilmiyorsa 3.haftada doğum kontrol hapına başlanabilir.Sütü bir miktar azaltıcı etkisi olabilir.Doğum kontrol hapları süte geçer. Fakat süte geçen ilaç miktarı azdır ve bebeğe zarar vermediği düşünülür.

KOMBİNE ENJEKTE EDİLEN HORMONAL KONTRASEPTİFLER

Mesigyna ülkemizde bulunan örneklerden biridir.

KOMBİNE DOĞUM KONTROL İĞNELERİNİN ETKİLERİ

Yumurtlamayı baskılar. Rahim ağzındaki mukusu kalınlaştırarak sperm geçişini azaltır. Rahim iç duvarını incelterek gebeliğin rahime yapışmasını engeller. Tüplerdeki hareketliliği azaltarak sperm geçişini azaltır.

DOĞUM KONTROL İĞNELERİNİN YAN ETKİLERİ

Aylık korunma iğneleri ile beraber adet öncesi gerginlik artabilir.Memelerde hassasiyet,sivilce ,kiloda değişim, ara kanamalar gözlenebilir.
MESİGYNA NASIL YAPILIR ?
İlk enjeksiyon adetin ilk günü uygulanır.Derin kas içi enjeksiyon yapılmalıdır.Devam eden ilaç kullanımları 30 gün aralıklarla olmalıdır.33 günü aşan durumlarda koruyuculuk düşer.İlk enjeksiyondan yaklaşık 15 gün sonra bir kanama meydana gelir. Aylık iğneye devam edildikçe regl kanamaları ayda bir hale gelecektir.İğnenin vurulması gereken zaman kanamasız döneme denk gelir ve bunun önemi yoktur.
DOĞUM KONTROL İĞNELERİNİN KULLANIMI
İlk 3 ay düşüklerinden hemen sonra ,doğum sonrası emzirmiyorsa 3. Haftada, emziriyorsa 6.ayda yapılabilir.
AYLIK KORUNMA İĞNELERİNDEN NE KADAR SÜRE SONRA HAMİLE KALABİLİRİM ?
Yumurtlamada geriye dönüş bırakıldıktan sonra genelde kısa sürede olur.Gebelik son enjeksiyondan 2 ay sonra olabilir.
AYLIK KORUNMA İĞNELERİYLE BERABER HANGİ İLAÇLARI KULLANMAMALIYIM ?
Aylık korunma iğneleriyle  şeker hapları düzeyi etkilenebilir. Yapılacak olan insülin düzeyi değişiklik gösterebilir.Barbitürat,fenilbutazon,hidantoin , rifampisin,ampisilin ilacın etkisini azaltabilir.
VAJİNAL HALKALAR
NUVARİNG :
4mm kalınlıkta, 54 mm genişlikte bir halkadır.Günlük 120 mcg etonogesttrel, 15 mcg etinil estradiol salgılar.
VAJİNAL HALKALARIN YAN ETKİLERİ
Düzensiz kanama ve kırılma kanaması yapabilir.Kendiliğinden düşebilir.Yabancı cisim hissi gün içinde sizi rahatsız edebilir.Cinsel ilişkide  rahatsızlık verebilir.Vajinal halkayla beraber vajinitler artabilir. Akne, memelerde hassasiyet, bulantı , başağrısı, kilolu hastada yerleştirmede  başarısızlık gözlenebilir.
Transdermal Patch ler Ortho Evra ( Ortho-McNeil )
Ülkemizde bulunmamaktadır.90 kilogram üstündeki hastada etkinlik azalabilir.Memelerde hassasiyet yapabilir.
SADECE PROGESTERON İÇEREN DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ
SADECE PROGESTERON İÇEREN HAPLAR
MİNİHAPLAR:
Yalnız progestin içeren oral kontraseptiflerdir. Minipill doğum kontrol hapları  aynı oranda progestin içerir. Bir kutu bitince hemen diğer kutuya başlanılır. Minipill etkisi yüksektir. İlk yıl başarısızlık oranı 100 kadın yılında 3-6 civarındadır.
MİNİ HAPLAR NASIL KORUR ?
Minipill koruma yöntemi  çeşitli yollarla korur. Yumurtlamanın baskılanması, servikal mukusun kalınlaşması, gebelik ürününün rahime yapışmasının  engellenmesi, fallopian tüplerde yumurtanın taşınmasının azaltılması  yavaşlaması yollarıyla gebelikten koruma sağlar.
MİNİ HAPLARIN İYİ YANLARI NELERDİR?
Mini hap kullanımı  kanser ya da kardiyovasküler hastalık riskini arttırdığını gösteren bir veri yoktur. Anne sütünün niteliğini değiştirmez, kan basıncını yükseltme, başağrısı ve depresyona neden olma riski östrojen içeren doğum kontrol haplarına oranla daha azdır. Pıhtılaşma riskini arttırmaz, metabolizma (özellikle karbonhidrat metabolizması) üzerinde etki yapma olasılığı azdır.
MİNİ HAPLARIN KÖTÜ YANLARI NELERDİR ?
Östrojen içeren doğum kontrol haplarını  birinin unutulmasına oranla minihaplardan birinin alınmaması durumunda gebe kalma olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle minihaplar hergün aynı saatte hap alabilecek durumda olan kadınlar için uygun bir yöntemdir.
ÜÇ AYLIK KORUNMA İĞNELERİ ( DEPOMEDROKSİPROGESTERON ASETAT )
Depoprovera ismiyle tanınan iğnelerdir.Rahim iç duvarını incelterek oluşacak gebeliğin tutunmasını engeller. Etkili bir yöntemdir. Günlük kullanım gerektirmemesi nedeniyle kullanımı basittir. Östrojenin verilmemesi gereken hastalarda kullanılabilir.Emziren kadınlarda korunma yöntemi olarak kullanılabilir.Sigara içen gebelikten korunmak isteyen kadınlarda da iyi bir seçenek olabilir.Orak hücreli anemi,tromboemboli öyküsü olanlarda da kullanılabilir.18-45 yaş arası hanımlarda güvenle kullanılabilir. Rahim kanserinden  koruyucu olabilir.

ÜÇ AYLIK İĞNE DEPOPROVERA YAN ETKİLERİ

Düzensiz adet kanaması yaratabilir. Adetten kesici özelliği olabilir fakat bu durum menopoz gibi algılanmamalıdır.Adetleriniz tekrar bazı ilaçlarla geri getirilebilir.Korunma iğnesinin etkisi oturuncaya kadar yoğun ve uzun kanamalar yapabilir.Her ay oluşan yumurta kisti ( folikül kisti ) daha büyük çaplara ulaşabilir. Zamanla 3 aylık iğneler kıllanmayı az da olsa arttırabilir.Yine zaman geçtikçe yağ metabolizması üzerinde etkileri olabilir ve kan yağlarını artırabilir.Kilo ve tuz tutulumu yapabilir fakat kilo kontrolüne dikkat eden hanımlarda bu etki çok fazla gözlenmez.Uzun yıllar kullanımından sonra kemik mineral azlığı yapabilir.
ÜÇ AYLIK İĞNENİN İYİ YÖNLERİ
Son derece etkilidir (100 kadın yılı için başarısızlık oranı 0.1’den azdır). Uygulaması kolaydır, bir sonraki injeksiyon normal zamanından DMPA için 3 hafta, NET-EN için 2 hafta önceye veya sonraya kaydırılabilir. Emzirmeyi etkilemez, pelvik enfeksiyon ve over kanserine karşı koruyucu etkisi vardır.Üç aylık iğne yararları arasında ektopik gebelikleri ve demir eksikliği anemisini önleme de sayılabilir.
 

ÜÇ AYLIK İĞNENİN KÖTÜ YANLARI NELERDİR ?

Depoprovera ile adet düzensizliği olabilir. Üç aylık iğneden sonra gebe kalma yöntem bırakıldıktan sonra 5-7 ay sürebilir. Kilo artışına ve baş ağrısına neden olabilir, memede duyarlılık yapabilir.İğneleri yaptırmak için kliniğe gelmek gerekir.
 

ÜÇ AYLIK İĞNE KİMLERDE KULLANILAMAZ ?

Üç aylık iğne yapıldığında gebelik bulunmamalıdır. Nedeni belirlenmemiş vajinal kanaması olanlar, meme kanseri ya da kuşkusu olan kadınlarda depoprovera kullanılmamalıdır. Aktif tromboembolik hastalığı olanlar , aktif sarılık geçirenler , aktif karaciğer hastalığı olanlar, epilepsi ve tüberküloz ilaçları kullananlar depoprovera kullanılmaması gereken durumlar dandır. Depresyon, hipertansiyon ve sigara kullanan hastalarda da kullanımı kısıtlanabilir.
 

KOL İÇİ İMPLANTLAR ( NORPLANT,JADELLE,İMPLANON )

İMPLANON
İmplanonun koruma süresi yaklaşık 5 yıldır.40x2 mm boyutlarında tek çubuk halindedir.İlk 3 yıllık kullanımda kol içi implant ile  gebelik riski çok düşüktür. Bazı yan etkilerden dolayı yönteme devam  etme oranı % 60 lardadır.
 

KOL İÇİ İMPLANT ETKİ MEKANIZMASI NEDİR?

İmplanonun etkisi  çeşitli yollarla olur.Ovülasyonun baskılanması, tüp hareketlerinin azalması,  rahim iç duvarının  incelmesi, servikal mukusun kalınlaşması  ile koruma sağlar.
 
LH ve FSH hormonlarındaki artışları azaltır.Östrojen seviyesi ilk etapda düşer  fakat zamanla tekrar artış gösterir.
 

İMPLANONUN İYİ YANLARI NELERDİR ?

Etkili ve kullanımı kolay bir yöntemdir.Cinsel ilişki ve adet gününden bağımsız olarak kullanılabilir.Emziren ve sigara içenlerde kullanımı güvenlidir.Kol içi implant çıkarıldıktan sonra doğurganlık üç ay içinde geri döner.
 
Son derece ekilidir (beş yıllık sürede yıllık ortalama gebelik hızı %1’den azdır), hemen etkilidir, kullanımı kolaydır, 5 yıl süreyle korunma sağlar. Kullanışlıdır; günlük aktivitelere, cinsel isteğe ve ilişkiye engel değildir. Geri dönüşümlüdür, rahattır, yan etkileri azdır, emzirmeyi etkilemez.
 

İMPLANONUN KÖTÜ YANLARI NELERDİR ?

Uygulama ve çıkarılması , küçük de olsa bir müdahaleyi gerektirir. Eğitilmiş personel gerektiren küçük bir cerrahi işlemle yerleştirilir ve çıkarılır. Dolayısıyla her küçük cerrahi girişimin ortak risklerini taşır (enfeksiyon, kanama, hematom). Derinin altında farkedilebilir.  Kol içi implant adet düzensizliği  yapabilir. Adetler  arasında kanama, lekelenme, uzamış kanama, adetin uzun süre olmaması  şeklinde kanama sorunları olabilir. Nadiren başağrısı, kilo alımı , depresyon gibi etkiler yapabilir.İmplanonun yan etkileri arasında meme ağrıları da olabilir.Cinsel yolla geçen hastalıklara karşı koruyucu özelliği yoktur.Memelerde hassasiyet olabilir.Kilolu hastalarda üç yılın sonunda etkinliği azalabilir.
 

KOL İÇİ İMPLANT HANGİ DURUMLARDA KULLANILMAZ ?

Kullanım anında venöz tromboemboli varsa kullanılmamalıdır.Progesteron duyarlı tümörlerin varlığı durumunda kullanılmamalıdır.Nedeni anlaşılamamış  vajinal kanamalarda implant takılmamalıdır.
 

KOL İÇİ İMPLANT KİMLERDE KULLANILMAMALI ?

Kol içi implantın kullanılmaması gereken durumlar vardır. Gebeler, nedeni belirlenmemiş vajinal kanaması olanlar, meme kanseri ya da kuşkusu olanlar, aktif tromboembolik hastalığı olanlar, sarılık, aktif karaciğer hastalığı olanlar, epilepsi ve tüberküloz ilaçları kullananlar, depresyon, hipertansiyon olanlarda kullanılmamalıdır .
 

KOL İÇİ İMPLANT NASIL TAKILIR ?

Üst kolun iç kısmına, derinin hemen altına lokal anestezi kullanılarak yerleştirilir.Takılması çok kolay bir işlemdir. İmplanonun özel bir uygulama aleti  vardır. Anestezi ile yapıldığı için herhangi bir ağrı hissetmezsiniz.
 

KOL İÇİ İMPLANT ÇIKARILMASI NASIL OLUR ?

İmplanon çıkarılırken bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Yaklaşık 0,5 cm lik bir kesi yapılır.İmplanonun yeri hissedilerek kol içi implant bulunur ve çıkarılır.
 

SPİRALLER ( RIA )

1-Bakırlı spiraller TCu 380A (en yaygın olanı).
 
2-Progestin salan RİA’lar:  progestasert. 
 
3-İnert RİA’lar: lippes loop (plastik)
 

BAKIRLI RİA’LAR:

SPİRAL NASIL KORUR ?

Bakırlı RIA’ larda bakır iyonlarının sperm üzerinde doğrudan öldürücü etkisi vardır.Rahim iç duvarında inflamatuar etki yaratrak da oluşan gebeliğin rahime tutunmasını engeller.Bakırlı spiraller yumurtlama fonksiyonunu bozmazlar.
 
spermin üst genital yollara ulaşmasına engel olur, servikal mukusu kalınlaştırır, endometrial tabakayı değiştirir, ovumun transportuna engel olur.
 

SPİRALİN İYİ YÖNLERİ NELERDİR

Spiralin koruma etkisi yüksektir, uzun süreli koruma sağlar.Spiral çıkarıldıktan sonra gebelik şansı  hemen geri döner .Emzirmeyi etkilemez. Spiralin cinsel ilişkide hissedilmesi pek mümkün değildir.Spiralin ipinin çok uzun kesildiği ve spiralin kaydığı durumlarda bazen hissedilebilir. Sorun olmadığı sürece yılda bir kez kontrol yeterlidir, güvenlidir, kullanışlıdır. Spiralin ipinin ayda bir kez kontrolü yeterlidir.
 

SPİRALİN YAN ETKİLERİ NELERDİR ?

Uygulanması ve çıkarılması hafif ağrılı olabilir. Bazı kadınlarda karnın alt bölgelerinde hafif rahatsızlık, yoğun adet kanamaları, adet dönemleri arasında lekelenme ve kramplar olabilir. Bu yakınmalar 3. adet dönemiyle birlikte azalır, nadiren uygulama sırasında uterin perforasyon gelişebilir (<1/1000 vaka), Rahim içi araç kayması olabilir.Rahimden rahim ağzına doğru kayabilir ve vajinaya atılabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü olan ve birden fazla kişi ile cinsel ilişkisi bulunan hanımlarda pelvik enfeksiyon riski yükselir, böylelikle infertiliteye neden olabilir.
 

SPİRAL KİMLERE TAKILMAMALIDIR ?

Spiral takıldığında gebelik olmadığı bilinmelidir. Nedeni belli olmayan ve tedavi edilmemiş vajinal kanaması olan kadınlarda kanama nedeni belli oluncaya kadar takılmamalıdır. Anormal servikal smear veya diğer genital kanser belirtileri olanlarda takılmamalıdır. Tedavi edilmemiş jinekolojik kanserlerde takibi zorlaştıracağından dolayı takılmamalıdır.Yeni geçirilmiş veya tekrarlayan pelvik enfeksiyonu olan ve  aktif genital enfeksiyonu olan (vajinit, servisit)  hanımlarda enfeksiyon riskini arttırabilir. Cinsel yolla geçen hastalık öyküsü olan ve geçirme ihtimali olan hanımlara spiral takmamakta fayda olur.Ektopik gebelik öyküsü olanlarda eğer gebelik oluşacak olursa dış gebelik riski daha çok olabilirEnfeksiyonla kombine olmuş düşük yaşayan septik düşük olan hastalarda düşük sonrası takılmaması gerekir. Rahim iç duvarını bozan myom varlığında spiralin rahim boşluğuna uygun şekilde yerleştirilmesi mümkün olmayabilir.
 
Derin anemisi olanlar ve kanamaya yatkınlık yaratan hastalığı olanlarda regl kanamalarını arttırabilir.
 
Pıhtılaşmada güçlük yaratan hastalık varlığında regl kanamaları yoğunlaşabilir.Bakır biriktiren hastalığı olan hastalarda ( Wilson hastalığı ) gibi sorun olabilir.
 

SPİRALLERİN KORUMA SÜRESİ NE KADARDIR ?

Çeşitli tipleri vardır ve herbirinin koruyuculuk süresi farklıdır.
 
Levonorgestrel içeren RIA 5 yıl
 
  • Nova T 380 Ag 5 yıl
  • Nova T 200 Ag  3yıl
  • Multiload 375  5yıl
  • Multiload 250  3 yıl
  • TCu 380A  10 yıl
 

HORMONLU SPİRALLER

Levonorgestrel içerirler.Rahim iç duvarında lokal etki yaratırlar.Rahim iç duvarının kalınlaşmasını engeller.Rahim ağzındaki mukusu kalınlaştırarak da spermlerin geçişini etkiler.Spiral kullanan kadınlarda yumurtlama fonksiyonu bozulmaz.Günlük 20 mcg levonorgestrel salgılarlar.Hormonlu spiralin koruma süresi  ancak 3 yıl kadar sürer.
 

HORMONLU SPİRALLERİN ETKİLERİ NELERDİR ?

Adet kanamasının miktarını azaltırlar.Enfeksiyon riski üzerinde azaltıcı yönde etkileri olabilir.Dış  gebelik riskini azaltır.Endometriozisli kadınlarda tedavide de kullanılabilir.Uzun etkili olması ve cinsel ilişkiden bağımsız olarak kullanılabilmesi avantajdır.spiral çıkarıldıktan sonra hamilelik şansı  hemen geri döner.Emziren annelerde hormonlu spiral kullanılabilir.
 

HORMONLU SPİRALLERİN YAN ETKİLERİ

Adetleriniz spirali çıkarıncaya kadar olmayabilir yani adetten tamamen kesebilir. Hormonlu spiral ile adet miktarı çok azalabilir.Lekelenme tarzında kanamalar olabilir.Uzun sürede akne, memelerde ağrı, başağrısı, folikül kistleri gelişebilir.
 

HORMONLU SPİRAL KİMLERE TAKILMAZ ?

Aktif tromboembolisi olan hanımlara takılmamalıdır. Hormonlu spiral migren tipi başağrılarında takıılmamalıdır.Bu tür hastalarda hormonlu spiralin başağrılarını arttırıcı etkileri olabilir.Tanı konmamış vajinal kanamalardaki klinik tabloyu baskılayabilir.Cinsel yolla geçen hastalıklara karşı koruyucu değildir.Dolayısıyla bu tür hastalıklar açısından risk taşıyan hastalara takılmamalıdır.Spiral takılacağı anda pelvik enfeksiyon geçiren hanımlara takılması, enfeksiyonun yayılmasını sağlayabileceğinden uygun olmamaktadır.Geçirilen aktif karaciğer hastalığı olanlarda hormonlu spiral takılmamalıdır. Mol gebelik geçiren hastalarda olası hastalık tekrarının teşhisini güçleştirebileceğinden dolayı takılması uygun olmayacaktır.Mevcut veya geçirilmiş meme kanseri öyküsü olan hastalarda uygun olmayabilir.Tedavi edilmemiş jinekolojik kanser öykülerinde takılmamalıdır.Doğum sonrası enfeksiyon geçiren hastalara erken evrede takılmaması gerekir.Rahim iç duvarının yapısını ileri derecede bozan myomlarda takılması güç olabilir.Hormonlu spiral depresyon arasında kuvvetli bir ilişki yoktur.
 

HORMONLU SPİRALİ ÇIKARTTIRMA NEDENLERİ

5 yıllık takip sonunda % 11 hasta kanama düzensizlikleri nedeniyle, % 5 hasta ağrı nedeniyle, %10 hasta daha farklı nedenlerle spirali çıkartmak  istiyor.Hormonlu spiral ile kilo alımı da  gözlenebiliyor.
 
HORMONLU SPİRAL AĞRI YAPAR MI ?
Hormonlu spiral ile kasık ağrısı olabilir.Olabilecek kanamalar esnasında  hafif ağrı gelişebilir.Yine her spiralde olabileceği gibi enfeksiyon ve hormonlu spiral kayması durumunda da ağrı olabilir.
 
HORMONLU SPİRALİ SİGORTAM KARŞILAR MI ?
Hormonlu spirale rapor çıkarılması gerekir. Yoğun kanama problemlerinde bu rapor rahatlıkla çıkarılabilir.
 
HORMONLU SPİRAL İLE HAMİLE KALINIR MI?
Hormonlu spiral ile gebe kalmak oldukça zordur.En iyi koruyan yöntemlerden biridir.Rahim iç duvarını çok incelttiği için gebe kalma riski çok düşüktür.
 
TÜPLERİN BAĞLANMASI 
En etkili korunma yöntemlerinden biridir.Laparaskopik tüp bağlama veya mini laparatomiyle tüp bağlama yapılabilir.En sık Pomeroy tekniği kullanılmaktadır. Her iki fallop tüpünün mekanik şekilde kapatılarak döllenmenin engellenmesi esasına dayanır.Çiftlerin her ikisinden de rızasına dair imza alıyoruz.Bu imza kesinlikle baskı altında alınmamalıdır
 
TÜP LİGASYONUNUN İYİ YANLARI
Gebeliği önlemede etkisi hemen başlar, başarısızlık oranı düşüktür (1000’de 1). Kontrasepsiyon sorununu ortadan kaldırır . Cinsel ilişkiyi etkilemez,  adet düzenini etkilemez. Gebelikten nerdeyse  %100 korur.
 
Belirli bir yaştan sonra sorunsuz  ve  güvenli cinsel ilişki isteyen çiftler için uygundur.
 
Bazen tüp bağlama ile beraber vajen sıkılaştırma operasyonu da tercih ettiğimiz bir ameliyat olur.Bu durumda sağlıklı ve güvenli bir cinsel hayatınız olabilir.
 
Tüp bağlamayı, hastanın bebek yapmasının yasaklandığı genç hastalarda da yapabiliyoruz.
 
Cinsel istismara uğraması muhtemel zihinsel engellilerin de tüpleri, sağlık kurulu raporuyla bağlanabilir.
 
TÜPLERİN BAĞLANMASININ KÖTÜ YANLARI
işlemden sonraki birkaç gün ağrılıdır. İnsizyon bölgesinde enfeksiyon ve hafif kanama oluşabilir. Gebelik gerçekleşirse ektopik gebelik olma olasılığı kontrasepsiyon kullanmayanlara oranla çok yüksektir . Ameliyatın geri dönüşümü , tüplerin tekrar  açılması zordur.
 
ÖNCESİNDE BİLİNMESİ GEREKENLER NELER ?
Geri dönüşsüz bir yöntem olarak bilinmesi gerekir.
 
Hanımın ve eşinin, ailesini tamamladığından,bir daha asla çocuk istemediğinden emin olması gerekir.Ayrıca yaşayan çocukların ölümle sonuçlanabilecek hastalıklarının olmaması (ilerde tekrar bebek istenebilir) ,eşlerin aralarının iyi olması, ayrılık düşüncelerinin olmaması gerekmektedir.
 
TÜPLERİN TEKRAR AÇILMASI MÜMKÜN MÜDÜR ?
Tüplerin tekrar cerrahi olarak açılması  ihtimalinin olmadığı düşünülür.Eğer tekrar bebek istenecekse tüp bebek yöntemleri gerekir.Tüplerin açılma işlemi mikrocerrahiyle yapılır ve pek de başarılı değildir.Ayrıca dış gebelik riski taşır.
 
TÜPLERİN BAĞLANMASINI HANGİ DURUMLARDA YAPMAK UYGUN DEĞİLDİR ?
30 yaş altındaki hastaların fikri ileriki yıllarda değişebilir.
 
Eşiyle resmi nikahı olmayan hanımların da bağlatmak istemesi yanlış olabilir.
 
Tüpler bağlandıktan sonra hastanın boşanıp yeniden evlenmesi, ikinci eşinden de çocuk istemesiyle sık karşılaşıyoruz.
 
Hastanın cerrahisinin zor olacağını düşündüğümüz durumlarda tüplerin bağlanması için bir operasyon uygun olmayabilir. Aşırı kilo,  yapışıklık olabileceğini düşündürecek ameliyat geçirenlerde  tüp bağlamayı ikinci sırada düşünebiliriz.
 
DİPNOT: Eğer ailenizi tamamladıysanız uygun ve korunma derdini unutacağınız  bir yöntem olabilir.Yine de hayatın ne  getireceği pek belli olmuyor.Kararınızı verirken iyi düşünün!
 
VAZEKTOMİ NEDİR ?
Vazektomi erkeklerde spermlerin transportunu sağlayan vas deferens denilen tüplerin bağlanmasıdır. Vaz deferens, skrotumun üst kısmından bulunur, kesilir ve bağlanır. Sperm daha ileriye geçemez, erkek semen üretmeye devam eder, cinsel işlev aynı kalır.
 
VAZEKTOMİNİN İYİ YANLARI NELERDİR ?
Cerrahi riski az,kısa operasyon süresi ile yapılabilen bir ameliyattır.Bazen lokal anesteziyle de yapılabilir.Yan etkisi olmayan bir yöntemdir.Çok güvenilirdir.
 
VAZEKTOMİNİN KÖTÜ YANLARI NELERDİR ?
2-3 gün rahatsızlık olabilir. Skrotumda ağrı, şişme, morarma, enfeksiyon ve skrotum içerisine kanama olabilir. Hemen etkili değildir. İlk 20  ejakülasyonda sperm bulunabilir. İlk 20 ejakülasyon süresince ya da 2 ay boyunca başka bir yöntem kullanılmalıdır. Geri dönüşümü yoktur. Vazektomi, testislerin alınması ya da çalışmaz duruma gelmesi demek olan kastrasyonla karıştırılmamalıdır.
 
KİMLERE VAZEKTOMİ YAPILIR ?
Başka çocuk istemediğinden emin olan, eşinin kesinlikle gebe kalmaması gereken, eşinin başka bir yöntemle korunamadığı ve kalıcı bir yöntemle korunmak isteyen erkeklere uygunabilir.
 
ACİL KONTRASEPSİYON ( ACİL KORUNMA YÖNTEMİ )
Korunmadan cinsel ilişki  ya da prezervatif kullanılıyorsa prezervatif  yırtılması gibi durumlarda acil kontrasepsiyon isteyebilirsiniz.
 
Beklenmeyen ve korunulmayan ilişkiden sonra spiral takılabilir.Spiral eğer gebelik oluştuysa bu gebelik ürününün rahime yerleşmesini engeller.
 
ERTESİ GÜN HAPI:
Korunmasız cinsel ilişki den sonraki 72 saat içinde kullanılmalıdır. 50 mcg etinil östradiol içeren KOK’lerden 2 ya da 30 mcg etinil östradiol içerenlerden 3 hap alınır. 12 saat sonra aynı doz tekrarlanır, uygun kullanımda etkinliği %98’dir.Bu konuda satılan  ertesi gün hapları da vardır.
 
Preven: ilişkiden sonraki 72 saat içinde alınmalıdır.12 saat arayla alınır.Bulantı yapabilir .Bu durumda bulantı giderici ilaçlar verilebilir.
 
Norlevo: Sadece progesteron içeren acil kontraseptiftir.12 saat arayla alınır.Artık üretilmemektedir.
 
Mifepriston: Progesteron hormonunun bağlandığı yerlere bağlanır.Rahim iç duvarının gelişimini bozar.Yumurtlamayı baskılayabilir.İlk 72 saatte tek doz alınır.Ülkemizde henüz bulunmamaktadır.
 
ELLA: 
ELLA tablet  acil doğum kontrol hapıdır ve korunmasız cinsel ilişkiden sonra kullanılabilir.
 
ELLA NE ZAMAN ALINIR ?
– Partnerinizin prezervatifi yırtılmışsa, ilişki sonrası vajen içinde kalmışsa, prezervatif kullanmayı unuttuysanız
– Doğum kontrol hapınızı birkaç sefer almayı unuttuysanız bu ilacı kullanabilirsiniz.
 
ELLA NASIL KORUR ?
Progesteron hormonunun etkinliğini değiştirerek gebeliği engellemeye çalışır.Yumurtlamayı engelleyerek ve rahim iç faktörlerini bozarak gebeliğin yapışmasını engeller. 
 
ELLA TABLET NE KADAR KORUR ?
ELLA tablet her zaman etkili değildir. Korunmasız cinsel ilişkiden 5 gün sonrasına kadar kullanmış olan 100 kadından yaklaşık 2 tanesi hamile kalabilir.
 
ELLA tablet uygulamasının normal bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılması uygun değildir.
 
ELLA TABLET NASIL KULLANILIR?
ELLA ERTESİ GÜN HAPI KULLANIMI 
Ertesi gün hapı mümkün olduğunca çabuk alınmalıdır.Korunmasız cinsel ilişkinin üzerinden 120 saat geçmeden ilacı almalısınız. ELLA, bir bardak su ile, aç ya da tok karnına alınabilir.
 
ELLA tablet’ i adet döneminizin herhangi bir anında kullanabilirsiniz.
ELLA tablet aldıktan sonra 3 saat içinde kusarsanız başka bir tablet almanız gerekebilir.
 
ELLA Tablet yani ertesi gün haplarının normal doğum kontrol hapları gibi kullanımı uygun değildir.
Halen doğum kontrol hapları gibi bir yöntem kullanıyorsanız ELLA tablet aldıktan sonra da doğum kontrol hapınıza devam edebilirsiniz, ancak bir sonraki adetinize kadar prezervatif gibi güvenli bir bariyer yöntemi kullanmalısınız.
ELLA tablet’ in güvenlik ve etkinliği, sadece 18 yaş ve üzeri kadınlarda araştırılmıştır. ELLA tablet 18 yaşından küçük kızlarda kullanılmamalıdır.
 
ELLA TABLETTEN SONRA CİNSEL İLİŞKİDE KORUNMAK GEREKİR Mİ?
ELLA tablet kullandıktan sonra  ilişkiye girdiğinizde prezervatif gibi güvenli bir bariyer yöntemi kullanmalısınız. Çünkü tekrar korunmasız cinsel ilişkiye girerseniz, ELLA bu konuda bir etki göstermeyecektir.
 
ELLA TABLET SONRASI KANAMA
ELLA tablet kullanımından sonra, birçok kadının adet kanaması beklenen zamanda gelir.Bazen adet kanaması erken veya geç başlayabilir. Eğer adetiniz 7 günden daha uzun gecikmişse veya kanamanız hafif veya yoğunsa ya da karın ağrısı, bulantı, kusma veya meme ağrısı gibi durumlar varsa bizim için önemli olabilir. 
ELLA sonrasında hamile kalınırsa, dış gebelik olasılığı da değerlendirilmelidir.Ella sonrası dış gebelik yaşanan kanamaya  rağmen olabilir.
 
ELLA TABLETİ SIK KULLANIRSAM NE OLUR ?
Acil doğum kontrol yöntemi,kullanılan bir yedek yöntemdir ve sık uygulanmamalıdır. ELLA tablette tekrarlayan  kullanımında güvenlik ve etkinlikle ilgili az sayıda bilgi mevcuttur. ELLA ilacı aynı adet döneminde bir kereden fazla kullanılmamalıdır.
 

KİMLER ERTESİ GÜN HAPI ALMAMALIDIR ?

Ella tabletin alınmaması gereken durumlar vardır.Bir karaciğer hastalığınız,şiddetli astımınız varsa bu durumu bizlere bildirmeniz gerekir.
 

ELLA ERTESİ GÜN HAPI YAN ETKİLERİ

Bulantı- kusma, karın ağrısı,karında rahatsızlık hissi, baş ağrısı, baş dönmesi olabilir.
Ağrılı adet kanaması, alt karın ve kalça bölgesinde ağrı, meme hassasiyeti görülebilir.
 
 

ELLA TABLET İLE EMZİRME

ELLA tablet anne sütüne geçer. Ella tablet alımından sonraki 1 hafta boyunca bebek emzirilmesi önerilmemektedir. Emzirme döneminde ELLA tablet almak zorunda kalacaksanız , bebeğinizi almadan hemen önce emzirmelisiniz. Bu süre boyunca sütünüzün kesilmemesi için sütünüzü pompalamalı ve atmalısınız.
 

ELLANIN YAN ETKİLERİ

ELLA alımından sonra hafif - orta şiddette baş dönmesi yaygın görülür;uyku hali  ve bulanık görme çok sık olmadan görülebilir; dikkat bozukluğu nadiren rapor edilmiştir.
 

PREZERVATİF 

PREZERVATİF KULLANIMININ YARARLARI

Doğum kontrolüne erkeklerin de katılımını sağlar. Kolay bulunur, pahalı değildir. AIDS ve pelvik enfeksiyon dahil cinsel yolla geçen hastalıklara  karşı koruma sağlar. 
 
Doğru kullanıldığında etkinliği yüksektir (ilk yıl başarısızlık oranı 100 kadın yılında 2-5). Erken boşalmanın önlenmesine yardımcı olabilir. Rahim ağzı  kanserinin önlenmesine yardımcı olabilir. Reçete veya  tıbbi muayene gerekli değildir.
 

PREZERVATİF KULLANIMININ ZORLUKLARI

Bazı çiftlerde cinsel ilişkide duyarlılığın azalmasına neden olabilir, cinsel ilişkiyi kesintiye uğratabilir. Sertleşmeyi güçleştirebilir.Her  ilişkide yeni bir kondom kullanılması gerekir.
 

PREZERVATİF NASIL KULLANILIR ?

Sertleşme  sonrasında  vajinal temas öncesinde takılır. Prezervatifin  ucunda bir rezervuar alanı  yoksa boşalma için 1-2 cm lik boşluk bırakılmalıdır. İlişki sonrası  meninin  vajinaya dökülmemesi için sertleşme kaybolmadan önce, kondom parmaklarla tutularak penis çekilmelidir. Kayganlaştırmak için vazelin, bebek yağı gibi maddeler kullanılmamalıdır.
 

KADIN KONDOMU:

İki poliüretan plastik halka arasında poliüretan plastikten yapılmış şeffaf kılıfdır. İlişkiden önce kapalı taraftaki küçük halka vajina içerisinde olabildiğince derine yerleştirilir. Açık taraftaki büyük halka vajinanın dışında kalır. İlişkiden 8 saat öncesine kadar yerleştirilebilir.
 

DİYAFRAM:

Serviksi örten, yuvarlak, kenarları daha sert, kauçuk bir araçtır .Vajene uygulanan spermisid jel veya kremle birlikte kullanılır. Spermisid madde, diyafram tarafından fiziksel olarak engellenemeyen spermleri öldürür. Jel ve kremlerin etkinliği aynıdır.
 
Doğru kullanıldığında etkinliği oldukça iyi olmakla birlikte, bariyer yöntemlerin etkinliği spiral ve hormonal yöntemlerden daha düşüktür.
 

SPERMİSİDLER

Spermi servikse ulaşmadan etkisizleştiren  ya da öldüren kimyasallardır (genellikle nonoxynol-9).
 
Tipleri; kontraseptif köpük (aerosoller), vajinal tablet, çözünebilen film, krem, jel.
 
Cinsel yolla geçen bazı hastalıklardan korunma sağlar, kayganlaştırıcı etkisi vardır, emziren kadınlar kullanabilir. Pahalıdır, etkinliği daha düşüktür.
 
Tüm vajinal spermisidlerin etkinliklerini korumaları için ilişkiden 6-8 saat sonraya kadar vajina içinde kalmaları gerekmektedir.
 

SPERMİSİD NASIL KULLANILIR ?

Köpüren tablet; ilişkiden 10 dakika önce vajen derinine yerleştirilir, etkinliği 1 saattir, her ilişki için yeni bir tablet açılmalıdır.
 
Krem/jel; bir uygulayıcı içine dolana kadar sıkılır, uygulayıcı ucu servikse değene kadar vajinaya sokulur, piston sıkılarak boşaltılır. Beklemeye gerek yoktur. Köpük; kullanmadan önce 20-30 kez çalkalanır, tüp dik tutularak uygulayıcı tüpün ağzına yerleştirilir, uygulayıcıya bastırınca köpükle dolacaktır, uygulayıcıdaki köpük yukarda anlatıldığı gibi sıkılarak uygulanır.
 
Film; ilişkiden 5 dakika önce orta parmakla vajen derinine yerleştirilir, film kendiliğinden absorbe olur.
 

DOĞAL KORUNMA YÖNTEMLERİ

Kurallara uyulmadığında başarısızlık oranı yüksektir. (İlk yıl gebelik oranı her 100 kadın yılı için 10-30’dur). Yöntemlerin öğrenilmesi 2-3 siklus sürer. Vücut ısısını, servikal mukusu, menstrüel siklusu değiştiren herhangi bir olay yöntemi  güvensiz  kılar.
 
TAKVİM YÖNTEMİ
Düzenli menstrüel siklus olması gerekir. Ovulasyonun, bir sonraki menstrüel perioddan önceki 14. günde olacağı varsayımı esasına dayanır. Normalde yumurtanın ovülasyondan sonraki 14-24 saat arasında döllenebileceği ve spermin,  kadının vajinal kanalı ve/veya uterusunda sadece 24-72 saat canlı kalabileceği  düşünülerek hesaplanır.
 
TAKVİM YÖNTEMİNİN KÖTÜ YANLARI
Cinsel perhiz süresinin hesaplanması için daha önceki 6 menstrüel siklus süresinin bilinmesi gerekmektedir. Kadının siklus uzunluğunu etkileyebilecek faktörler hesapların hassas  olmasını  engeller.Çok genç yaştaki kadınlara, düşük ve doğum sonrasında, menapoza yakın dönemlerde asla önerilmez.
 
BAZAL VÜCUT ISISI YÖNTEMİ:
Mentrüel siklusun ilk gününden başlayarak, kadın her sabah aynı saatte oral olarak vücut ısısını ölçer. İlk 10 günde ölçülen “normal” ısıların en yüksek olanının 0.1  C üstünden bir çizgi çeker. Buna “ısı çizgisi” denir. İnfertil dönem, ısı çizgisi üzerinde ardarda gelen 3. ısının kaydedilişinin akşamında başlar.
 

SERVİKAL MUKUS YÖNTEMİ:

Sekresyonların farkedildiği günden itibaren ilişkide bulunulmaz. Sekresyonların en kaygan, uzatılabilir ve ıslak olduğu gün doruk kabul edilir. Bu günden 4 gün sonraya kadar ilişki kurulmaz ya da bariyer metodu kullanılır.
 
  • Korunma aşıları
  • Zona pellicuda aşıları
  • Anti LHRH/GnRH aşıları
  • Anti HCG aşıları
  • Antisperm aşılar
 

EMZİREN ANNELERDE SÜT KORUMASI OLURMU ?

Emziren kadınlarda yumurtlama fonksiyonları bir süre bastırılır. Bebek sık sık emziriliyorsa, altı aylıktan küçükse,yeterince çok hacimde süt verilebiliyorsa süt koruması denilen durum gerçekleşebilir.Fakat bu yöntem güvenilir değildir.
 
Yeni doğum yapmış kadında korunma yöntemi olarak prezervatif, spiral, tüp bağlama, sadece progesteron içeren yöntemler uygulanabilir.Sadece progesteron içeren yöntemler olarak mini pill, depo provera, kol içi implantlar kullanılabilir.
 

GENÇ KIZLARDA DOĞUM KONTROL YÖNTEMİ NE OLMALI?

Genç hanımlarda doğum kontrol hapları veya prezervatif kullanımı uygun olabilir.Kalıcı ve uzun süreli yöntemler çok uygun değildir.Doğum kontrol hapı kullanamayanlarda enjektabl yöntemler kullanılabilir.( Mesigyna gibi ) 
 
Progesteron içeren korunma yöntemleri ve kol içi implantlar ilk seçenek olmamalıdır.
 

MENOPOZ DÖNEMİNE YAKIN GEBELİKTEN KORUNMA

40 yaş kadınların % 50 si doğurma kapasitesine sahiptir.40-44 yaş arası kadınların % 10 u 1 yıl içinde gebe kalabilir.45-49 yaş arası % 2-3 kadın,  bir yıl içinde gebe kalabilir. 45 yaş 1 yıl hiç adet görmeyen kadında,  yumurtlama yaşanan adet görme oranı % 10 ‘dur.
 

MENOPOZA GİRDİKTEN SONRA KORUNMA GEREKLİ MİDİR ?

50  yaşından sonra menopoza girildiyse 1 yıl ,50 yaşından önce menopoza giren hastalarda 2 yıl daha korunmak gereklidir.
 
KEMİK ERİMESİNDE KORUNMA YÖNTEMİ NE OLMALI?
Doğum kontrol hapları kemik mineral dansitometrisini arttırır, osteoporozdan koruyabilir.Doğm kontrol hapının kullanılmaması gereken bir durum varsa spiral veya tüplerin bağlanması doğru olur.
 
Menopoz öncesindeki hastaya genel durumu, eşlik eden hastalıkları ve hastanın beklentisi sorularak ortak karar vermek gerekir.

Gebelikte Beslenme

Gebelikte Beslenme Antalya | Op. Dr. Güray Ünlü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Gebelikte Doğru Beslenmenin Önemi

Gebelik, kadının yaşamındaki en özel ve en hassas dönemlerden biridir. Bu süreçte annenin beslenme düzeni sadece kendi sağlığını değil, bebeğin gelişimini de doğrudan etkiler.
Doğru ve dengeli beslenme, bebeğin organ gelişimi, beyin fonksiyonları, doğum ağırlığı ve bağışıklık sistemi üzerinde belirleyici rol oynar.
Antalya’da hizmet veren Op. Dr. Güray Ünlü, gebelik sürecinde anne adaylarının bireysel ihtiyaçlarına göre oluşturulan bilimsel temelli beslenme programları ile anne ve bebek sağlığını korumayı hedeflemektedir.


Gebelikte Vücutta Meydana Gelen Değişiklikler

Gebelik süresince kadın vücudu hem hormonal hem metabolik açıdan büyük değişiklikler geçirir.
Bu değişimler enerji, vitamin ve mineral ihtiyacını artırır:

  • Kan hacmi %30-40 oranında artar

  • Böbrek ve karaciğer fonksiyonları farklı çalışmaya başlar

  • Metabolizma hızı yükselir

  • Bağışıklık sistemi dengeli çalışmak zorundadır

  • Kalsiyum, demir, folik asit ve B12 vitamini ihtiyacı artar

Bu nedenle gebelikte “iki kişilik yemek” değil, “iki canlı için dengeli beslenmek” esastır.


Gebelikte Günlük Beslenme Düzeni Nasıl Olmalı?

Antalya’da Op. Dr. Güray Ünlü, anne adaylarına kişisel özelliklerine, gebelik haftasına ve kilo kontrolüne göre özel beslenme planları önerir.
Genel olarak günlük beslenme şu şekilde olmalıdır:

  • 3 ana + 3 ara öğün düzeni

  • Taze sebze, meyve, tam tahıllar, süt ürünleri ve protein kaynaklarının dengeli tüketimi

  • Rafine şeker, aşırı tuz ve hazır gıdalardan kaçınma

  • Günde en az 8-10 bardak su tüketimi

  • Düzenli hareket ve yürüyüş


Gebelikte Alınması Gereken Temel Besin Grupları

1. Protein

Bebeğin hücre ve doku gelişimi için gereklidir.
Kaynaklar: Et, tavuk, balık, yumurta, süt, yoğurt, peynir, mercimek, nohut, kuru fasulye.

2. Karbonhidrat

Vücudun enerji ihtiyacını karşılar.
Kaynaklar: Tam tahıllı ekmek, bulgur, yulaf, kepekli makarna.

3. Yağlar

Beyin gelişimi ve hormon üretimi için önemlidir.
Kaynaklar: Zeytinyağı, avokado, ceviz, badem, keten tohumu.

4. Vitamin ve Mineraller

  • Demir: Kansızlığı önler (Kırmızı et, yeşil yapraklı sebzeler).

  • Kalsiyum: Kemik ve diş gelişimi (Süt, yoğurt, peynir).

  • Folik Asit: Nöral tüp defektlerini önler (Yeşil sebzeler, baklagiller).

  • B12: Sinir sistemi gelişimi (Et, yumurta, süt).

  • C Vitamini: Demir emilimini artırır (Portakal, kivi, yeşil biber).


Gebelikte Kaç Kalori Alınmalıdır?

Kalori ihtiyacı gebelik haftasına ve annenin kilosuna göre değişir:

  • 1. Trimester (0–13 hafta): Ek kalori gerekmez.

  • 2. Trimester (14–27 hafta): Günde yaklaşık +300 kcal.

  • 3. Trimester (28–40 hafta): Günde yaklaşık +450 kcal.

Amaç aşırı kilo almak değil, bebeğin gelişimini destekleyecek dengeli artışı sağlamaktır.
Antalya’da Op. Dr. Güray Ünlü, gebelik sürecinde kilo kontrolü ve beslenme takibini düzenli olarak yapmaktadır.


Gebelikte Kaçınılması Gereken Yiyecek ve İçecekler

Bazı gıdalar anne ve bebek sağlığı açısından risk oluşturabilir. Aşağıdakilerden uzak durulmalıdır:

  • Çiğ veya az pişmiş et ve yumurta (Toksoplazma riski)

  • Pastörize edilmemiş süt ve peynirler

  • Aşırı kafein (günde 1 fincandan fazla kahve önerilmez)

  • Hazır paketli gıdalar, işlenmiş etler, cips ve fast-food ürünleri

  • Fazla tuz ve şeker içeren yiyecekler

  • Balık tüketiminde civa oranı yüksek türler (orkinos, kılıçbalığı)


Gebelikte Su Tüketiminin Önemi

Gebelikte artan kan hacmi ve böbrek fonksiyonları nedeniyle vücut sıvı ihtiyacı artar.
Günde en az 2-2.5 litre su içilmelidir.
Yeterli su içmek;

  • Kabızlık,

  • İdrar yolu enfeksiyonu,

  • Ödem (şişlik)
    gibi sorunların önlenmesinde yardımcı olur.


Gebelikte Alınması Gereken Takviyeler

Tıbbi gözetim olmadan vitamin-mineral desteği alınmamalıdır. Ancak hekim önerisiyle şu takviyeler sıklıkla kullanılır:

  • Folik Asit (400–800 mcg/gün): Gebelik planlayan veya ilk trimesterde olan kadınlarda zorunludur.

  • Demir (30–60 mg/gün): Kansızlığı önlemek için ikinci trimesterden itibaren başlanır.

  • Kalsiyum (1000–1200 mg/gün): Özellikle süt ürünleri az tüketenlerde önerilir.

  • D Vitamini: Güneşlenme yetersizse destek alınabilir.

Antalya’da Op. Dr. Güray Ünlü, her hastasının kan değerlerine göre kişiselleştirilmiş takviye planları hazırlamaktadır.


Gebelikte Sık Karşılaşılan Beslenme Sorunları

1. Bulantı ve Kusma

Özellikle ilk 3 ayda sık görülür.
Küçük ve sık öğünler, açık havada yürüyüş ve sabah yataktan kalkmadan önce kraker gibi hafif gıdalar tüketmek faydalıdır.

2. Kabızlık

Artan progesteron hormonu bağırsak hareketlerini yavaşlatır.
Lifli gıdalar (yulaf, sebze, kuru kayısı) ve bol su tüketimi önerilir.

3. Mide Yanması ve Reflü

Büyüyen rahim mideye baskı yapar.
Yemeklerden sonra uzanılmamalı, gazlı içeceklerden kaçınılmalıdır.

4. Kansızlık

Demir ve folik asit eksikliğine bağlı gelişebilir.
Kırmızı et, ıspanak, kuru üzüm ve yumurta tüketimi artırılmalıdır.


Gebelikte Beslenme Hakkında En Çok Sorulan Sorular

1. Gebelikte kaç kilo alınmalıdır?
Ortalama 9–14 kg idealdir. Zayıf gebelerde bu oran biraz daha fazla olabilir.

2. Gebelikte balık yenir mi?
Evet, haftada 1–2 kez düşük civa içeren balıklar (somon, sardalya, hamsi) tüketilebilir.

3. Gebelikte çay ve kahve içilebilir mi?
Evet, ancak kafein miktarı günlük 200 mg’ı geçmemelidir (yaklaşık 1 fincan kahve veya 2 bardak çay).

4. Tatlı ihtiyacı nasıl kontrol edilir?
Meyve, yulaflı sütlü tatlılar veya hurma tercih edilmelidir.

5. Gebelikte vejetaryen beslenme olur mu?
Olabilir, ancak protein, B12 ve demir desteği şarttır. Hekim kontrolü önemlidir.


Gebelikte Beslenmede Antalya’da Uzman Desteği

Gebelikte beslenme, her anne adayı için aynı değildir. Kilo durumu, yaş, önceki gebelik öyküsü ve mevcut sağlık problemleri (örneğin diyabet, hipertansiyon, tiroid hastalıkları) beslenme planını değiştirir.
Antalya’da Op. Dr. Güray Ünlü, gebelik boyunca hem diyet planlaması hem de düzenli kontroller ile anne-bebek sağlığını yakından izlemektedir.


Sonuç: Sağlıklı Gebelik İçin Bilinçli Beslenme Şarttır

Gebelikte doğru beslenme, sağlıklı bir bebek ve rahat bir doğumun temelidir.
Aşırı kilo artışı da, yetersiz beslenme de anne ve bebek için risklidir.
Antalya’da Op. Dr. Güray Ünlü, gebelikte beslenme ve takip süreçlerinde güvenilir, bilimsel ve bireysel yaklaşımlar sunarak anne adaylarının sağlıklı bir doğuma hazırlanmasına yardımcı olmaktadır.

Bu web sitesindeki içerikler tamamen  tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Sağlık probleminizin çözümü için doktor muayenesi gerekmektedir. Bu sitedeki bilgilerin hekim kontrolü olmaksızın uygulanması durumunda oluşabilecek her tür şikayet ve durumdan Op.Dr. Güray Ünlü sorumlu değildir. Bu sitede yer alan bilgiler hiçbir tıbbi işleme veya evde uygulamaya dayanak oluşturmaz. Kadın doğum ve jinekolojik konularda bilgilendirme amaçlı kişisel blog amacıyla, reklam/tanıtım amacı gütmeyen, ticari nitelikte olmayan bir web sitesidir. Bahsi geçen uygulamaların Op.Dr. Güray Ünlü Muayenehanesi`nde uygulandığı anlamı çıkarılamaz. Cerrahi işlemler SGK kapsamı dışında özel hastane şartlarında yapılmaktadır. Bu siteyi ziyaret edenlerin bu uyarıları okuyup anladığı ve kabul ettiği varsayılır. Bu uyarıları kabul etmiyorsanız bu siteden çıkmak için hemen tıklayınız.